DOLAR 45,4098 0.24%
EURO 53,5661 0.56%
ALTIN 6.874,790,87
BITCOIN 36628750.67531%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

Yakınlaşma rahatsızlık yarattı!

ABONE OL
21 Aralık 2016 09:49
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/300-x-250-1.jpg

Deniz ABİDİN

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. İsmail Kemal, “Elçiye zeval olmaz” ilkesinin uluslararası diplomasinin temel taşlarından biri olduğunu ancak “Maalesef elçiye zeval oldu” diyerek, bu olayın çok derinlemesine araştırılması gerektiğini kaydetti.

Kemal, saldırıdan sonra Rus ve Türk yetkililerin yaptığı açıklamaların ilişkilerin zarar görmeyeceğini gösterdiğini belirterek, Rusya ve Türkiye’nin oyuna gelmeyeceğini söyledi.

Kemal, “Halep’in Rusya ve İran’ın desteklediği Esad rejiminin eline geçmesinden sonra Suriye savaşına diplomatik bir çözüm bulunması için çabalar bekleniyor. Halep’teki insanların tahliyesi konusunda sağlanan Türkiye-Rusya anlaşması diplomasi alanında beklentiler oluşturuyor. Nitekim dün Moskova’da Türkiye, Rusya ve İran zirvesi yapıldı. Üç ülkenin dışişleri bakanları Suriye savaşını masaya yatırdılar. Suriye’deki tarafların Kazakistan’da bir araya gelmeleri bekleniyor. Kısacası önemli bir diplomatik çaba söz konusu olabilir. Bu süreçte Rusya ve Türkiye önemli rol oynayacaklar” dedi.

DAÜ Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Yücel Vural ise saldırıyı gerçekleştiren kişinin FETÖ denen örgütle bağlantılı olduğuna dair bilgilerin dolaştığını ifade ederek, bu açıklamaları doğru kabul ettiğini söyledi.

Vural, güvenlik güçlerinin suikasti gerçekleştiren şahsı canlı olarak ele geçrme gibi bir kaygı taşımamasının düşündürücü olduğunu kaydetti.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. İsmail Kemal, Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi Andrey Karlov’un terörist bir saldırıda hayatını kaybetmesinin çok ciddi ve üzüntü verici bir olay olduğunu belirterek, “Elçiye zeval olmaz” ilkesinin uluslararası diplomasinin temel taşlarından biri olduğunu söyledi. Kemal, “Maalesef elçiye zeval oldu” diyerek, bu olayın çok derinlemesine araştırılması gerektiğini kaydetti. Kemal, somut verilerle analiz yapmanın daha sağlıklı olacağına dikkat çekerek, spekülatif yorumlardan kaçınmak gerektiğini belirtti. “Olay bireysel bir saldırı mı, yoksa arkasında örgüt mü var? Bunun açığa çıkarılması gerekir. Örgüt varsa hangi örgüt? Amaçları ne? Bunlara bakmak gerek. Ancak ister bireysel, ister örgütsel olsun bunun Türk-Rus ilişkilerine yönelik bir provokasyon olduğu tartışma götürmez” diyen Kemal, savaş uçağı olayı ile büyük kriz yaşayan ve düzelme yoluna giren Türk-Rus ilişkilerini yeniden krize sokmak isteyenlerin muhakkak olduğunu söyledi.

Kemal: Taraflar ilişkilerin zarar görmesine izin vermeyecekler

Kemal, şunları belirtti, “Bu provokasyona gelmemek gerek. Saldırıdan sonra Rus ve Türk yetkililerin yaptığı açıklamalar ilişkilerin zarar görmeyeceğini gösteriyor. İnanıyorum ki Rusya ve Türkiye oyuna gelmeyecek. Türkiye Dışişleri ve Savunma Bakanları hemen Moskova’ya gittiler. Taraflar ilişkilerin zarar görmesine izin vermeyecekler. Tabi şunu eklemek lazım. Suriye’deki gelişmeler temelinde Rusya elçisinin daha iyi korunması gerekiyordu. Hem Türkiye’nin, hem de Rusya’nın bu konuda daha sıkı güvenlik önlemleri almaları lazımdı. Bunun da değerlendirilmesi lazım. Halep’in Rusya ve İran’ın desteklediği Esad rejiminin eline geçmesinden sonra Suriye savaşına diplomatik bir çözüm bulunması için çabalar bekleniyor. Halep’teki insanların tahliyesi konusunda sağlanan Türkiye-Rusya anlaşması diplomasi alanında beklentiler oluşturuyor. Nitekim dün Moskova’da Türkiye, Rusya ve İran zirvesi yapıldı. Üç ülkenin dışişleri bakanları Suriye savaşını masaya yatırdılar. Suriye’deki tarafların Kazakistan’da bir araya gelmeleri bekleniyor. Kısacası önemli bir diplomatik çaba söz konusu olabilir. Bu süreçte Rusya ve Türkiye önemli rol oynayacaklar. Bu nedenle ilişkilerin zarar görmemesi gerek. Suriye sorununa diplomatik bir çözüm bulunamazsa Halep benzeri felaketler devam edecek. İdlip’te de benzeri bir felaket yaşanacak”

“Türkiye ciddi bir istikrarsızlık yaşıyor”

Kemal, Türkiye’nin ciddi bir istikrarsızlık yaşadığına vurgu yaparak, arka arkaya gelen terör olaylarının halkın moralini bozmayı amaçladığını belirtti. Kemal, teröre karşı kararlı tavır koyarken ülkenin karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için atılması gereken adımların ve alınması gereken önlemlerin olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin dünyadaki imajının çok zarar gördüğünü söyledi.  Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, basın özgürlüğü konularında durumun kötü olduğunu dile getiren Kemal, getirilmek istenen başkanlık sisteminin kutuplaşmayı daha da artırdığını belirtti. Kemal, Türkiye’nin kutuplaşmadan uzaklaşmaya, diyaloğa, ortak akıl üretmeye ihtiyacı olduğunu söyleyerek, şimdiki siyasi atmosferin buna el vermediğini kaydetti. Kemal, “İstikrar vaadi ile iktidara gelip bu vaadi yerine getiremeyenlerin bir durum değerlendirmesi yapması lazım. Gidişat iyi değil” dedi.  Büyükelçi’nin öldürülmesi olayının en kısa zamanda aydınlatılmasını, bu konuda Türkiye ve Rusya’nın işbirliği içinde çalışmalarını dilediğini söyleyen Kemal, ilişkilerin zarar göreceğini sanmadığını,  terörizmin her türünü kınamanın herkesin görevi olduğunu kaydetti.

Vural: Amaç Türk- Rus ilişkilerini bozmanın da ötesinde

DAÜ Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Yücel Vural ise Türkiye kamuoyunda öne çıkan yaklaşımın bunun bir provokasyon olduğu yönünde olduğunu belirterek, Rusya Devlet Başkanı’nın da bunu bu şekilde açıkladığını kaydetti. Vural, saldırıyı gerçekleştiren kişinin FETÖ denen örgütle bağlantılı olduğuna dair bilgilerin dolaştığını ifade ederek, bu açıklamaları doğru kabul ettiğini söyledi. Vural, suikasti gerçekleştiren kişinin 15 Temmuz darbesini gerçekleştiren örgüte yakın olduğuna ilişkin söylemlerin doğru olabileceğini vurguladı. Vural, Türk-Rus ilişkilerini bozmaya çalışan herhangi bir gücün böyle bir kişiyi kullanmak suretiyle bu işi daha da güçlendirdiğini kaydetti.  “Bu elbette bir provokasyon” diyen Vural, bunun bir terör eylemi olduğunu, ancak burada amacın Türk ve Rus ilişkilerini bozmanın ötesinde olduğunu belirtti.

“Kolayca bozulacak bir ilişkiden bahsetmiyoruz”

Vural, bu saldırıyı gerçekleştirenlerin, gerek Türkiye’nin gerekse Rusya’nın vereceği tepkinin şu anda vermekte olduğu tepki olacağını bildiğini söyledi. Vural, bunun çok da bilinmeyen bir şey olmadığını ifade ederek, Türkiye ile Rusya arasında gelişen ilişkilerin söz konusu olduğunu vurguladı. Vural, Suriye ile bir işbirliğinin söz konusu olduğunu belirterek, bazı uluslararası aktörleri devre dışında tutacak şekilde bir işbirliğinin olduğunu kaydetti. Vural, “Kolayca bozulacak bir ilişkiden bahsetmiyoruz” diye konuştu. Vural, Türkiye ve Rusya ilişkilerinin son dönemde özellikle de iki tarafın isteği üzerine yerli yerine oturtulmaya çalışılan bir ilişki olduğunu kaydetti.

“Olanlar rastgele şeyler değil”

Vural, şöyle devam etti, “Gerek Türkiye tarafından gerekse Rusya tarafından bu ilişkinin daha da ileriye gidilmesi yönünde bir takım açıklamalar vardır. Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katılımının mümkün olabileceği Türkiye tarafından ifade edilmişti. Onun ötesinde Türkiye kamuoyunda basın ilkelerinin Türkiye’de siyasal istikrarsızlık yaratma arzusunda oldukları belirtildi. Türkiye’nin resmi çevrelerinin dışındaki çevrelerde de batıya karşı ki buna NATO ve Türkiye’nin içinde bulunduğu güvenlik şemsiyesi de dahil olmak üzere bir güvensizlik oluşmuştur. Bu ortamda bunun anlamı Türk Rus ilişkilerini bozmak olmuyor. Rusya da Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyeliğinin mümkün olacağını söylemişti. Hatta Devlet Başkanı Putin, ‘NATO üyeliğiyle birlikte olmaz’ şeklinde bir tutum sergilemişti. Bunların çok da rastgele şeyler olmadığını aslında her iki ülkenin yakınlaşma konusunda ciddi adımlar atma arzusunda olduklarını gösteren tutumlardır bunlar. Böyle bir süikastin gerçekleşmiş olması Türkiye ve Rusya’nın dışında kalan bazı güçleri daha da devre dışında tutmaya dönük bir eylem olduğunu düşünüyorum”

“FETÖ ile bağlantısı olduğu söyleniyor”

Vural, suikasti yapanın çevik kuvvette yer almasının olay yerine girişini kolaylaştırdığına dikkat çekerek, daha garanti bir yöntemin seçildiğini belirtti. Vural, suikastin FETÖ örgütü ile bağlantılı olduğunu söyleyerek, Türkiye’nin bunu kabul ettiğini ve çevik kuvvet içine kadar giren bu örgüt üyesi kişileri temizlemeye çalıştığını açıkladığını kaydetti. Vural, bu tür terör unsurlarının Türkiye’nin en can alıcı güvenlik birimlerinin içinde yer almasının bir sorun olduğunu dile getirerek, Türkiye’nin bunu reddetmediğini ve çeşitli çevrelerden anlayış beklediğini belirtti.

“Suikastçinin ölü ele geçirilmesi kaygı vericidir”

Vural, yapılan operasyonda söz konusu suikasti işleyen kişinin ölü olarak ele geçirildiğini ifade ederek, sivil halkın dışarıya çıktığı, eylemi yapan kişinin amacına ulaştığı ve artık ölümü beklediği bir noktada güvenlik kuvvetlerinin bu kişiyi sağ olarak ele geçirme gibi bir kaygı yaşamadığını söyledi. “Bu çok ciddi bir durumdur” diyen Vural, şunları söyledi, “Oraya içişleri bakanı da gitmiştir. Operasyon devam ederken gitmiştir. Buna rağmen bu kişinin sağ olarak ele geçirilmesi hassasiyetini kimin göstermediğinin bulunması gerekir. Belki de görünen bu bağlantıların dışında bağlantılar olduğu ortaya çıkacaktı. Anlaşılan şunu söylemek gerekiyor ki birileri sadece bu bağlantının görülmesini istedi sadece. Onun ötesinin görülmesini istememiştir. Çok genel hatlarıyla bakıldığı zaman böyle bir durumda bu kişinin başka bir tehlike yaratmasına fırsat yoktu. Dolayısıyla suikasti işleyen kişinin öldürülmesi mantığını ben anlamıyorum” 

admin

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Video İzle