

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (KTMMOB) bağlı Çevre Mühendisleri Odası, Değirmenlik’e taş ocağı açılmaması gerektiğini kaydetti.
Ülkenin yeni bir taş ocağına ihtiyacı olmadığını vurgulayan Oda, seçilen sahanın da bu faaliyete uygun olmadığını belirtti. Oda, “Beşparmak Dağları’nın suyu, ormanı ve yaşam alanları, bir kez kaybedildiğinde yerine konamayacak kamusal değerlerdir.” dedi.
Oda Yönetim Kurulu imzasıyla yapılan açıklamada, North Flag Madencilik Ltd. tarafından Değirmenlik’te açılması planlanan taş ocağına ait taslak ÇED raporunun incelendiği ifade edildi.
Raporun verilerinin, projenin yarattığı riskleri ortaya koyduğu kaydedilen açıklamada, seçilen sahanın içme suyu kuyularına, karstik akifere, devlet ormanına, ana yola ve yerleşim yerlerine, bu ölçekte patlatmalı bir ocağın gerektirdiği güvenli mesafeleri sağlayamadığı belirtildi.
Yürürlükteki koruma mevzuatının bu sahada taş ocağına izin vermediği ifade edilen açıklamada, sahanın, Beşparmak Dağları Akiferi Koruma Emirnamesi sınırları içinde olduğuna dikkat çekildi.
Maden ve Taş Ocakları (Düzenleme) Yasası’nın, ayrıca 50 metrelik bir koruma mesafesi getirdiği belirtilen açıklamada, belediyenin su kuyusunun parsele yalnızca 39 metre uzak olması nedeniyle sahanın bir bölümünün bu yasal koruma mesafesinin içinde kaldığı ifade edildi.
İçme suyu kuyuları ve karstik akiferin geri dönülmez risk altında olduğu kaydedilen açıklamada, sahanın, karstik kireçtaşı akiferinin beslenme alanı üzerinde olduğu ve belediye kuyusunun 39 metre, DSİ kuyularının 56 metre ve 200 metre, belediye içme suyu kuyusunun ise 95 metre mesafede olduğu belirtildi.
Karstik yapıda yüzeydeki kirliliğin süzülmeden, çatlak ve boşluklar yoluyla hızla yeraltı suyuna ulaştığı ve patlatmaların bu çatlak sistemini de değiştirdiği ifade edilen açıklamada, “ÇED raporunda da vurgulandığı gibi, karstik beslenme alanlarında taş ocağı faaliyetlerine kesinlikle izin verilmemelidir.” denildi. Açıklamada, yasanın da hiçbir ruhsatın suyu kirletme yetkisi vermediğini hükme bağladığına işaret edildi.
Patlatma titreşiminin kuyulara ve Girne Dağ Yolu’na ulaşacağı kaydedilen açıklamada, Karayolları Dairesi’nin de yola yakın kesimde çıkarım yapılmamasını şart koştuğu belirtildi.
Toz emisyonunun, yasal modelleme eşiğinin 63 katı olduğu ifade edilen açıklamada, “Raporda, toz önlemleri alındıktan sonraki emisyon saatte 63,24 kg olarak hesaplanmıştır; bu, 1 kg/saatlik eşiğin 63 katıdır. Beyan edilen tam üretim kapasitesinde bu değer yaklaşık 75 kg/saate çıkar.” denildi.
Orman Dairesi’nin, parselin devlete ait orman arazisi olduğu, meşcerenin tamamen yok olacağı, orman ekosisteminde kalıcı olumsuz etki doğacağını bildirdiği kaydedilen açıklamada, rapora göre, sahada Kıbrıs engereği ve kedi gözlü yılan gibi koruma altındaki türlerin tespit edildiği ve bu türlerin yaşam alanlarının tahribinin yasak olduğu belirtildi.
-“Kurum görüşleri ve kamu yararı taş ocağına izin verilmemesini destekliyor”
Kurum görüşlerinin ve kamu yararının taş ocağına izin verilmemesini desteklediği ifade edilen açıklamada, “Belediye ve Orman Dairesi görüşleri olumlu değildir; Kaymakamlık ve Şehir Planlama Dairesi görüşleri ise ‘diğer kurumların olumlu görüşü’ koşuluna bağlanmıştır ve bu koşul sağlanmamaktadır. Çevre Yasası da, olumsuz ÇED görüşü alan projeye ruhsat verilemeyeceğini hükme bağlar.” denildi.
Ülkenin yeni bir taş ocağına ihtiyacı olmadığı kaydedilen açıklamada, Bakanlar Kurulu’nun geçen yıl onayladığı 2025-2027 Orta Vadeli Program’a göre, “yeni taş ocağı açılmasına ve mevcut taş ocaklarının büyütülmesine izin verilmeyeceği ve mevcut taş ocağı sayısının azaltılacağı” belirtildi.
Aynı programın verilerine göre 2023’te inşaat sektörünün reel olarak yüzde 9,5, taş ocakçılığının yüzde 0,4 küçüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, talepte yeni kapasite gerektiren bir artış görülmediği kaydedildi.
İnceleme Değerlendirme Komisyonu’nun ve Çevre Koruma Dairesi’nin ÇED sürecini olumsuz sonuçlandırması talep edilen açıklamada, Bakanlar Kurulu’nun sahaya ruhsat vermemesi, Şehir Planlama Dairesi’nin emirnameyi uygulaması ve akifer koruma alanının kalıcı imar planıyla güvence altına alınması istendi.
Açıklamada, bölgedeki mevcut ocakların akifer, hava kalitesi ve gürültü üzerindeki toplam etkisinin bağımsız bir çalışmayla ortaya konması ve su kaynakları çevresinde bilimsel esaslı koruma mesafelerinin Taş Ocakları Düzenleme ve Denetleme Tüzüğü’ne işlenmesi de talep edildi.