Maliye eski Bakanı Birikim Özgür, ABD’nin sünger operasyonu ile doları geri çağırmak üzere düğmeye bastığına dikkat çekerek, bugün yaşanan kur krizini tetikleyen finansal unsurun sünger operasyonu olduğunu belirtti
Özgür, “Türkiye sürdürülebilir maliye perspektifini uygulayabildiği ancak sürdürülebilir ekonomi perspektifinde yetersiz kaldığı için bugün krizle karşı karşıya. Bu sorunu aşmak adına ise bir program açıkladı” diye konuştu
KKTC’nin ise sürdürülebilir maliye politikasını son 10 yıldır siyasetin odağına koymaktan kaçındığının altını çizen Özgür, “Vizyon sahibi olmayan, ekonomiden hiç anlamayan ve Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine yapabileceği hiçbir katkı kalmamış olan siyasetçilerin etkinliğinde son 10 yılda Ağustos böceği gibi yan gelip yattık ve tek bir yapısal reforma dahi imza atamadık” diye konuştu
Özgür, dövizle borçlanan yüzlerce yurttaşın aylık gelirinin taksitlerini dahi karşılayamayacak noktaya ulaştığına dikkat çekti
Özgür, tüm bu borçların yeniden yapılandırılarak borç taksitlerinin gelirin en fazla % 70’i kadar olacağı bir durum yaratmak için hükümetin tedbirler alması gerektiğini kaydetti
Özlem ÇİMENDAL
Maliye eski Bakanı Birikim Özgür, 2008 Küresel Finans Krizi’nin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini sağlama hedefini ön plana çıkardığına dikkat çekerek, bu durumun ise güçsüz devletleri batma riski ile karşı karşıya bıraktığını kaydetti. Özgür, “Örneğin ABD’de Detroit Eyaleti kepenk indirmişti. Avrupa’da da İspanya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Güney Kıbrıs gibi ülkelerin mali gücü krizi savuşturmaya yetememişti. Bu süreç öncesinde kamu maliyesini güçlendirdiği için kriz Türkiye’yi teğet geçmişti” dedi.
“Bugün yaşanmakta olan kur krizi için ABD düğmeye bastı”
Aynı süreç kapsamında ABD Merkez Bankası’nın, AB Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası’nın küresel krizle mücadele için bol para politikasını uygulamaya soktuğuna dikkat çeken Özgür, “Türkiye, bu kapsamda oluşan kredi olanaklarını sürdürülebilir büyüme perspektifi ile değil yol, köprü gibi altyapı yatırımları ile inşaat sektörü için kullandı. Son birkaç yılda ABD sünger operasyonu ile doları geri çağırmak üzere düğmeye bastı. Bugün yaşanmakta olan kur krizini tetikleyen finansal unsur sünger operasyonudur. Kur krizinin siyasi faktörlerle birleşerek oldukça hacimli bir hal aldığı da bir gerçektir” diye konuştu.
“Türkiye kriz ile karşı karşıya”
Özgür şöyle konuştu: “Özetle Türkiye sürdürülebilir maliye perspektifini uygulayabildiği ve fakat sürdürülebilir ekonomi perspektifinde yetersiz kaldığı için bugün krizle karşı karşıya. Bu sorunu aşmak adına ise bir program açıkladı.”
“KKTC sürdürülebilir maliye perspektifini siyasetin odağına koymuyor”
KKTC’nin sürdürülebilir maliye politikasını siyasetin odağına koymaktan kaçındığının altını çizen Özgür, “Biz ise ısrarla ve inatla son 10 yılda sürdürülebilir maliye perspektifini siyasetin odağına koymaktan kaçındık. Vizyon sahibi olmayan, ekonomiden hiç anlamayan ve Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine yapabileceği hiçbir katkı kalmamış olan siyasetçilerin etkinliğinde son 10 yılda Ağustos böceği gibi yan gelip yattık ve tek bir yapısal reforma dahi imza atamadık” ifadelerini kullandı.
“Ürettiğinden fazla tüketen mali yapı düzeltilmeli”
Gelinen aşamada yapısal reformlara dört elle sarılmak ve ilk aşamada ürettiğinden fazla tüketen mali yapıyı düzeltmek ve buna paralel olarak da ekonomiyi güçlendirecek cesur adımlar atılması gerektiğine vurgu yapan Özgür, “Bu kriz ortamında kimsenin bizi bizden fazla düşünemeyeceğinin de bilinciyle, sorumluluklarının ayırdında bir toplum ve siyaset kurumu ile radikal kararlar almak ve uygulamak durumundayız. Bu yolu yürürken Türkiye’nin mali ve teknik desteği bizim açımızdan önemli bir güvencedir. Yalnız değiliz. Türkiye ile birlikte başaracağız. Ama kimse Türkiye’nin bize açıktan ilave mali destek sunmasını da beklememeli. Bu beklenti, reform öngörüsünün düşmanıdır ve sistemimizi sadece geçici bir süre için idame etmemize ve ileride daha da büyük krizler yaşamamıza sebebiyet verecek denli olumsuz bir beklentidir” diye konuştu.
“Yüzlerce yurttaşın aylık geliri, taksitlerini dahi karşılamıyor”
“Kur krizi nedeniyle bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlar var” diyen Özgür, dövizle borçlanan yüzlerce yurttaşın aylık gelirinin taksitlerini dahi karşılayamayacak noktaya ulaştığına dikkat çekti. Özgür, tüm bu borçların yeniden yapılandırılarak borç taksitlerinin gelirin en fazla % 70’i kadar olacağı bir durum yaratmak için hükümetin gerekli tedbirleri alması gerektiğini de kaydetti. Özgür, “Ayrıca, piyasaya hızlı para arzı için Türkiye ile imzalanan 2018 hibe protokolü kapsamında hali hazırda yürürlükte olan reel sektör destekleri ile altyapı projelerine ilişkin geçici bir düzenlemeye gidilmesi gerekir” dedi.
“464 milyon TL’lik hibenin % 80’i hala kullanılmadı”
Altyapı projeleri kapsamındaki 464 milyon TL’lik hibenin % 80’inin de henüz kullanılmadığının altını çizen Özgür şunları söyledi: “İhaleye gerek duyulmayacak ve avans oranını yükselterek hızlıca bu yatırımların hayata geçirilmesi mümkündür. Bu sayede 350 milyon TL civarında bir kaynak piyasaya akacaktır. 212 milyon TL’lik reel sektör desteklerinde de bugüne kadar kaynağın % 36’sı kullanılmış.”
“Piyasaların canlanması için yeni kaynaklar devreye sokulabilir”
Birikim Özgür, “Reel sektör projelerini desteklemek için öngörülen uygulamaların da hızlandırılması halinde ekonomimize ilave 130 milyon TL civarında bir kaynak girmiş olacak. Kalkınma Bankası’nın kredi kullandırma kapasitesi yaklaşık 170 milyon TL. Bu kaynak da piyasayı canlandırmak için yeni uygulamalarla devreye sokulabilir” ifadelerini kullandı. Özgür, “Tüm bunların ötesinde Reform Destek Ödeneği kapsamında Türkiye’nin KKTC maliyesine sunduğu 960 milyon TL’lik bir olanak var. Bütçe açığını dengelemek için hükümetin bu kaynağa erişimin gereklerine odaklanma zorunluluğu vardır” diye konuştu.
“Avuç açıp Türkiye’den medet ummak hem onursuzluk olacaktır hem de krizi büyütecektir”
“Böylesi büyük bir krizle başa çıkabilmemiz için Türkiye ile ilişkilerin çok ama çok iyi yönetilmesi gereken kritik bir süreçten geçmekteyiz” diyen Özgür, “Reformlarla sistemi güçlendirirken Türkiye’nin desteğini önemsemek yerine avuç açıp Türkiye’den medet ummak hem onursuzluk olacaktır hem de krizi büyütmek dışında hiçbir işe yaramayacaktır. Hele hele bu krizi halkımızı Türkiye ile ilişkilerden soğutmak için fırsata çevirmeye çalışmak, bu halka yapılabilecek en büyük günahtır. Bu gibi sorumsuz davranışlar, kendi alnındaki sineği silahla vurmaya benzer” diye konuştu.
“10 yıldır hayata geçirilmeyen reformlar var, siyasi partiler aynaya bakmalı”
“10 yıldır bireysel çıkarları doğrultusunda statükoyu korumak ve reformları engellemek amacıyla bu silahı kullananlar varoluş mücadelemize çok büyük zarar verdiler. Bugün eğer kriz bizi bu denli vurmuşsa, illa ki son 10 yılda reformları hayata geçirmemiş olmanın bedeli siyasete yansıyacaktır. Siyasi partilerin aynaya bakmasını, reform karşıtı yaklaşımlarla hesaplaşmasını ve mutlaka halkımıza bundan sonraki süreçte ‘reformları en iyi biz uygularız’ mesajını vermesini gerektiren bir süreçten geçmekteyiz.”
“Kriz çok canımızı yakacak ancak eski siyasetten kurtulmamıza vesile olacak”
Özgür, “Kimse endişeye kapılmasın. Kıbrıs Türk halkı bu badireyi atlatabilecek kapasiteye de kabiliyete de sahiptir. Bu kriz çok canımızı yakacak ancak orta ve uzun vadede eski siyasetten kurtulmamıza vesile olmuş bir fırsat olarak da anılacak. Bugünden yarına daha güzel bir yaşam için karşı karşıya olduğumuz Kıbrıs sorunu da dahil olmak üzere tüm siyasi, sosyal, mali ve ekonomik yapısal sorunlarımızı aşabilmek adına gerçekçi, kararlı ve ciddi bir yaklaşımla önümüzdeki sürecin yönetilmesi mümkündür” dedi.