Yeni Bakış’a konuşan vatandaş, daha önce 1963-1974 yılları arasında yaşanan göçlerin, bugün yeniden başladığını belirterek, bunun ülkedeki iş imkanlarının az olmasından kaynaklandığını ifade etti
Bu durumlara karşı önlem almayan hükümeti sorumsuzlukla suçlayan vatandaş, “Bu süreç böyle devam ederse memleket sadece 3’üncü Dünya ülkesinden gelen insanlara kalacak” diye konuştu
“Şimdiye kadar hiç bu denli kötü durum yaşamadık” diyen vatandaş, ülkede artık bir geleceğin kalmadığını, geçim sıkıntısından yana sorunları olanların çareyi daha iyi imkan sağlayan ülkelerde aradıklarını belirtti
Vatandaş, “Bu ülkede 3’üncü Dünya ülkesi vatandaşları bizden daha iyi şartlar altında yaşamaya başladı. Bu hükümet bizden çok onlara imkân sağlıyor. Normal bir insanın alabileceği günlük yevmiyeden daha az paraya çalışmaları yüzünden bizlerin ekmek paralarıyla oynuyorlar. Bu durumla ilgili hiçbir önlem almayan hükümet ise bunları görmezden geliyor” dedi
Süreyya ÖZDEMİR
Üniversite bitiren ve iş imkânı olmamasından dolayı farklı memleketlere giden çocukları için endişe duyduklarını belirten vatandaşlar, hükümete gerekli tedbirleri alması hususunda çağrıda bulundu. “Şimdiye kadar hiç bu denli kötü durumları yaşamadık” diyen vatandaşlar, ülkede artık bir geleceğin kalmadığını, geçim sıkıntısından yana sorunları olanların çareyi daha iyi imkanlar sağlayan ülkelerde bulduklarını belirttiler.
Vatandaş ne dedi?
Fikret Hasan: 1963-74 dönemine geri döndük
“1961’de Kuzey Kıbrıs’tan İngiltere’ye göç ettim, bunun nedeni ise yaşadığım yerde bir gelecek görmemdi. Bu adada usulsüzlük 1955 yılında başladı. Aynı zamanda iki farklı toplum arasındaki kavgalar, huzursuzluk da bunun cabasıydı. Uzun zamandan beri İngiltere’de yaşamaktayım. Oraya gitmemdeki asıl mesele ise maddi sıkıntılardı. Şu anda burada yaşayan birçok insanın da maddi kaygılar çektiğini görmekteyim. İnsanlar bu memleketten farklı yerlere geçimlerini sağlamak amacıyla gitmeye başlamışlardı. Şu an yine 63-74 dönemi gibi göçe başladık. Gördüğümüz kadarıyla bu memlekette yaşanacak hal kalmadı.
Buradaki devlet Türkiye Cumhuriyetine bağlı, hatta oranın yardımı ve desteğiyle ayakta kalmaya yüz tutmuş bir memleket. Hükümetin vatandaşları için bir güvence sağlaması gerekir. Burada dengeli bir sistemin oturtulması gerekiyor. Türkiye’nin de burayı bir vilayeti olarak ilan etmesi lazım. Belki insanlara daha fazla imkanlar sağlanır ve memleketlerini terk etmemiş olurlar.”
Celal Kale: Üniversite bitiren yapıcılık yapıyor
“ 1974’te olan göçün nedeni, fakirlik ve işsizlikti. Aynı zamanda iki toplumun birbiriyle olan geçimsizliğiydi. Bu nedenlerden dolayı insanlar burada yaşayamaz hale geldi. 1963’te rumlar bizim vatandaşlarımıza iş imkânı tanımıyordu. Amaçları buradaki insanları daha da aza indirgemekti. Bunun için de vatandaşlarımıza pasaport çıkartıp buradan yollamaktı. 1974 yılı gelince durumlarımız biraz daha düzeldi. Bir sistem oturtuldu.
Toplumumuz az da olsa ekmek parası kazanmaya başladı. İnsanlarımız yurduna geri dönmeye başladı. Hayat şartlarımız normale dönmüştü. Şimdi yine göçler başladı ve bu sefer göçlerin nedeni ülkemize gelen 3’üncü Dünya ülkeleri vatandaşlarıdır. İşverenler ucuz işçi çalıştırabilmek için artık kendi vatandaşlarımızı değil, ucuza çalışan işçileri öncelikli tutuyor.
Bununla birlikte de vatandaşlarımız iş bulamamakta. Farklı ülkeler tercih edip oralarda çalışmak istemektedirler. Görüyoruz ki üniversite bitirmiş evlatlarımız, yapıcılık yapıyor. Gelen ucuz işçiler kendi evlatlarımızın ekmeklerini çalmış bulunmakta. Bu durumların durması için hükümetin bir önlem alması gereklidir. Ancak hükümette de bu gücün olmadığını görüyoruz. Hükümet kendi evlatlarına istersen git diyecek hale geldi.
Bununla birlikte Türkiye devletine de kafa tutmaya başladı. Sözlerini bile tutamayan bir hükümet, halkının göç etmesine nasıl engel olsun.
Bu şartlar altında göçler devam edecek. Nüfusumuza 500-600 bin diyorlar. Buranın esas yerli halkı belki de 100 bin bile değil. Bu ülkenin artık bir hayır edebileceğini sanmıyorum. Eğer bunları kontrol altına almak istiyorlarsa önce bir düzen oturtmaları gerekir.
Bunlar için bir kanun gelmesi gerek, yine de görmekteyiz ki hükümetimiz bu işler için yetersiz, kapasitesi yok. Şöyle bir baktığımızda da hiç bu denli kötüye gittiğimizi daha önce görmemiştik.”
Selahattin Aygün:Az da olsa göç vermekteyiz
“ 63-74 döneminde bir belirsizlik vardı.
Savaş zamanındaydı ve insanların can güvenlikleri yoktu. Bu nedenden dolayı da insanlarımız memleketlerinden göç etmek zorunda kalmıştılar. 74’te çıkarma yapıldı. Sonrasında iki farklı devlet kuruldu.
Bu devletin içerisinde ise tüm merciler mevcuttu. Daha sonra ise bu memlekete 2’nci ve 3’üncü Dünya ülkelerinden insanlar gelmeye başladı.
Bu sayede buradaki insanlarla akrabalık başladı. Bununla birlikte çoğaldık, bu çoğalma ise şimdinin gündemine ekonomimizin bozulması yönünde olumsuz sonuçlar doğurdu.
Buna örnek verecek olursak Yunanistan bundan birkaç yıl evvel sıfırlandı. Bizler de belki sıfırlanıp da aydınlığa çıkacağız, bunu bilemeyiz. Şimdi ülkemizde bir göçün yaşandığını ben görmüyorum. Buradan göç eden insanlar zaten 3’üncü Dünya ülkesi vatandaşlarıdır. Onların da bu ülkeye zaten yararları yoktur.
Buradan göç eden insanlar deyim yerindeyse zaten basit toplumların insanlarıdır. Bunlarla birlikte giden zaten gitsin gereği yoktur. Buranın ekonomisine bozuk diyorlar, ben buna inanmıyorum.
Bu durum Batı’nın Müslümanlara oynadığı bir oyundur. Terörle vuramadığı bizleri illaki ekonomik sorunlarla vuracaktır. Bu yüzden az da olsa göç vermekteyiz. Buna beyin göçü diyorlar. Bunun adı ‘hayal göçü’ başka bir yakıştırma yanlış olacaktır.”
Erdem Sofuoğlu: Göçler çoğalacak
“Herkesin de gördüğü gibi ekonomik sebepler neticesinde vatandaşlarımızın bir kısmı göç ediyor. Bu memlekette istikrarsız bir hükümet olduğu sürece, bu göç de durmayacak.
Bir zamanlar EOKA durumlarımız vardı, şimdi ekonomik sıkıntılarımız var. İngilizler vatandaşlarımıza yardım edeceği konusunda söz verdiği için buradan gidiyorlardı. Bugün ekonominin bu durumu bu şekilde devam ettiği sürece 3’üncü Dünya devletlerinin insanlarının çoğalması, iş imkânlarının kendi vatandaşları için azalması durumunda göçler illaki devam edecek. Devlet bu yabancılaşmaya devam ettiği sürece bu sorunlar düzelmeyecek.”
Mehmet Yılmaz: İnsanın vatanı, karnını doyurduğu yerdir
“Ülkemizdeki işverenler, daha fazla kar sağlamak amacıyla, 3’üncü Dünya ülkeleri vatandaşlarını kaçak olarak çalıştırmaya devam ettikleri sürece ve kendi insanlarına iş imkânı sağlamadığı müddetçe halkımız göç etmeye mahkûm kalacaktır. Ucuz iş gücüne yer veren işverenler kendi vatandaşlarını düşünmüyor. Bir vatandaş bu ülkede yaşıyorsa ev kirasını mı, elektriğini mi, mutfak masrafını mı ya da sayamadığım türlü türlü ihtiyacını karşılamak zorunda. İş imkânının azlığı neticesinde insanların göç etmesi normaldir diye düşünmekteyim. Karınlarını doyurabilmek için buna mecburlar, çünkü insanın vatanı, karnını doyurduğu yerdir.”
Nafiz Çeliker: Hükümetin bu göçe engel olması gerek
“Dövizin yükselmesiyle birlikte insanların sıkıntıya düştükleri zaten meydanda, bununla birlikte birde ülkemizde yaşayan 3’üncü Dünya ülkeleri vatandaşları iş yerlerini işgal etti. Bununla birlikte insanlarımız iş bulamaz, hatta işverenler masraflarını karşılayamayacağı düşüncesiyle iş vermez hale geldiler. Bundan dolayı da ülkede bir kargaşa meydana geldi, insanlar karınlarını doyurabilmek çocuklarına daha iyi imkânlar sağlayabilmek amacıyla burayı terk edip çalışmak için farklı ülkelere gider oldular. Artık hükümetimizin gözünü açıp bu durumları görmesi gerek, bu duruma bir son verip önlem almaları şart. Giriş çıkışlarda kontrol başlatmaları şart. Ve ülkemizin kalkınması için buraya bir iş sahasının kurulması gerekmektedir.”
Muhammet Ceyhan: 3’üncü Dünya ülkesi vatandaşları bizden daha iyi şartlarda yaşıyorlar
“Bu ülkede 3’üncü Dünya ülkesi vatandaşları bizden daha iyi şartlar altında yaşamaya başladı. Bu hükümet bizden çok onlara imkân sağlıyor. Normal bir insanın alabileceği günlük yevmiyeden daha az paraya çalışmaları yüzünden bizlerin ekmek paralarıyla oynuyorlar. Bu durumla ilgili hiçbir önlem almayan hükümet bunları görmezden geliyor. Ülkede meydana gelen bu pahalılık yüzünden, insanlar iyi şartlar altında yaşayabilmek adına buradan gitmeyi tercih ediyorlar.”
Ekrem Kara: Üniversite okuyorlar, iş bulamıyorlar
“Bu memlekette, yönetim zaafı var. Ülkesini, vatandaşını görmeyen bir hükümet bizleri yönetmeye çalışıyor. Ülkenin yönetiminde başlı başına bir sorun var. Bu halkı, hakkıyla yönetemeyen hükümet insanlarını buradan gitmeye zorluyor. Bir siyasetçinin siyaset yapabilmesi için seçim olmadan önce vaatte bulunması seçimlerden sonra da bu sözlerini yerine getirmesi gerekir. Bizler henüz böyle bir durumla karşılaşmadık. Memleketimiz de gençlerimiz kalmadı, hepsi tek tek burayı terk ediyor. Üniversite okuyorlar iş bulamıyorlar. 3’üncü Dünya ülkelerinden gelen insanlar gençlerimizin, vatandaşlarımızın önünü kapatıyorlar. İş olanaklarımız azalıyor. Buna bir önlem dahi alınamıyor. Bu hükümetin bizlerin yanında olması gerekirken bizleri başka taraflara yöneltiyorlar. 63-74’te can güvenliği için kaçan insanlarımız şimdi yoksulluk, fakirleşme yüzünden burada yaşayamıyorlar.”
Ahmet Malatyalı: Bu güne kadar böyle karamsarlık yaşamadık
“Baştaki hükümetimiz başlı başına bir sorun. Ülkemizde denetim adına bir şey yok. Memleketimizde tek çalışan 3’üncü Dünya ülkesinden gelenler oldu. Başımızı ne tarafa çevirsek onları görüyoruz. Kendi vatandaşımız bu memlekette kalkınamazken onlar gayet güzel kalkınabiliyorlar. Korsan bir hükümet başımızda, fırsatçılar yüzünden kimin elinin kimin cebinde olduğunu anlayamaz olduk. İnsanlar burada yaşayamaz hale geldi. Bu duruma bir önlem alınmadığı takdirde bu ülkede yalnız başlarına kalacaklar sanırım. İmkânsızlıklar, tutarsızlıklar yüzünden insanların hali perişan oldu. Bunca insan yarın maaş alabilecek miyiz diye düşünür oldu. Bu güne kadar hiç bu kadar karamsarlık yaşamayan halk, gününü artık geçim kaygısıyla geçirmekte. Böyle devam ederse bu göçler çoğalacak.”