

KKTC’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı en ağır sorunlardan biri, dışarıdan gelen “pisliklerin” ülkeyi zehirlemesi ve yerel halkın bu yükü çekmek zorunda kalmasıdır. Gerçek şu ki, KKTC artık sadece turizm ve eğitimle anılan bir yer olmaktan çıktı; yasa dışı sanal bahis, sahte forex platformları, kara para aklama iddiaları ve dolandırıcılık şebekelerinin uğrak noktası haline geldi.
Türkiye’den gelen bazı kişiler ve şirketler, KKTC’nin yasal boşluklarını, denetim eksikliğini ve uluslararası tanınma sorununu fırsata çevirerek burayı bir tür “offshore” sığınak gibi kullanıyor. Sanal bahis siteleri, Türkiye’de yasak olan faaliyetleri KKTC üzerinden yürütüyor; forex adı altında binlerce vatandaşı dolandıran yapılar burada ofis açıyor, para aklıyor. MASAK raporları, TCMB denetimleri ve çeşitli operasyonlar gösteriyor ki, bu gelirlerin büyük kısmı Kapalıçarşı üzerinden KKTC’ye, oradan da başka ülkelere taşınıyor. Dolandırılan Türk vatandaşlarının parası KKTC’de “temizleniyor”, sonra sistem yeniden Türkiye’ye dönüp yeni mağdurlar yaratıyor.
Bu döngüde en büyük zararı görenler ise Kıbrıslı Türkler. Ülke imajı “kara para merkezi” diye anılıyor, ekonomi kayıt dışılığa teslim oluyor, gençler kumar ve dolandırıcılık bataklığına sürükleniyor. Üstüne bir de KKTC Merkez Bankası’nın döviz (efektif) akışını sınırlama kararları eklenince, günlük hayat daha da zorlaşıyor. Bankalar ve döviz büroları üzerinden kayıtlı işlemler teşvik edilirken, casino ve kripto bağlantılı talepler kısıtlanıyor. Ama asıl sorun bu değil; sorun, bu kısıtlamaların sebebinin büyük ölçüde dışarıdan gelen yasa dışı akımların yarattığı baskı olması.
Türkiye’nin kendi vatandaşlarını KKTC’ye “yollayarak” burayı pisletmesi ve sonra sorunu KKTC’nin sırtına yüklemesi kabul edilemez bir durum. Türkiye’de sanal bahis ve yasa dışı forex’e karşı operasyonlar artarken, aynı şebekelerin KKTC’de rahatça faaliyet göstermesi çifte standart yaratıyor. Tetikçiler, organize suç unsurları, lüks yaşamla övünen baronlar… Hepsinin kökeninde Türkiye bağlantısı var ve hepsi KKTC’yi kullanıyor.
KKTC hükümeti, yasa dışı sanal bahis ve forex şirketlerine karşı sıfır tolerans uygulamalı. “Pisliklerini çek” talebi karşılık bulmalı; bu işleri yapanlar ülkeyi terk etmeli veya hesap vermeli. Yerel halkın mağduriyeti ön planda tutulmalı; ekonomi temiz ve sürdürülebilir kaynaklara yönelmeli.
Aksi takdirde KKTC, kendi vatandaşlarının sırtından geçinen bir “dolandırıcılık cenneti” olarak kalmaya devam eder. Sorun Türkiye kaynaklıysa, çözüm de Türkiye’den başlamalı. KKTC’nin geleceği, bu pisliklerden arınmasına bağlı. Temizlik yapılmazsa, kaybeden sadece Kıbrıslı Türkler olur, hem maddi, hem manevi, hem de itibar olarak.
Artık “yeter” deme vakti geldi. Sorun kapansın istiyorsak, önce pislikleri çekmek lazım.