

Yeni Bakış Web TV’deki mecburi ara nedeniyle bir süre köşe yazıları ile derdimizi anlatmaya çalışacağım. Usta köşe yazarları gibi olmasa da umarım yazılarım anlaşılır ve yararlı olur.
Gıynık Gazetesi haberine göre, Maliye Bakanlığı’nın 2025 yılının ilk yarısı sonunda toplam iç borç stoku 13 milyar 229 milyon TL düzeyinde saptandı.
Ülke nüfusu bilinmediği için seçmen sayısına bu borç paylaştırılınca, seçmen başına borcumuz 61 bin TL çıktı.
Ortaya çıkan bu tablo aslında ülke ekonomisinin ne kadar sürdürülemez bir durumda olduğunu apaçık ortaya koyuyor
Sorun sadece her ay artarak devletin yaptığı yeni borçlanmalar değil. Yapılan borçlanma ile ileriye dönük ülke gelişimine, üretimine dolayısı ile sürdürülebilir ülke ekonomisine yatırım yapmada kullanılsa bir ümidimiz olurdu.
Ancak yapılan borçlanmaların üretimi, ihracatı artıracak yeni yatırımların ve dolayısı ile istihdamın önünü açacak yerlere yapılmadığını gördüğümüz için mevcut ekonomik tablonun her geçen gün daha da kötüye gideceğini rahatlıkla tahmin edebiliriz.
Bulunduğumuz noktada ülkemiz insanları yaşamlarını yüzde 95 ithal, yüzde 5 yerli üretimle geçirdiği gerçeğinden hareketle, üstelik ülkeye sıcak para akışı sağlayan turizm, eğitim ve hatta emlak sektörlerindeki gerilemeleri de dikkate alırsak Hükümetin icraatlarını da daha bir rahatlıkla anlayabiliriz.
UBP-DP-YDP Hükümetlerinin son 5 yıllık icraatlarına baktığımız zaman, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ekonomi ile ilgili çabalarının yok denecek derecede olduğunu söyleyebiliriz. UBP-DP-YDP Hükümetlerinin çalışmaları hep, “en kısa yoldan daha çok para” şeklinde olmuştur.
İşte bu nedenle;
Daha çok kumarhane
Daha çok kara para aklama
Daha çok inşaat
Daha çok ülkeye ait değerlerin elden çıkarılması
Ve az emekle çok para işleri hep öncelikleri olmuş ve tüm mali ve ekonomik planlarını bu şekilde yapmışlardır.
Ancak Hükümetin bu yaklaşımı ülkede birçok yeni sorunları da beraberinde getirirken beklenen karşılık da pek alınamadı.
Karşılık alınmadı çünkü alınabilseydi Maliye Bakanlığı her ay sadece maaş ödeyebilmek için borçlanma yolunu seçmezdi.
Kötü hatta olmayan ekonomi politikaları ve yönetimi Maliye Bakanlığı kasasının tamtakır olmasına neden olurken, “tanınmamışlığın avantajları” kullanılarak girişilen ve Uluslararası Hukukta suç sayılan işler de ters tepmiş durumda.
Şu anda sadece namuslu vatandaşlardan ve işletmelerden alınan vergiler, fonlar, harçlar ile yoluna devam etmeye çalışan KKTC Maliyesi batmıştır ve sürdürülebilir değildir.
KKTC’yi eğer bir şirkete benzetirsek ve durumu kötü olduğu için başına bir kayyum atanmış olsaydı, kayyum az biraz kontrolden sonra, “bu şirketin yapısı sürdürülebilir değil” diyerek kapısına kilit vurulmasını “ACİL” koduyla ilgililere bildirirdi.
Son olarak Turizmin her yıl gerilediği, üniversitelerin sürekli kan kaybettiği, çiftçinin, hayvancının, küçük sanayicinin görmezden gelindiği, kısacası mal ve hizmet üreten, ülkeye sıcak para akışını sürekli üstelik yasal bir şekilde sağlayan kesimlerin sorunları giderilerek sürdürülebilir bir yapı oluşturulamazsa Maliye Bakanlığı’nın borçlanması artarak devam edecektir.