Atina’da 14 Ocak 2024’te Neos Kosmos semtinde bir benzin istasyonunun önünde silahlı saldırıyla öldürülen Vangelis Zampounis cinayetinin baş şüphelisi, KKTC topraklarında yakalandı.
43 yaşındaki Rus uyruklu A.S, Esentepe’de tespit edilerek tutuklandı. İlk bültende görünen suçlamalar “1. Derecede Askeri Yasak Bölgeyi İhlal, Gizlice Girme, Yetkili Makamlardan İzinsiz KKTC Topraklarını Terk Etmek ve İkamet İzinsiz” şeklindeydi. Yani klasik bir “sınır ihlali + kaçak ikamet” dosyası gibi sunuldu. Ancak ortaya çıkan gerçek çok daha ağır, S. İnterpol ve Europol tarafından aranan, organize suç örgütleriyle bağlantılı bir suikast şüphelisi.
31 Temmuz 2025’ten itibaren 389 gün boyunca KKTC’de ikamet izinsiz yaşadığını, Ercan bölgesindeki 1. derece askeri yasak bölgeye gizlice girip Güney’e geçtiğini, Temmuz 2026’da ise aynı güzergâhtan tekrar Kuzey’e döndüğünü öğrenildi. Bu adam 389 gün boyunca nasıl burada kaldı? Askeri yasak bölgeyi iki kez ihlal edip nasıl gidip geldi? Organize suç ve suikast dosyasıyla aranan biri, ülkemizde “sıradan bir kaçak” gibi yaşamayı nasıl başardı?
Bu olay, sadece bir tutuklama haberi değil. KKTC’nin sınır güvenliği, askeri yasak bölgelerinin denetimi ve yabancı uyrukluların takibi konusunda yaşanan yapısal zafiyetin bir kez daha yüzümüze çarpılmasıdır. Atina’da cinayet şüphelisi olan birinin, Kuzey Kıbrıs’ta aylarca “ikamet izinsiz” dolaşabilmesi, sonra da askeri bölgeden rahatça geçiş yapabilmesi, “bizde her şey kontrol altında” söylemini ciddi şekilde sarsıyor.
Bir katil daha yakalandı. Ama asıl mesele yakalanması değil; bu kadar uzun süre burada nasıl barınabildiği. Bu sorunun cevabı verilmediği sürece, bir sonraki “sürpriz” de kapıda bekliyor demektir.