DOLAR 46,1116 0.02%
EURO 53,1487 -0.94%
ALTIN 6.409,16-3,23
BITCOIN 2803374-1.78102%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

“Kıbrıs sorunu etkilenebilir”

ABONE OL
29 Nisan 2017 08:37
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/300-x-250-1.jpg

 “2002 yılında AK Parti’nin seçim
zaferiyle başlayan ve Türkiye ile Avrupa kurumları arasında yaşanan balayı
dönemi çöküş sinyalleri vermektedir” diyen Vural, “O dönemde AK Parti’nin
yükselişini Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda önemli bir aşama olarak kabul
eden Avrupalı kurumlar, şimdilerde Türkiye’nin bir otoriteleşme sürecine
girdiği konusunda ciddi bir inanca sahiptirler” dedi

Vural,
“Böyle bir ortamda en fazla etkilenecek konular arasında Kıbrıs ve Kıbrıs
sorunu gelmektedir. Bu etkileme de kısa vadede Kıbrıs sorununun müzakereler
yoluyla çözüm çabalarının askıya alınması ve Avrupa kurumları da dahil olmak
üzere ilgili tarafların tek yanlı eylemlere yönelmeleridir” şeklinde konuştu

Eniz
ORAKCIOĞLU

Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Yücel Vural, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde (AKPM),
Türkiye’nin 2004’te çıktığı siyasi denetim sürecine yeniden alınmasıyla ilgili
kararı Yeni Bakış’a değerlendirdi. Bu kararın ve karara karşı Türkiye
Cumhuriyeti yetkililerinin gösterdiği tepki de kısa ve orta vadede
Türkiye-Avrupa ilişkilerinin yeni gerilimlere gebe olduğunu gösterdiğini
vurgulayan Vural, “Bu kararla birlikte Avrupa kurumları Türkiye’de muhalefet
ile iktidar arasında gerilen ilişkilere de dolaylı olarak “taraf” olmuştur”
dedi.

“Türkiye
otoriterleşme yolunda inancı var”

Prof. Dr. Yücel Vural, AKPM’nin son
kararının giderek kötüleşen Türkiye-Avrupa ilişkilerinin vardığı noktayı ifade
etmesi açısından önemli olduğunu vurgulayarak, “Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği
ve diğer batılı kurumlar Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin kesintiye
uğradığını, OHAL uygulamaları ve KHK’ler aracılığıyla demokratik hakların ihlal
edildiğini artık sansürsüz bir şekilde dile getirmeye başladılar. Türkiye’nin
bu uygulamalardan vazgeçmesi talep ediliyor.  Böylece, 2002 yılında AK
Parti’nin seçim zaferiyle başlayan ve Türkiye ile Avrupa kurumları arasında
yaşanan balayı dönemi çöküş sinyalleri vermektedir. O dönemde AK Parti’nin
yükselişini Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda önemli bir aşama olarak kabul
eden Avrupalı kurumlar, şimdilerde Türkiye’nin bir otoriterleşme sürecine
girdiği konusunda ciddi bir inanca sahiptirler” dedi.

“Kıbrıs
sorununun çözümüne katkı sağlaması beklenmekteydi”

Vural, Kararın Anayasa Referandumuyla
alakası var mı? Sorusuna şu şekilde yanıt verdi; “Anayasa referandumundan önce
de Avrupa kurumları Türkiye’yi, deyim yerindeyse ‘demokratik kural ve normları
askıya alan bir devlet’ olarak nitelemeye başlamışlardı. Hâlbuki AB’nin bir üye
adayı olarak Türkiye’den demokrasi uygulamalarını genişletmesi, Kürt
meselesinde diyalog yolunu seçmesi ve Kıbrıs sorununun çözümüne katkı sağlaması
beklenmekteydi. İlk iki konuda Türkiye’nin beklentileri karşılamaktan çok uzak
olduğu algısı hemen hemen tüm Avrupa kurumlarında yaygın bir eğilim olarak
ortaya çıkmıştır.  AGIT gözlemcilerinin anayasa referandumuyla ilgili ön
raporunda demokratik kuralların ihlal edildiğinin ileri sürülmesi Türkiye’yi
yönetenlere karşı tepkileri artırmıştır.”

“İlişkiler
yeni gerilimlere gebe”

Bu kararın ve karara karşı Türkiye
Cumhuriyeti yetkililerinin gösterdiği tepki de kısa ve orta vadede Türkiye-Avrupa
ilişkilerinin yeni gerilimlere gebe olduğunu gösterdiğini vurgulayan Vural, “Bu
kararla birlikte Avrupa kurumları Türkiye’de muhalefet ile iktidar arasında
gerilen ilişkilere de dolaylı olarak “taraf” olmuştur. Ama bu taraf oluş ilgili
kuruluşların işlevleri bağlamında çok da şaşırtıcı değildir. Türkiye’de iktidar
ile muhalefet arasında ciddi bir gerilimin devam etmekte olduğunu ve anayasa
referandumundan sonra bu gerilimin daha da yoğunlaştığını da dikkate almamız
gerekiyor. Bu koşullarda Avrupalı kurumların Türkiye’yle ilgili konulara ve
özellikle insan hakları uygulamalarına daha fazla taraf olması ve muhalefetin
de bunu bir imkan olarak değerlendirmeye başlaması şaşırtıcı olmayacaktır.
Başta AB olmak üzere tüm Avrupalı kurumların 2002 yılından itibaren Türkiye’nin
demokrasisini genişletmeye dönük adımlarına güçlü siyasi destek verdiğini ve bu
anlamda “siyasi’ davrandığını unutmamak gerekir” diye konuştu.

“Turizm
de etkilenecek”

Vural, sözlerine şu şekilde devam etti; “Türkiye’nin
demokratik standartlarının Avrupa kurumları tarafından sürekli sorgulanır
durumda olması, Türk yetkililer ile Avrupa kurumları adına veya üye devletler
adına açıklama yapan siyasi yetkililer arasında bir tartışma ve çatışma
ortamının giderek yaygınlaşması Türkiye’nin bu kurumlarla olan siyasi
ilişkilerini etkilemekle sınırlı kalmayacaktır. Türkiye’nin otoriteleştiği ve
insan haklarının ihlal edildiğine dair iddialar en başta turizm olmak üzere
ekonomik ilişkileri de etkilemeye adaydır.”

“En
fazla etkilenecek konular arasında Kıbrıs ve Kıbrıs sorunu gelmektedir”

Türkiye – Batı ilişkilerinde yaşanan
gerilimler yönetilebilir oldukları sürece Kıbrıs’ın pek fazla etkilemeyeceğini
söyleyen Vural, “Bununla birlikte, yaşanan gerilimler süreğen olmaya başlamış
ve derinleşme eğilimine girmiştir. Ve hatta yönetilebilir olmaktan çıkma
eğilimi taşıdıkları da söylenebilir. Şimdi asıl sorulması gereken soru bu
gerilim ve çatışma ortamından çıkışın mümkün olup olmadığıdır. Görüldüğü
kadarıyla ne Avrupa kurumları ne de Türkiye ana pozisyon ve argümanlarından
vazgeçme eğilimi taşımıyor. Böyle bir ortamda en fazla etkilenecek konular
arasında Kıbrıs ve Kıbrıs sorunu gelmektedir. Bu etkileme de kısa vadede Kıbrıs
sorununun müzakereler yoluyla çözüm çabalarının askıya alınması ve Avrupa
kurumları da dahil olmak üzere ilgili tarafların tek yanlı eylemlere
yönelmeleridir” şeklinde konuştu.

admin

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Video İzle