KKTC’nin Gerçekleri
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kime konuşulsa herkes isyanda… Ardı arkası gelmeyen şikayetlerde sürekli olarak eleştirilerde bulunuyor. Gerçek olan ise bu eleştirileri yapan kişilerin bu sistemden yamalanmalarıdır. Ülkede tek bir kişi yok ki bu sistemden yamalanmıyor. 1974 sonrası KKTC bir ganimet ülkesi haline geldi, herkese evler araziler verildi, hatta bazıları tek evle yetinmedi kendilerine yazlık da aldı. Ceplerinde 5 kuruş olmayan insanlar birden varlık sahibi oldular bu ülkede. Binlerce dönüm araziler sürülüyor, oysa sürülen araziler 74 sonrasında hayvancılıkla uğraşan insanlara verildi. Şimdilerde ise bu insanlar sistemden isyan edip eleştiri yapıyor, sendikalar ise sürekli olarak sistemden şikayet ederek sokaklara dökülüyor. Sendika başkanlarının mal varlıklarına veya evlerine bir bakın, mutlaka o aile içerisinde Rum’dan kalmış evlerde oturuyorlar ya da üzerlerine Rum’dan kalma araziler bulunuyor.
***
Vakıf bankalarından kredi alan kişilere bakın veya kooperatiflerden kaç tanesi aldığı borcu geri ödedi? Borcunu geri ödemeyen kişiler çıkıp da sistemi eleştiriyor, ülkede bir çocuğu memur olup da diğer çocuğunu memur yaptıramadığı için isyanda olan anneler ve babalar var, bu ülkede. Tek bir kişi yok ki bu sistemden yamalanmadı. Ülkenin geldiği son nokta ise yamalanmalar azaldığı için klavye başına geçip de eleştirileri yapmaya başlayan insanlarla dolu. KKTC’de polis müdürü bile sahte diploma ile tutuklanmış durumda, asayişi sağlamaya yemin etmiş bir polis müdürü sahte diploma alıyor oysa bu kişi başkalarını yakalayıp yıllarca yargıya sevk etmiş.
Üzülerek söylüyorum, yıllar öncesine bakıldığında, ülkemizde avukatlara, doktorlara, hastanelere ne kadar da çok itibar ediliyordu. Şimdi ise hasta olan kişi doktora bile gitmek istemiyor. İnsanlar artık doktorların bile işi ticarete döktüğünü çok iyi biliyor. Bu durumda kimsesinin eleştiri yapma hakkı yok, bizim ülkemizde eski başbakan meclis başkanı sahte reçete düzenlediği gerekçesi ile hücrelerde tutuklu kaldı. Kısacası kim kimi eleştirecek veya kim kimi eleştirme hakkına sahip? Ülke olduğu gibi çıkar ülkesi olmuş durumda, Maliye Bakanlığı sürekli olarak iç borçlanmaya gidiyor, ülke artık nefes alamaz duruma geldi.
***
1974 sonrasında Kıbrıs Cumhuriyeti 2004 yılına kadar mülteci kabulü, altyapı ve ekonomisinin toparlanması için uluslararası büyük katkılar almıştı. 2004 yılında Avrupa Birliği’ne katılmasının ardından ise 2004 – 2006 yılları arasında 257 milyon euro uyum fonları aldı. 2007 -2013 yılları arasında ise 612 milyon euro, 2014 – 2020 arasında 968 milyon euro 2021-2027’e kadar ise 1.3 milyar euro katkı alacağı belirtildi. Bu alınan sadece destekler ve fonlar… KKTC’de ise hala iç borçlanmaya gidilerek, ülke daha fazla bataklığa sürükleniyor. Bunun sebebi ise ülkenin gelir kaynaklarının olmaması. Ekonomi ne zaman canlanmış olsa
Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından bir saldırı yapılarak ekonomiyi çökertmeyi başardılar. Son olarak taşınmaz mallarla ilgili tutuklamalar oldu, inşaat sektörüne ve emlak sektörüne büyük bir darbe oldu.
***
Sosyal medyada veya kahvehanelerde herkes bir eleştiriye başladı oysa bu sistemden hemen hemen hepsi yararlanıyor. Rum malını beleşe alıp da müteahhitlere satan kişiler şimdi hükümeti eleştiriyor. Herkesin aynı gemide olduğunu bilmesi gerekiyor. Kıbrıslı Türkler 1974’ten beri bu adada kimse tarafından tanınmamış bir yerde terkedilmiş olarak bırakıldı. Ada’da ganimet olduğu, nüfusun da az olması sebebiyle herkes rahattı ancak yıllar ilerledikçe ganimet azaldı. Ülkeye gelen her yabancı yatırımcıyı bir kahraman olarak gördük, ülkeye gelip de burada büyük inşaatlar yapıp Türkiye’deki ve KKTC’deki insanları dolandırıp ülkeden kaçacaklarını yıllar önce kimse tahmin etmedi. Yıllarca bu sistem devam etmekte, Kıbrıslı Türkler denize düşmüş yılana sarılmış bir toplum halinde, çoğu zaman ise yılanın ağzına kendi insanları tarafından atılmaya çalışılan bir toplum haline geldi.
***
Birisi bir başarı elde etse hemen saldırıya başlanıyor, karalama politikası yapılıyor. Oysa karalamaya çalışanlara bakıldığı zaman hepsinin bu sistemden yağmalandığını görebilirsiniz. Kıbrıs halkının birlik olup bu olayların altından nasıl kalkacağının çalışmasını yapması gerekmektedir. Güney Kıbrıs’ın 1974’ten sonra aldığı tüm yardımların ve fonların %30’unun Kıbrıslı Türklere ait olduğunu herkes bilmelidir. Maliye Bakanının şu anda yapması gereken iç borçlanma değildir, yurt dışından ülkelere kredi sağlayan tefecilere gidip dış borçlanma alması gerekir. Teminat olarak da Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki yıllardır Kıbrıslı Türklerin hakkı olan %30’u göstermesi gerekir. Hatta gerekirse hesaplar yapılıp %75’ini yurt dışı ülke tefecilerinden alıp, 2025’e kadar Kıbrıslı Türk toplumunun hakkının %75 karşılığında %100’ü hibe etmelidir. Nasıl olmasa bu parayı Kıbrıslı Rumlar hiçbir zaman Kıbrıslı Türklere vermeyecektir. Yapılması gereken dünya tefecilerini Rum yönetiminin başına bela etmektir, Rumlar nasıl Kıbrıslı Türklere karşı güzel satranç oynuyorsa Türkler de Rumlara karşı satrancı oynamak zorundadır aksi halde, herkes bunun içerisinde birbirini eleştirmeye devam edecektir. Sistemden yamalandığı kadar yamalanacaktır, yıllar sonra kimsenin çocuğu yamalanma durumunda değil, açlık durumuna gelecektir.
Yusuf kısa – Yusuf kısa kktc – yusuf kısa köşe yazısı – kktc’in gerçekleri