Özlem ÇİMENDAL
Tarihten günümüze kadar ulaşan kültür ürünleri arasında yer alan ağaç işçiliğinin geleneksel sanatlarımız arasında önemi çok büyük bir yer kaplamaktadır. Orta Asya’ya kadar dayanan tarihiyle, fazla dayanıklı bir madde gibi görünmeyen ahşabı, değişik tekniklerle dayanıklı hale getirerek yüzyıllarca zaman geçmesine rağmen hala işlevini yitirmemiş görünümde kullanmak mümkün.
Eskilerin “çeyiz sandığı”
Eskiden evlenecek olanların olmazsa olmazları arasında olan halk arasında “çeyiz sandığı” olarak bilinen ahşaptan sandıklar, şimdi Mukaddes Örek’in ellerinde hayat buluyor.
Yüzyıllar geçmesine rağmen varlığını sürdürüyor
Ormanda büyüyen bir ağacın kesildikten sonra bittiği düşünülen hayatının, ahşap oymacılık sanatı ile yeniden başlamasıyla ortaya çıkan sanat eseri yüzyıllar geçmesine rağmen varlığını sürdürüyor.
Emeğini, terini akıttığı oymacılıktan vazgeçmiyor
Günümüzde yitip giden el sanatları arasında sayabileceğimiz “ahşap oymacılığı”na eskisi gibi talep olmaması üzse de Mukaddes Örek’i, emeğini ve terini akıttığı oymacılıktan vazgeçmeyeceğini söylüyor. Atölyesi ile satışının aynı dükkanda olduğunu ifade eden Örek, ahşap oymalarla şekillendirdiği el emeği eserlerinin yanında seramikten oluşan el işi süs eşyaları ve vintage tarzı eski telefon aksesuarları ve klasik model arabalarla da süslüyor dükkanını.
İnsanoğlunun son yolculuğunda bile eşlik ediyor
“Ahşap oymacılıkla vücut bulan eşyalar yeri gelir insanlara beşik olur, kucaklayan koltuk olur, yatak, çerçeve, sandık olur” düşüncesinden yola çıkan Örek, ahşabın son yolculuğunda bile insanoğluna eşlik edeceği inancında ve ahşap oymacılığı hayatında bambaşka bir yerde…
Kişinin kendini anlatmasının bir yolu
Bazen iç içe desenler, bazen çok sade desenler, bazen bir tokmak ve oyma kalemi ile bazen de bir çivi üzerinde iz bırakacak her şey ile yapılabilen bir el sanatı olan ahşap oymacılığının; hayal gücünün, fiziki imkan ve kabiliyetlerin el verdiği ölçüde insanların kendilerini anlatmanın bir yolu olduğunu da biliyor Mukaddes Örek…