

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman, “Çok güzel bir adamız, çok güzel bir evimiz var. Ancak bu evi korumak ve gelecek nesillere aktarmak zorundayız.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Erhürman, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde düzenlenen “Bir Başka Kıbrıs Yok” belgesel gösterimi ve paneline katılarak, ülkedeki taş ocakları, denizlere erişim ve kirlilik, katı atık yönetim sistemi, su arıtma tesisleri, özel çevre koruma bölgeleri, yerel su kaynakları ve çevre yönetimi konularında konuştu.
DAÜ Turizm, Sağlık Bilimleri, İşletme ve Ekonomi ile Hukuk Fakülteleri, Çevre Kulübü ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Kulübü’nün destekleriyle; Kentsel Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KENT-AG), Toplumsal Duyarlılık Merkezi (TDM), Mağusa Kadın Merkezi Derneği (MAKAMER) ve Yeniboğaziçi Kadınlar Derneği (YEKAD) iş birliğinde düzenlenen etkinlikte konuşan Erhürman, bir çevre mühendisi olarak çevre konusunda farkındalığın arttığını görmenin memnuniyet verici olduğunu kaydetti.
Erhürman, bu haftanın çevre etkinlikleri açısından oldukça yoğun geçeceğini, bunun çevre bilincinin ve duyarlılığının toplumda giderek arttığının göstergesi olduğunu ifade etti.
Etkinliğin düzenlenmesine katkı koyan tüm kurum ve örgütlere teşekkür eden Erhürman, özellikle Gazimağusa’daki çevre örgütleri ile kadın örgütlerinin çevre konusunda yürüttükleri çalışmaları takdir ettiğini söyledi.
“Bir Başka Kıbrıs Yok” belgeselinin verdiği mesajın son derece önemli olduğunu belirten Erhürman, “Bu ülke bizim evimizdir ve başka bir evimiz yoktur.” dedi.
Erhürman, ülkenin ormanları, dağları, sulak alanları, denizi, temiz havası ve tarihi değerleriyle çok özel bir coğrafya olduğunu belirterek, “Çok güzel bir adamız, çok güzel bir evimiz var. Ancak bu evi korumak ve gelecek nesillere aktarmak zorundayız.” diye konuştu.
-“Taş ocakları çevre kurallarına uygun yönetilmeli ve işletilmeli”
Dağlık bölgelerde faaliyet gösteren taş ocaklarına da değinen Erhürman, taş ocaklarının tamamen kapatılmasını savunmadığını ancak, ihtiyaç duyulan ölçüde faaliyet göstermeleri ve çevresel kriterlere uygun şekilde işletilmelerinin önemli olduğunu vurguladı.
Nilden Bektaş Erhürman, “Taş ocakları çevre kurallarına uygun yönetilmeli ve işletilmelidir. Günümüzde bunu mümkün kılan çevre teknolojileri vardır. Kapatılan ocakların da rehabilite edilerek doğaya yeniden kazandırılması gerekir.” dedi.
– “Yaz sezonu öncesinde deniz suyu analizlerinin yapılması önemli”
Denizlere erişim konusunda bazı bölgelerde sıkıntılar yaşandığını da belirten Erhürman, daha büyük sorunun ise deniz kirliliği olduğunu vurguladı.
Erhürman, her yıl yaz sezonu öncesinde deniz suyu analizlerinin yapılması ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılmasının önemli olduğunu aktararak, kirlilik tespit edilmesi halinde bunun nedenlerinin araştırılması ve sorumlular hakkında yaptırımların uygulanması gerektiğini belirtti.
Erhürman, “Girdiğimiz denizin temiz olup olmadığını bilmeliyiz. Yüzme suyu kalitesinin düzenli olarak ölçülmesi ve halkın bilgilendirilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
-“Ülkede etkin katı atık yönetim sistemi bulunmuyor”
Ülke genelinde etkin bir katı atık yönetim sistemi bulunmadığını belirten Erhürman, Dikmen Çöp Depolama Alanı’nın kapatılmasının ardından yeni bir depolama alanı açıldığını ancak planlanan sistemlerin tamamlanamadığını söyledi.
Erhürman, yeni depolama alanının 33 yıl hizmet vermesinin öngörüldüğünü ancak yaklaşık 11 yılda dolduğunu, transfer istasyonlarının kurulmasının planlandığını, araçların alındığını ancak istasyonların hayata geçirilemediğini ifade etti.
Geri dönüşüm konusunda da ciddi eksiklikler bulunduğunu vurgulayan Erhürman, ambalaj atıkları başta olmak üzere geri kazanılabilir atıkların yeterince değerlendirilemediğini ve bunun çöp depolama alanlarının hızla dolmasına neden olduğunu vurguladı.
-“Arıtılmış suyun yeniden kullanıma kazandırılması büyük önem taşıyor”
Ülkede 6 atık su arıtma tesisi bulunduğunu belirten Nilden Bektaş Erhürman, tüm şehirlerin kanalizasyon sistemlerinin arıtma tesislerine bağlanması gerektiğini ifade etti.
Erhürman, arıtılmış suyun yeniden kullanıma kazandırılmasının büyük önem taşıdığını ve bazı bölgelerde arıtma tesisi eksikliği bulunduğunu belirterek, İskele’nin bu konuda örnek gösterilebileceğini kaydetti.
-“Kuzey Kıbrıs’taki yedi özel çevre koruma bölgesi dünya ölçeğinde önemli doğal değerler taşıyor”
Kuzey Kıbrıs’taki yedi özel çevre koruma bölgesinin dünya ölçeğinde önemli doğal değerler taşıdığını vurgulayan Erhürman, bu bölgeler için hazırlanan yönetim planlarının uygulanmasında eksiklikler yaşandığını söyledi.
Zaman zaman bu alanlara yönelik çeşitli girişimlerin gündeme geldiğini de belirten Erhürman, orman alanlarında da benzer sorunların yaşandığını kaydetti.
-“Yerel su kaynaklarımızı korumalıyız”
Erhürman, ülkenin uzun yıllardır su sıkıntısı yaşadığının, yer altı su kaynaklarının aşırı kullanım nedeniyle tuzlandığının ve kirlendiğinin altını çizdi.
Türkiye’den getirilen suyun ülkeye önemli bir rahatlama sağladığını belirten Erhürman, buna rağmen yerel su kaynaklarının korunması konusunda beklenen adımların atılmadığını ifade etti.
Erhürman, “Bu su çok değerlidir ancak ömür boyu kullanabileceğimiz bir kaynak değildir. Türkiye de su fakiri olma yolunda ilerleyen bir ülkedir. Bu nedenle yerel su kaynaklarımızı korumalı, zenginleştirmeli ve alternatif çözümler üretmeliyiz.” dedi.
-“Çevre yönetiminin üç temel ayağı var: Bunlar yasa, bütçe ve halk katılımı “
Erhürman, çevre sorunlarının kronik hale geldiğini ancak çözümsüz olmadığını da belirterek, mühendislik ve bilimsel yöntemlerle tüm sorunların çözülebileceğini söyledi.
Çevre yönetiminin üç temel ayağı bulunduğunu ifade eden Erhürman, bunları yasa, bütçe ve halk katılımı olarak sıraladı.
Nilden Bektaş Erhürman, birinci ayağın yasa olduğunu, 2012 yılında Avrupa Birliği normlarına uygun şekilde hazırlanan Çevre Yasası’nın önemli bir temel oluşturduğunu ancak yaklaşık 60 tüzüğün çıkarılması gerektiğini söyledi.
Erhürman, ayrıca yasa ve tüzükleri uygulayacak kurumların güçlendirilmesi, personel istihdam edilmesi, denetimlerin artırılması ve gerekli cezaların uygulanmasının şart olduğunu kaydetti.
İkinci ayağın bütçe olduğunu belirten Erhürman, “Bütçe ayrılmadan çevre yönetimi yapılamaz, çevre politikası üretilemez.” dedi.
Erhürman, üçüncü ayağın ise halkın çevre yönetimine katılımı olduğunu vurgulayarak, çevre bilinci ve eğitiminin önemine dikkat çekti. “Üçüncü ayak olmazsa diğer iki ayak da çalışmaz.” diyen Erhürman, halkın talep etmesi, örgütlerin birlikte hareket etmesi ve çevre bilincinin yaygınlaşmasının önemini işaret etti.
Kadınların çevre mücadelesindeki rolünün son derece önemli olduğunu belirten Erhürman, çocukların çevre bilinciyle yetişmesinin geleceğin çevre politikaları açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
-“Cumhurbaşkanlığı çevre konusunda aktif rol üstlendi”
Cumhurbaşkanlığının icra makamı olmadığını ancak çevre konusunda aktif rol üstlendiklerini ifade eden Erhürman, çevrenin çok geniş bir alan olduğunu bu nedenle ilk etapta Çevre ve İklim Masası ile Su Yönetimi Masası oluşturduklarını açıkladı.
Su tasarrufu konusunda çalışmalar yürüttüklerini belirten Erhürman, kısa süre önce düzenlenen fidan dikim etkinliğinde bir saat içerisinde 14 bin 300 fidanın toprakla buluşturulduğunu söyledi. Erhürman, amaçlarının yalnızca fidan dikmek değil, dikilen fidanların bakımını da takip etmek olduğunu belirterek, çalışmaların önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini kaydetti.
Sivil toplum örgütleriyle düzenli toplantılar gerçekleştirdiklerini ifade eden Erhürman, çevre alanında dağınık halde bulunan verilerin tek bir veri tabanında toplanması için çalışma başlattıklarını duyurdu.
Ambalaj atıkları ile ilgili tüzük çalışmalarının ve geri dönüşüm konusunda düzenleme çalışmalarının sürdüğünü belirten Erhürman, tüm tarafları uzlaştırarak çevre açısından etkili düzenlemeler ortaya koymayı hedeflediklerini ifade etti.
Çevre örgütlerini ziyaret ederek görünürlüklerini artırmaya çalıştıklarını da belirten Erhürman, çevre sorunlarının çözümünün yalnızca devlet kurumlarının, toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla mümkün olacağını vurguladı.
Nilden Bektaş Erhürman, konuşmasını “Çevre ancak hep birlikte korunabilir ve kurtarılabilir. Bu mücadeleyi ancak birlikte başarabiliriz.” sözleriyle tamamladı.