DOLAR 32,8387 0.08%
EURO 35,2375 0.02%
GBP 41,6365 -0.17%
ALTIN 2.492,910,14
BITCOIN 21261570,15%

Başka Bir Toplum Mümkün…

ABONE OL
19 Temmuz 2015 16:39
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/300-x-250-1.jpg

İdeal toplum düzeni oluşturabilmek, toplum içindeki toplumsal ilişkilerin, o toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak düzenlenmesiyle ilgilidir. Hukuk ilkelerinin ve yönetim biçimlerinin toplum ihtiyaçlarını karşıladığı noktada ancak ideal toplum düzenine ulaşılabilir. Eğer ülke koşulları toplum ihtiyaçlarını karşılamazsa toplum içerisinde huzursuzluk ve düzensizlik kol gezmeye başlar. Bu noktada da mutsuz ve yetersiz bireyler yetişmeye başlar. Toplumsal düzenin yozlaştığı ve bireylerin ihtiyaçlarının karşılanamaz duruma geldiği noktada haksızlıkları giderecek, sorunları ortadan kaldıracak, adaleti sağlayacak ve toplumu daha mutlu kılacak bir sisteme ihtiyaç gündeme gelir.

‘Sistem’ dendiği zaman uyum içinde çalışan bir yapının olduğunu düşünsekte ülkemizde uyum içinde çalışamayan ‘bozuk bir sistemin’ var olduğunu görmekteyiz. Ülkemizde gerek sosyal, gerek politik, gerekse ekonomik olarak yetersiz bir yapı oluşmuş durumda. Peki nereden besleniyor bu sistem? Nerede yanlış yaptık?

Günübirlik, yetersiz bir yaşam, plansız ve belirsiz bir gelecek sonucunda, umutsuz ve mutsuz bir toplum yetişiyor. Geçmişten itibaren sorgulamaya başlarsak, savaş travmaları üzerinde durulmadığı için savaş travmalarını atlatamamış bir toplumla karşı karşıyayız. Geçmişte herşeyini kaybeden toplum bireyleri ‘kaybetme korkusu’ndan dolayı eski ve kullanılmayan eşyalarından bile kurtulamıyor hala daha. Savaş sonrasında adaletsiz dağıtılan ganimetler ise toplumdaki adaletsizlik tohumlarının serpilmesinin kaynağı. Çekilen acılardan dolayı fazlasıyla korumacı çoğu aile, ‘ben çektim çocuklarım çekmesin düşüncesi’ hakim aile yapısında.

Politik olarak bakarsak, torpille beslenen, kendi kendini yönetemeyen ‘bağımlı’ bir toplum görüyoruz, bu bağımlılık yetersizlikle karşı karşıya bırakıyor bizi. Ekonomik olarak baktığımızda yetersiz üretimden dolayı, başka ülkelere olan bağımlılığımızın pekiştiğini görüyoruz. İstikrarsız ekonomi ve geleceğin belirsiz olması ise toplumsal güveni zora sokuyor.

Sosyal olarak baktığımız zaman ise, yetersiz kültürel ve sanatsal aktivitelerden dolayı kendi içine kapanan teknolojiye yenik düşen bir toplum yetiştiğini görüyoruz. Peki ne olacak bu toplumun sonu? Başka bir toplum mümkün mü, mümkünse nereden başlamalı ve ne yapmalıyız?

Yaşanılan ülke koşullarının kendi bireylerine kendini gerçekleştirme fırsatını verebilmesi güçlü toplumun bir göstergesidir. Refah düzeyi yüksek, insan haklarına ve doğaya saygılı, geleceğin garanti altında olduğu, istikrarlı bir siyaset ve ekonominin olduğu bir ülkede doğan bireyler hayatlarına bir adım önde başlarlar. Tüketimden çok üretimin olduğu, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir ülke bağımsız ve güçlü olur. Devlet garantisinde bedava ve kaliteli eğitimle yetişen, ezberci olmayan, sorgulatan ve düşündürten bir eğitimle yetişen bireylerin olduğu bir sistemde yaşayan bir toplum düşleyin, fena mı olurdu?

İdeal toplum düzeni oluşturmak, her toplum için farklı gereksinimlerle oluşur. Mevcut sistemin aksaklıklarını giderir, torpilden uzak adaletli ve üretim odaklı bir sistem kurulursa ideal toplum için ilk adım atılmış olur. Eğitim sistemimizin adaleti, düşünmeyi ve sorgulamayı öğreten bir felsefesi olursa ikinci adım da atılmış olur. Sağlıklı aile yapısıyla birlikte sorumluluk alabilen, kendine güvenen, sorunlarla mücadele etmeyi bilen bireyler yetiştirmeyi de başarırsak ideal toplum için önemli adımlar atmış oluruz. Eşitlik, adalet ve özgürlüğün önemli olduğu bir toplumda büyümek birey için toplumsal bir kazanımdır ve bu toplumsal kazanım sonucu güçlü toplum yetişmiş, başka bir toplum da mümkün olur.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

kıbrıs reklam