Sorakın: Ercan konusunda usulsüzlük ve ihmal söz konusudur. Bunu bütün gerekçelerle Bakan ve Milletvekilleri Meclis’te dile getirdi. İktidar çoğunluk böylesi bir soruşturma önergesini görüşülmesini dahi reddetti. Dolayısıyla bu konu yargıya taşınmalıdır. Yargı yolu açılarak yargılanmaları gerekiyor
Özyiğit: Siyasetçi yağma vurgun soygun talan işlerine, yüz kızartıcı suça girişmişse ve ülkenin dolandırılmasına alet olmuşsa ve de bir takım rüşvet olaylarına karışmışsa mutlaka mahkeme huzuruna çıkmalıdır
Kıralp: Siyasetçi ben yargıya karşı mesul değilim diyemez. Yasalar sadece vatandaş için geçerli değildir. Hükümet edenler de yasalara uymak, uymadıkları durumlarınsa hesabını vermek mecburiyetindedir
Deniz ABİDİN
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’na Başbakan Özgürgün, Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Dürüst için verilen soruşturma önerilerinin reddedilmesi tepkilere neden oldu. Yeni Bakış’a konuşan siyasi parti yetkilileri, herhangi bir yolsuzluk veya benzeri konularda siyasilerin de yargılanması gerektiği üzerinde durdu.
CTP Genel Sekreteri Sorakın: “Yargı yolu açılarak yargılanmaları gerekiyor”
CTP Genel Sekreteri Erdoğan Sorakın, herhangi bir yolsuzluk işine bulaşan siyasetçi hakkında gereği ne ise yapılması gerektiğini düşündüğünü ifade ederek, yapanın yanına kar kalacak bir sistemin doğru olmadığını söyledi. Sorakın, Ercan konusunda usulsüzlük ve ihmalin söz konusu olduğunu belirterek, bunu bütün gerekçelerle Bakan ve Milletvekillerinin Meclis’te dile getirdiğini kaydetti. Sorakın, iktidar çoğunluğunun böylesi bir soruşturma önergenin görüşülmesini dahi reddettiğini belirterek, dolayısıyla bu konunun yargıya gitmesini düşündüğünü söyledi.
Sorakın, “Yargı yolu açılarak yargılanmaları gerekiyor” diyerek, aksi takdirde hükümete gelen ve bu anlayışta olan kişilerin yaptıkları yolsuzlukların devam edeceğini belirtti. Sorakın, yargılanan birkaç siyasetçinin geçmişte olduğunu, bunların birer istisna olduklarını söyleyerek, “ne yaparsak yapalım yargılanma yolu kapalıdır anlayışını aşmak gerekir” dedi.
Sorakın, şöyle devam etti, “Herkes bilecek ki bu ülkede yasalar vardır, yasalar çerçevesinde hareket edilmesi gereklidir. Usulsüzlüklerin bir cezası olduğunu herkes bilecek. Devlet malı halkındır. Halkın malını kimse peşkeş çekme hakkına sahip değildir”
TDP Genel Başkanı Özyiğit: “Hiçbir şey yapanın yanına kalmayacak”
TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, siyasilerin siyasi olarak yaptığı çalışmaların mahkemede yargılanmadığını, siyasi dokunulmazlığın sadece siyasinin söylemleri ve düşünceleriyle ilgili olması gerektiğini belirtti. Özyiğit, “Siyasetçi yağma vurgun soygun talan işlerine, yüz kızartıcı suça girişmişse ve ülkenin dolandırılmasına alet olmuşsa ve de bir takım rüşvet olaylarına karışmışsa mutlaka mahkeme huzuruna çıkmalıdır” diye konuştu.
Özyiğit, siyasetçinin işlediği suç nedeniyle mahkemede yargılanamayacağını, onu halkın yargılayabildiğini, ancak bir suç işlemişse mahkeme huzuruna çıkması gerektiğini kaydetti. Özyiğit, “Sayın Başbakan’ın söylediklerine katılmam mümkün değil” dedi.
Özyiğit, ülkede artık hiçbir şeyin yapanın yanına kar kalmayacağını ifade ederek, bir takım keyfi usulsüzlükler olması durumunda elbette bunun üzerine gidilmesi gerektiğini vurguladı.
Özyiğit, şöyle devam etti, “Seçim ve Halk Oylaması Yasası bazı kesimlerce tam olarak anlaşılamadı. Akıllarda bazı soru işaretleri vardır. Bunu hem yüksek seçim kurulu hem devlet hem biz partiler halka anlatmaya çalışacağız. Halkın iradesinin en doğru şekilde sandığa yansıması için halkın tamamen bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bu doğrultuda çalışmaların sürdürülmesi önemlidir”
Özyiğit, dünden itibaren aday başvurusuna başladıklarını ifade ederek, önümüzdeki günler adayların şekilleneceğini söyledi.
HP Üyesi Kıralp: “Siyasetçi ‘ben yargıya karşı mesul değilim’ diyemez”
Halkın Partisi Merkez Yürütme Organı Üyesi Şevki Kıralp, Başbakan Özgürgün’ün Meclis kürsüsüne çıkıp, kamunun zarara uğratılmasıyla ilgili hükümete yönelen suçlamalara karşı “siyasetçinin mahkemesi halktır, bizi sokaklarda suçlayın” dediğini anımsatarak, Hükümetin kamu vicdanını yaralayan pek çok icraata imza attığını ve memleketin her sokağında zaten uzun zamandır vatandaş tarafından suçlanmakta olduğuna dikkat çekti. Başbakanın sözlerini oldukça vahim olarak niteleyen Kıralp, Demokratik hukuk devletlerinde herkesin yasalar önünde eşitliğinin esas olduğunu belirtti. Kıralp, memleketi uzun yıllardır yöneten eski siyaset anlayışına sahip partilerde böyle bir kültürün yeşermediğini söyleyerek, radara yakalandığı zaman aşırı hız cezalarını sildiren bir siyaset anlayışından bahsettiğini kaydetti.
Kıralp, şöyle devam etti, “Oysaki bir hukuk devletinde hukukun üstünlüğü esas olmalıdır. Dolayısıyla milletvekilleri ya da hükümetler hukuktan daha üstün değildirler ve olamazlar. Örneğin fazla uzakta değil, hemen yanı başımızda, Güney Kıbrıs’ta, Baf’ın eski belediye başkanı yargılandı ve hüküm giydi. Halk tarafından seçimle belirli görevlere getirilen kişiler sandığa hesap verdikleri gibi, gereği halinde yargıya da hesap verirler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu vakte kadar vaziyet bu olmamış olabilir. Ancak Halkın Partisi olarak bizler bunu değiştirmek için göreve talibiz. Siyasetçi “ben yargıya karşı mesul değilim” diyemez. Yasalar sadece vatandaş için geçerli değildir. Hükümet edenler de yasalara uymak, uymadıkları durumlarınsa hesabını vermek mecburiyetindedirler. İşte bundan ötürü “hukukun üstünlüğü” diyoruz, “geriye dönük olarak hesap soracağız” diyoruz. Bir hukuk devletinde yargı halk adına herkese hesap sorabilmelidir”
“Milletvekilinin görevi yasa yapmaktır, icraatları denetlemektir”
Kıralp, aday belirleme süreci başlarken bazı partilerin adaylık prosedürleri için oldukça büyük paralardan bahsedildiğini belirterek, bir partinin yetkilileri halkın karşısına geçip “30 bin TL’si olmayan zaten aday olmasın” dediğini söyledi. Kıralp, “Paranız yoksa siyasetle hiç uğraşmayın diyorlar. Hâlbuki milletvekilinin görevi yasa yapmaktır, hükümet icraatlarını denetlemektir. Derdi memleketin iyiliği olan bir siyasi parti, bu görevi yerine getirebilmeye uygun vasıflara sahip adaylar arar” diyerek, “varlıklı olmayı aday olabilmenin bir önkoşulu olarak dayatmaya çalışmaz” dedi. Kıralp, toplumun her kesiminin siyasette temsil edilme hakkı ve ihtiyacı olduğunu söyleyerek, ülkenin geleceği için hepimizin devlet yönetimini halk yararına iyileştirecek yasalar yapabilme, toplumu temsil edebilme ve sorunlara çözüm üretebilme vasıflarına sahip milletvekillerine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
“Parası olmayan vekil olmasın yaklaşımı vahim”
Kıralp, “Gerekli vasıflara sahipseniz, varlıklı olun ya da olmayın bu görevi hakkıyla yerine getirebilirsiniz. Gerekli vasıflara sahip değilseniz, varlıklı olun ya da olmayın, topluma fayda üretemezsiniz. “Parası olmayan vekil de olmasın” anlayışı aday belirleme sürecinde liyakat ve benzeri bütün değerleri sıfırla çarpar. Böyle bir anlayışla siyaset yapmaya kalkarsanız seçilen vekilleriniz “bu kadar para harcadım, bir bakanlık da benim hakkımdır” yaklaşımından vazgeçmez. “O kadar masrafa girdim, mesleğimi yapmaya devam edeceğim” demekten geri durmaz. Bütün bunlar birer sosyal adaletsizlik kaynağı olur. Dolayısıyla, “parası olmayan vekil olmasın” yaklaşımı da oldukça vahimdir. Halkın Partisi olarak bizler adaylık için varlıklı olmayı bir önkoşul yapmayacağız, toplumun bütün kesimlerine açık bir aday belirleme süreci gerçekleştireceğiz”
“Siyaset koltuk kapmaca yarışı olarak görülmemeli”
Kıralp, 2013 seçimlerinden sonra üç hükümet kurulduğunu, her üçü de “hükümet olayım da nasıl olursam olayım” anlayışıyla kurulduğunu belirterek, neticede halka verilen sözlerin tutulmadığını, yılların heba olduğunu kaydetti. Kıralp, mevcut hükümetin, daha kurulurken ülkedeki sorunlara kalıcı çözümler üretme vizyonuna değil, koltuk kapmaca hesaplarına dayalı olarak kurulduğunu belirtti.
Kıralp, halkın milletvekillerinin sürekli olarak bir o partiye bir bu partiye geçip durduklarını, bunun sonrasında da yeni bir siyasi partiler yasası çıkarıldığını anımsatarak, o yasanın etrafında da türlü cambazlıklar yapıldığını belirtti.
Kıralp, “Bu hükümetin kuruluş temelleri de bu tür cambazlıklara dayanıyor. Yetiştiren parti değiştirdi, yetiştiremeyen sözde “bağımsız” oldu. Öyle anlaşılıyor ki hükümet kurulurken bu sözde “bağımsız” vekillere kapalı kapılar ardında adaylıkla ilgili belirli garantiler verilmiş. En nihayet “seçim zamanı yanaştı, bana eyvallah ben başka partiden aday olacağım” diyen hükümet yetkilileri bile çıktı. Bütün bunlar siyaseti koltuk kapmaca yarışı olarak gören bir anlayışın eseridir” diye konuştu.
“Gireceğimiz yarış koltuk kapmaca yarışı olmayacak”
Kıralp, “Siyasette elbette ki rekabet ve yarış olmalıdır ama bu yarış sosyal adaleti güçlendirme, halkın refahını yükseltme ve vatandaşa daha iyi hizmet sunabilme yarışı olmalıdır” diyerek, sadece seçilmek için seçilmeye, sadece hükümet olmak için hükümet olmaya uğraşılırsa sorunlara çözüm getirilemeyeceğini kaydetti.
Kıralp, halka gerektiği gibi hizmet edilemeyeceğini ve görevin layıkıyla yerine getirilemeyeceğini ifade ederek, “Halkın Partisi’nin gireceği yarış koltuk kapmaca yarışı değil, memleket sorunlarına çözüm üretme ve devletin vatandaşa en iyi şekilde hizmet sunmasını sağlama yarışı olacaktır. Halkın Partisi göreve bunun için taliptir. Halka güveniyoruz ve siyaseti koltuk kapmaca yarışı olarak gören anlayışa gereken cevabı sandıkta vereceğine inanıyoruz” dedi.