

Sağcı bir çizgiden gelip Cumhuriyetçi Türk Partisi listelerine aday olarak girmek, ne kadar makyajlanırsa makyajlansın, siyaseten bir çaresizlik işaretidir. Jale Refik Rogers ve Ayşegül Baybars’ın bu tercihi, hem kendileri hem de CTP açısından ciddi bir tutarsızlık ve risk taşımaktadır.
CTP, yıllardır kendi içinde bile “kaynayan kazan” görüntüsü veren bir partidir. Sürekli sorun üreten, kendi kadrolarını bile kolay hazmedemeyen, eleştiriye ve farklı görüşe tahammülü düşük bir zihniyetle yönetilmektedir. Böyle bir yapı, dışarıdan gelen ve siyasi geçmişi sağ çizgiye dayanan iki ismi içine alıp sindiremez. Geçici bir “genişleme” görüntüsü yaratmak başka şeydir, gerçek anlamda kabul etmek başka şey.
Daha önemlisi, bu isimlerin CTP’nin mevcut çizgisiyle, özellikle Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın kamuoyuna yansıyan görüş ve duruşuyla ne kadar örtüştüğü belirsizdir. CTP’nin kendi iç dinamikleri bile sıklıkla gerilim üretiyorken, dışarıdan gelen ve farklı bir siyasi geçmişe sahip iki ismin bu yapı içinde rahatça yer bulması gerçekçi değildir. Parti, kendi içindeki uyumsuzlukları bile yönetmekte zorlanırken, dışarıdan gelen “yeni” isimleri barındırma kapasitesine sahip midir? Geçmiş tecrübeler bunun mümkün olmadığını göstermektedir.
Siyasette ideolojik tutarlılık ve iç bütünlük hâlâ önemlidir. Sağdan gelip sol-muhafazakâr bir yapıya “kaçış” gibi görünen hamleler, ne o isimlerin itibarını güçlendirir ne de partinin inandırıcılığını artırır. Tersine, hem adayların hem de partinin siyasi kimliğini bulanıklaştırır. CTP’nin bu iki ismi listelerine alması, genişleme değil, panik ve kısa vadeli hesap ürünü gibi durmaktadır.