DOLAR 46,6600 0.12%
EURO 53,1528 0.09%
ALTIN 6.130,131,67
BITCOIN 28083930.76869%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

yenibakis

yenibakis

12 Haziran 2026 Cuma

    İKD’den “Emeğin cinsiyeti yok! Kadın Emeği ve Yasal Güvenceler” paneli

    İKD’den “Emeğin cinsiyeti yok! Kadın Emeği ve Yasal Güvenceler” paneli
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    İş Kadınları Derneği (İKD) “Emeğin Cinsiyeti Yok! Kadın Emeği ve Yasal Güvenceler” başlıklı panel düzenledi.

    Dernekten verilen bilgiye göre, İş Kadınları Derneği Köşkü’nde Çarşamba akşamı düzenlenen etkinlikte, kadın emeğine ilişkin yasal güvenceler ve cam tavan olarak adlandırılan iş hayatındaki görünmez engeller ele alındı.

    Moderatörlüğünü Pınar Taş’ın üstlendiği panelde, Av. Çise Atlas ve LTB Kadın Sığınma Evi Koordinatörü Dr. Ömür Yılmaz sunum yaptı.

    Atlas, sunumunda, kadın emeğinin hukuki boyutu, yasal mevzuatlar ve çalışan kadınların hakları konusunda hukuki çerçeveyi aktardı.

    Yılmaz ise sahadaki deneyimlerini paylaşarak, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların maruz kaldığı sosyo-ekonomik zorluklara karşı geliştirilmesi gereken kurumsal destek mekanizmalarına dikkat çekti.

    Panelde, kadınların iş gücüne katılımının artırılması ve haklarının güvence altına alınması için atılması gereken somut adımlar vurgulandı. Etkinlik, soru-cevap bölümüyle son buldu.

    Devamını Oku

    “Modern Nicosia” sergisi, yarın İplik Pazarı’nda izleyiciyle buluşuyor

    “Modern Nicosia” sergisi, yarın İplik Pazarı’nda izleyiciyle buluşuyor
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Lefkoşa’nın kuzey ve güneyindeki modern mimarlık mirasına dair farkındalık yaratmayı amaçlayan “Modern Nicosia” sergisi, yarın İplik Pazarı’nda izleyiciyle buluşuyor.

    Kültürel mirasın korunması amacıyla çalışan uluslararası sivil toplum örgütü Europa Nostra tarafından Lefkoşa’da düzenlenen 2026 Avrupa Kültürel Miras Zirvesi kapsamında, mayıs sonunda güney Lefkoşa’da açılan sergi, iki haftalık bir sürenin ardından bu hafta sonu Lefkoşa’nın kuzeyine taşınıyor.

    Lefkoşa’nın her iki tarafından da seçilmiş 20’si sur içi ve diğer 20’si sur dışında yer alan 40 binayı odağına alan sergi, modern mimarlığın farklı dönemlerinin şehrin kentsel peyzaj ve kimliğini nasıl şekillendirdiğine ışık tutuyor. Sergi, bu modern yapıların öyküsünü fotoğraflar, çizimler ve bilgi notlarıyla aktarıyor.

    Proje, Europa Nostra himayesindeki Lefkoşa Miras Merkezi (Europa Nostra Nicosia Hub) ve merkezin bileşenleri arasında yer alan Lefkoşa Türk Belediyesi ve Kıbrıs Türk Mimarlar Odası tarafından destekleniyor. Sergi, sıkılıkla göz ardı edilen modern mimarinin kültürel miras unsuruna, niteliğine ilişkin farkındalığı artırarak, modern yapıların ihmal edilmesinin önüne geçebilmeyi ve bu mirasının korunmasını destekleyecek politikalara ilham sağlamayı hedefliyor. 

    İplik Pazarı’nda açılışı yarın saat 19.00’da yapılacak sergi, 30 Haziran tarihine kadar gezilebilecek.

    Türk Ajansı Kıbrıs, “Modern Nicosia” projesinin koordinatörlerinden ve Europa Nostra Lefkoşa Miras Merkezi yönetim kurulu Kıbrıslı Türk üyesi de olan Kent Araştırmacısı Özlem Ünsal ile sergi hakkında konuştu.

    -“Amaç Lefkoşa’nın modern mimarlık mirasına dair farkındalık yaratmak”

    Ünsal, 2026 Avrupa Kültürel Miras Zirvesi kapsamında Kıbrıslı Rum Mimar Natalie Neophytou ile birlikte koordinatörlüğünü yürüttüğü “Modern Nicosia” projesinin Lefkoşa’nın her iki tarafındaki modern mimarlık mirasına dair farkındalık yaratmayı amaçladığını söyledi.

    Lefkoşa’nın modern mimarisine dair arşiv eksikliği olduğunu ve bu yapıların korunmadığını belirten Ünsal, “Bugün harekete geçip, sözlü tarih ve arşiv taraması yoluyla şehrin bu modern yapıları hakkında bilgi edinmezsek bu binalar çok hızlı bir şekilde ortadan kalkabilir düşünesiyle bu projeyi geliştirdik” dedi.

    Ünsal, altı ay içinde, iki taraftan disiplinler arası bir çalışma ekibi tarafından hazırlanan serginin, şehrin her iki tarafından da seçilmiş 20’si sur içi ve diğer 20’si sur dışında yer alan 40 binayı odağına alarak modern mimarlığın farklı dönemlerinin Lefkoşa’nın kentsel peyzajını nasıl şekillendirdiğini anlatma gayretinde olduğunu söyledi.

    – “Şehir genelinde modern mimarlık yapıları süreklilik arz eden bir şey”

    Serginin, Lefkoşa’nın her iki yakasındaki modern mimarlık mirasını, “Kültürel mirasın ortak bir bileşeni” olarak öne çıkarmayı amaçladığını belirten Ünsal, “Lefkoşa’nın modern mimarlık mirası aslında bölünmemiş bir şehri anlatıyor, çünkü kentin kuzeyi ve güneyindeki modern mimari yapılar aslında oldukça benzer. Şehir genelinde Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum mimarların elinden çıkan modern yapıların kurduğu bir tür süreklilik var. O bakımdan şu andaki bölünmüşlüğü aşan da bir tarafı var.” dedi.

    Bu yapıların bir diğer ortak özelliğine işaret eden Ünsal, “Osmanlı dönemi ve sömürge dönemi yapılarının aksine yerel modernler, gerçekten Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum mimarların elinden çıkma yapılar. Onların sözünün ediliyor olması bu bağlamda bizim için önemliydi.” şeklinde konuştu.

    -“Modern mimari yapılar koruma altında değil, ortadan kaldırılabilme riski var”

    Bu yapıların bir diğer ortak özelliğinin ise hukuken koruma altında olmamaları olduğunu belirten Ünsal, “Her iki tarafta da bu yapılar keyfi bir şekilde veya kentlerin gelişim eğilimlerine göre ortadan kaldırılabiliyor” dedi. Ünsal, bu çalışmayı söz konusu yapıların değerini anlatabilmek için önemli bir fırsat olarak gördüklerini söyledi.

    Korunma altında olmayan modern yapıların özellikle tehlike altında olduğunu ifade eden Ünsal, “Yerel modern mimarların yapılarının korunmaması halinde biz bir 20 yıl sonra ‘Burası bir Abdullah Onar, Ahmet Vural Behaeddin, Tuna Veysi yapısıydı’ diyebilecek miyiz?” diye sordu.

    Serginin, geniş bir yelpazede çeşitlenen işlevlere sahip binaları içerdiğini belirten Ünsal, mimar Osman Saner’in tasarladığı Bel-Kola ve Burhan Atun’un tasarladığı Sabri Orient Otel’in çalışmada yer aldığını kaydetti. Ünsal, uzun zamandır reklam panolarıyla örtülmüş, göz önünden kaldırılmış bu yapıların, aslında kentin modern mimarlık mirasının çok güzel örnekleri olduğunu ifade etti.

    Özellikle Bel-Kola fabrikasının kendisi için ayrı bir önem taşıdığını ifade eden Ünsal, fabrikanın tasarlandığı dönemde reklamlarında gazoz şişesiyle birlikte binanın resmini de kullanıldığını söyleyerek, “Yapacağı binayla da iftihar eden bir kurumdan bahsediyoruz. Çocukken, Girne’den Lefkoşa’ya dönerken fabrikanın üretim alanını cam cephenin yardımıyla izleyebiliyordum. O bana çocuk halimle bile burada yapılan üretimle ilgili bir tür onur duygusu verirdi. O duyguyu hatırlıyorum. O yüzden yıllardır oranın o şekilde kapalı durması beni üzebilen bir konu. Sabri Orient de benzer bir durumda…” dedi.

    – Mimarsız yapılar…İlk Atleks binası

    Farklı mimarların eserlerinin çalışmada yer aldığını belirten Ünsal, bu çalışmada mimarsız yapı örneklerine rastladıklarını da belirtti. Sergide yer alan ilk Atleks binasının mimarsız bir yapı olduğunu, bu çalışmayla söz konusu yapının çizimlerinin avukat Ümit Süleyman’ın kâtibi tarafından yapıldığı bilgisini edindiklerini aktardı.

    Ayrıca, İplik Pazarı’nda yer alan eski Türk Cemaat Meclisi, Çağlayan’da Abdullah Onar’ın ilk konut projesi olan Hüseyin Sarper Evi ve sur içinde yer alan ve yine bir Abdullah Onar yapısı olan Müride Fikri Alkan Evi, Ahmet Vural Behaeddin sur içinde yer alan ve bir dönem poliklinik olarak da kullanılan Kuruçeşme Konutları, Abdi Çavuş’taki eski genel hastane, Çağlayan’da bulunan Çağlayan Gazinosu,  Adem Kader’in eski tekstil fabrikası, eski Lefkoşa Kız Lisesi ile Saray Otel de çalışmada yer alıyor.

    – İplik Pazarı’ndaki Eski Türk Cemaat Meclisi binası…

    Pek çok kişinin bu yapılara aşina olsa da hakkında yeterli bilgiye sahip olamadığını belirten Ünsal, İplik Pazarı’ndaki Eski Türk Cemaat Meclisi binasının Saray Otelin mimarları tarafından tasarlandığı yönünde bazı varsayımlar bulunduğunu ama bu bilgilerin doğru olmadığını teyit ettiklerini belirtti.

    Ünsal sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Evkaf arşivlerine göre bu yapı Türkiye’deki vakıflar idaresinde de görev yapmış üç Türk mimar tarafından tasarlandı ve en başından bir iş hanı olarak planlandı. Hiçbir zaman yönetsel bir yapı olarak tasarlanmadı ama 1960 döneminde görünen lüzum üzerine böyle bir ihtiyaca adapte edilebildi. Şimdi mesela bu bilgiye sahip olmak önemli bir şey; kendi toplumsal tarihimiz ve yapılaşma kültürümüzle ilgili kayda değer bir şeyler öğrenmiş oluyoruz.”

    – “Regina sinemaları şehrin ilk klimalı ticari yapılarından biri”

    Ünsal şöyle devam etti:

    “Çalışmada şunu da tespit ettik: mesela kuzeyde kalmış Kıbrıslı Rum mimarlar tarafından tasarlanmış, belli tanışıklıklar, dostluklar üzerinden üretilmiş bazı yapılar ve güneyde kalmış Kıbrıslı Türklere ait ama Kıbrıslı Rum mimarlara sipariş edilmiş yapılar. Bu bilgiler aslında ortak mirasımıza dair değerlerimizi de keşfetmemize vesile oldu.  Tanışıklıklar üzerinden inşa edilen binalara Kıbrıslı Rum mimar Lucas Hadjilucas tarafından tasarlanan Çağlayan’daki Boyacı Apartmanı ile Arabahmet Camii’nin karşı köşesinde yer alan, mimar Panayiotis Stavrinides’in tasarladığı Münir Bey Apartmanı’nı örnek gösterilebilir.”

    Bu çalışmada, güneyde Regina sinemalarının bulunduğu binanın planlarına ulaştıklarında büyük bir heyecan yaşadıklarını belirten Ünsal, yapının kentin ilk klimalı ticari yapılardan biri olduğunu gördüklerini söyledi.

    Binanın planlarında klima çizimlerini görebildiklerini, reklamlarında da “Klimalı sinema” diye ifadelerin yer aldığına dikkat çeken Ünsal, “Bu, paylaşmaktan keyif aldığımız detaylardan yalnızca biri” ifadelerini kullandı.

    –  Bu yapıların koruması için ortaklaşmış bir kabul zemini oluşturulmalı

    Ünsal, bu projeyle, sıklıkla göz ardı edilen modern mimarlık yapılarının kültürel miras niteliğine ilişkin farkındalığı artırarak, söz konusu yapıların ihmal edilmesinin ve kademeli olarak yıpranmasının önüne geçebilmeyi amaçladıklarını söyledi.

    Ortak kültürel mirasa örnek teşkil eden yapıların korunabilmesi için her iki taraftan meslek odaları, belediyeler, arşiv merkezleri ve kültür kurumları arasında daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiği görüşünü paylaşan Ünsal, bu tür iş birliklerinin kültürel miras odaklı çalışan araştırmacılar için büyük fırsatlar yaratacağını belirtti.

    Ünsal, nitelikli araştırma olmadan, iyi uygulamalar veya etkili politika oluşturma için sağlam bir zemin kurulamayacağı görüşünü de paylaştı.

    Altı ay boyunca 40 binayı incelediklerini ama bunun bir başlangıç olduğunu anlatan Ünsal, Lefkoşalıların modern yapılara ilişkin bildiklerini paylaşmaya devam etmesinin önemine işaret etti.

    Ünsal, “Bu yapıların bizler için anlam ve değer ile yaşanmışlıkların taşıdığı bilgi, kente sahip çıkabilme kapasitemize muazzam bir katkıda bulunuyor” dedi.

    Ünsal, söz konusu yapıların ve benzerlerinin koruması için ortaklaşmış bir kabul zemininin oluşmaması halinde gelecekte kentin modern mimarlık kültürüne dair bir şey söyleyemeyecek duruma gelme ihtimaliyle karşılaşılabileceğini sözlerine ekledi.  

    Devamını Oku

    Dünya Türk İş Konseyi, iş insanları ve devlet yetkililerini Bakü’de buluşturdu: Etkinliğe Fikri Ataoğlu da katıldı

    Dünya Türk İş Konseyi, iş insanları ve devlet yetkililerini Bakü’de buluşturdu: Etkinliğe Fikri Ataoğlu da katıldı
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de devlet yetkilileri ve iş insanlarının bir araya geldiği etkinlik düzenlendi.

    AA’nın aktardığına göre Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) ile ortaklaşa düzenlenen etkinliğe Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu,  KKTC Bakü Temsilcisi Büyükelçi Ufuk Turganer, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün, TÜRKPA Genel Sekreteri Büyükelçi Ramil Hasan, Türk kurum ve kuruluşların temsilcileriyle iş insanları katıldı.

    Büyükelçi Akgün, etkinlikte yaptığı konuşmada, Türk dünyasının küresel jeopolitik ve jeoekonomik dönüşüm sürecinde stratejik öneminin arttığını belirterek, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altında geliştirilen işbirliği modelinin 21. yüzyılın yükselen ortaklık vizyonunu temsil ettiğini söyledi.

    Akgün, dünyanın köklü dönüşüm sürecinden geçtiğini, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiğini, enerji güvenliği, dijitalleşme ve teknolojik rekabetin uluslararası ilişkilerin merkezine yerleştiğini ifade etti.

    Türk dünyası coğrafyasının artan stratejik önemiyle öne çıktığını vurgulayan Akgün, Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasında köprü niteliği taşıyan bu geniş coğrafyanın enerji kaynakları, genç ve dinamik nüfusu ile büyüyen ekonomileri sayesinde küresel ölçekte daha görünür ve etkin bir konuma geldiğini belirtti.

    Akgün, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in öncülüğünde TDT bünyesinde ortaya konulan işbirliği vizyonunun büyük önem taşıdığını ifade ederek, ulaştırmadan ticarete, eğitimden dijital dönüşüme kadar geniş alanda geliştirilen ortak girişimlerin üye ülkeler arasındaki dayanışmayı güçlendirdiğini söyledi.

    İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarının bugün de Türk dünyasının geleceğine ışık tuttuğunu dile getiren Akgün, “Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında vücut bulan bu vizyonu 21. yüzyılın yükselen işbirliği modeli olarak görmekteyiz.” ifadesini kullandı.

    İş dünyaları arasındaki dayanışmanın, karşılıklı ticaretin ve yatırımların artırılmasının bu sürecin en kritik unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Akgün, DTİK, Türkiye ile yurt dışındaki Türk kökenli ve Türk dostu iş insanlarını bir araya getirerek ticari, ekonomik ve kültürel bağların güçlenmesine katkı sağladığını kaydetti.

    Akgün, Türk dünyasının ortak akıl, ortak dil, ortak vizyon ve ortak irade etrafında şekillenecek geleceğe sahip olduğuna inandığını, bu hedef doğrultusunda işbirliğinin daha da güçleneceğini vurguladı.

    – Türk devletlerinin dayanışması güçlü sonuçlar doğuracak

    TÜRKPA Genel Sekreteri Hasan, 1926 yılında Bakü’de düzenlenen Türkoloji Kurultayı’nın Türk dünyasının birlik fikrinin temelini attığını belirterek, bugün TDT çatısı altında hayata geçirilen projelerin kökeninin bu kurultaya dayandığını söyledi.

    Türk Devletleri Teşkilatının bugün başarıyla faaliyet gösterdiğini dile getiren Hasan, devlet başkanları tarafından kabul edilen “2040 Türk Dünyası Vizyonu”nun ekonomi, siyaset ve bilim alanlarında ortak hedefler ortaya koyduğunu anlattı.

    Hasan, Semerkant’taki Devlet Başkanları Zirvesi’nde ortak Türk alfabesiyle basılan eserlerin tanıtıldığını hatırlatarak, Türk devletlerinin ortak alfabe konusunda önemli aşamaya geldiğini ve bunun gelecek nesillerin birbirine daha da yakınlaşmasına katkı sağlayacağını vurguladı.

    Şuşa Beyannamesi’nin Türk dünyasının birlik sürecindeki önemine işaret eden Hasan, Kafkas İslam Ordusu’nun 1918’de Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesine verdiği desteğin ve Türkoloji Kurultayı’nın ortaya koyduğu birlik ruhunun bugün de yol gösterici olduğunun altını çizdi.

    Sovyet döneminde Türkoloji Kurultayı’na katılan çok sayıda aydının 1937-1939 yıllarında baskı ve katliamlara maruz kaldığını belirten Hasan, bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetlerinin 1990’lı yıllardan itibaren yeniden ortak çalışmalar yürütme imkanı elde ettiğini söyledi.

    Türkiye’nin Türk dünyasındaki rolünün önemine dikkati çeken Hasan, Türk devletlerinin dayanışma içinde hareket etmesinin siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda daha güçlü sonuçlar doğuracağını vurguladı.

    – Türk ve Azerbaycan şirketlerinin işbirliklerini üçüncü ülkelere taşıması hedefleniyor

    DTİK Azerbaycan Temsilcisi Barış Altıparmak, DTİK’in 90 ülkedeki temsilcilikleri ve iş dünyasından aldığı güçle Türk diasporasının desteklediği önemli bir yapı olduğunu belirterek, TDT 2040 Vizyonu doğrultusunda üye ülkeler arasındaki sosyal ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sunmaya hazır olduklarını ifade etti.

    Küresel dengelerin hızla değiştiği, belirsizliklerin arttığı ve dijital dönüşümün iş yapış biçimlerini yeniden şekillendirdiği bir dönemin yaşandığını dile getiren Altıparmak, Türkiye ile Azerbaycan’ın ortaya koyduğu “Biz birlikte güçlüyüz” anlayışının artık bölgesel bir söylemin ötesine geçerek küresel jeopolitik bir gerçeklik haline geldiğini söyledi.

    Bu çerçevede üçlü ülke işbirliklerinin öneminin her geçen gün daha iyi anlaşıldığını vurgulayan Altıparmak, çok sayıda Türk şirketine Hollanda, Kazakistan, İngiltere ve Çin başta olmak üzere çeşitli ülkelerden Azerbaycan’daki yatırım ve iş fırsatlarına yönelik işbirliği teklifleri geldiğini anlattı.

    Altıparmak, “Sürecin bir sonraki aşamasında Türkiye ve Azerbaycan şirketlerinin iş birliklerini üçüncü ülkelere taşımasını hedefliyoruz. Azerbaycan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri ile Azerbaycanlı firmaların kuracağı ortak girişimlerin dünyanın farklı bölgelerinde başarılı ekonomik projelere imza atmasını temenni ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “Biz birlikte güçlüyüz” anlayışına katkı sağlayan iş insanları, kurumlar ve tüm paydaşların büyük değer taşıdığına dikkati çeken Altıparmak, güçlü ekonominin ve güçlü Türk dünyasının ancak ortak hedefler etrafında birleşen aktörlerin işbirliği ve dayanışmasıyla mümkün olacağını kaydetti.

    Katılımcılar arasında iş görüşmeleri gerçekleştirilen programda Azerbaycanlı besteci ve piyanist Turan Manafzade konser verdi.

    Devamını Oku

    Diyabet Derneği, Diyabet Merkezi’ne endokrin uzmanı görevlendirilmesini talep etti

    Diyabet Derneği, Diyabet Merkezi’ne endokrin uzmanı görevlendirilmesini talep etti
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Diyabet Derneği, Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’ten Diyabet Merkezi’ne bir endokrin uzmanı görevlendirmesini talep etti.

    Diyabet Merkezi Başkanı Zühre Ustaoğlu, Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek ile görüşmelerine ilişkin açıklama yaptı.

    Dinçyürek ile dün  verimli bir toplantı yaptıklarını söyleyen Ustaoğlu, öncelikli olarak Diyabet Merkezi’ne bir endokrin uzmanı görevlendirilmesini talep ettiklerini belirtti.

    Diyabetlilerin  hastanede artık reçete yazdırma ve kan verme gibi işlemleri yapamadığını da aktaran Ustaoğlu, Bakanın kendilerine TC’den uzman sağlamak konusunda çalışmalar yaptıklarını ve yakında bu sorunun giderilmesini umduğunu beyan ettiğini söyledi.

    Bakana özellikle diyabetli çocuk ve gençlerin “insulin pompası” kullanımı sürecinde ve sensor temininde güçlükler yaşadıklarını da aktardıklarını kaydeden Ustaoğlu, ayrıca diyabetli bireylere doktor reçetesi ile verilen sarf malzemeleri konusunda pratik çözümler ve diyabetlilerin kurul raporu süreçlerinde yaşadıkları zorlukları da ele aldıklarını söyledi.

    Ustaoğlu, “Sayın Bakan Hakan Dinçyürek’in üst düzey bürokratlarıyla birlikte yaptığımız bu toplantıda sorunlarımızı tek tek ele alarak çıkış yolları konusunda girişimler yapacağını açıklaması ve derneğimizle diyaloğu geliştirme arzusunu beyan etmesi bizi mutlu etmiştir.” dedi.

    Diyabette farkındalığı artırma çabası içinde olduklarını da belirten Ustaoğlu, Sağlık Bakanlığı ile paydaş olarak şeker taraması gibi bazı projeleri hayata geçirme hedeflerini ortaya koydu.

    Devamını Oku

    Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Ayşemden Akın oldu

    Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Ayşemden Akın oldu
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) Başkanı Ayşemden Akın oldu.

    KTGB’den verilen bilgiye göre, geçen hafta yapılan genel kurulun ardından yeni seçilen yönetim kurulu ilk toplantısını yaptı.

    Toplantıda yapılan görev dağılımında, Birlik Başkanlığına Ayşemden Akın getirildi.

    Görev dağılımı şöyle oluştu:

    “Asbaşkan Serap Şahin, Genel Sekreter Nazar Erişkin, Mali İşler Sekreteri Ahmet Karagözlü, Eğitim Sekreteri Nupelda Karabuğday, Örgütlenme Sekreteri Yağmur Çal, Dış İlişkiler Sekreteri Sonay Orbay.”

    KTGB Yönetim Kurulu’nda, İltaç Aslım ve İbrahim Güneşer faal üye olarak görev aldı. Genel Kurul’da ise Ferda Aşıroğlu ve Esengül Evcil yedek üye olarak belirlendi.

    Devamını Oku

    Video İzle