

KKTC’de siyasetin en büyük sorunu nedir diye sorsanız, çoğumuz aynı cevabı veririz: “Siyasiler seçilince unutuyor.” Halka verilen sözler, projeler, vaatler… İlk bir-iki yıl biraz hareket olur, sonra her şey yavaşlar. Belediyelerde yollar çukur, altyapı yetersiz, hizmetler aksamaya başlar. Ta ki bir sonraki seçim yaklaşana kadar.
Peki ya seçimler her 18 ayda bir yapılsa ne olurdu?
Bir belediye başkanı veya milletvekili koltuğa oturduğu anda saatin tik takları başlar. 18 ay sonra tekrar sandığın karşısına çıkacağını bilir. O zaman “halkın gözüne girmek” değil, “halkın hayatını düzeltmek” tek seçenek haline gelir. Çünkü halkın hafızası kısadır ama 18 ay çok kısa bir süredir. Yapmadığın iş, çözmediğin sorun yüzüne vurulur. Bahane üretmeye vaktin kalmaz.
Şu anda belediyelere bakın. Seçimler yaklaştıkça her yerde bir hareketlenme var. Yollar düzeltiliyor, bordürler yenileniyor, parklar temizleniyor, çöpler düzenli toplanıyor. Niye? Çünkü seçim yaklaşıyor. Bu tablo aslında en büyük kanıtımız. Demek ki siyasiler kısa vadeli hesap verme baskısı altında çok daha verimli çalışıyor.
Her 18 ayda bir seçim demek, siyasiler için sürekli bir “performans sınavı” demektir.
• Yolların çukur kalmasına izin veremezsin.
• Su sorununu çözmeden geçemezsin.
• Hastane kuyruklarını, trafik keşmekeşini, eğitimdeki aksaklıkları görmezden gelemezsin.
• Yolsuzluk iddialarına karşı daha dikkatli olmak zorunda kalırsın.
Çünkü 18 ay sonra kapı çalacak ve “Ne yaptın?” diye sorulacak. Bu sistem, tembelliği, kayırmacılığı ve “devlet benim” zihniyetini büyük ölçüde törpüler. Siyasetçi, “benim dönemim” diye lüks yaşayamaz. Sürekli koşmak zorunda kalır.
Elbette eleştiriler de yok değil. “Sürekli seçim ekonomiyi yorar, istikrar bozulur” deniyor. Haklı bir endişe. Ama mevcut sistemde de istikrar var mı gerçekten? Uzun dönemler boyunca aynı kadroların koltuklarda kalması, reformları geciktiriyor, hesap verebilirliği öldürüyor. Belki de KKTC gibi küçük bir ülkede, kısa seçim döngüsü tam da bize göre bir model olabilir. Zaten nüfusumuz az, coğrafyamız küçük. Kısa sürede gözle görülür işler yapılabilir.
Dünyada da benzer tartışmalar var. Bazı ülkeler yerel yönetimlerde kısa seçim periyotlarını deniyor. Sonuç genellikle hizmet kalitesinde artış oluyor. Çünkü iktidar, “sonsuza kadar buradayım” rahatlığına kapılamıyor.
KKTC’nin en büyük ihtiyacı hesap verebilirlik ve hızlı hizmet. Bunu sağlamak için en etkili yollardan biri, sandığı daha sık önüne koymak olabilir. 18 ayda bir seçim belki radikal gelebilir ama şu an belediyelerde gördüğümüz hareketliliğe bakınca, bu radikalliğin aslında ne kadar mantıklı olduğunu görüyoruz.
Siyasetçi halka hizmet etmek için vardır, halk siyasetçiye tahammül etmek için değil.
Belki de zaman, “daha sık sandık” tartışmasını ciddi ciddi yapma zamanıdır.