

Küresel piyasalarda altının ons fiyatı dünkü işlemlerde %0,32 değer kaybetti ve 4.273 dolardan kapanış yaptı. Haftanın son işlem günü başlarken; TSİ 06:00 itibarıyla ons fiyatı 4.284 dolardan fiyatlandı. Dünkü kapanışa göre sınırlı bir prim öne çıksa da altın fiyatları haftayı düşüşle tamamlamaya hazırlanıyor.
Geçen cuma ons fiyatı 4.378 dolardan kapanış yapmıştı. Bu sabahki fiyatlamalar itibarıyla ons altında haftalık %2,15 düşüş gerçekleşiyor. Spot piyasada işlem gören 25 Eylül 2026 gram altın fiyatı da 6.735 TL’den güne başlıyor. Gram fiyatında ise haftalık gerileme yüzde 1,85’e ulaşıyor.
Özellikle uzun vadeli ABD tahvil faizlerinde son 19 yılın en yüksek seviyelerinde varan yükseliş, dolar endeksinin 101,00 seviyesinin üzerine yönelmesi ve Orta Doğu’daki belirsizliklerle birlikte Brent petrolün varil fiyatının 105 doların üzerine çıkması, altın fiyatlarını bu hafta baskılayan önemli unsurlar olarak öne çıktı. Bu denklem karşısında FED üyelerinden de “şahin” tonajlı mesajlar arttı. Ekim ayında FED’den bir faiz artışı daha gelebileceği yönündeki tahminler %70’e yaklaştı. Getirisi olmayan ve dolarla fiyatlanan altın, yüksek faiz beklentileri ile irtifa kaybetti.
Altındaki düşüşün güçlü bir yatırımcı tasfiyesiyle desteklenmediğine dikkat çeken Saxo Bank Emtia Stratejisti Ole Hansen “Küresel altın ETF varlıkları eylülde yaklaşık 50 ton arttı. Çin’in altın ithalatı 2026’nın ilk sekiz ayında 1.000 tonu aşarak 2025 yılının tamamındaki miktarı şimdiden geride bıraktı. Merkez bankalarının devam eden alımlarıyla birlikte bu tablo, altın talebinde, faiz hareketlerine daha az duyarlı olanların güçlendiğine işaret ediyor” dedi.

Hansen’e göre altının karşı karşıya olduğu tablo bir paradoks oluşturuyor. Yükselen faizler ve güçlü dolar kısa vadede fiyatı baskılarken, uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükseliş finansal sistem açısından yeni riskler getiriyor. Artan borçlanma maliyetleri; hükümetler ve şirketler üzerindeki baskıyı artırırken, ABD’nin mali açıkları ve artan kamu borcunun finansmanı konusunda da soru işaretlerini büyütüyor. Tahvil piyasasındaki gelişmeler de bu endişeyi destekliyor. 23 Eylül’deki 70 milyar dolarlık 5 yıllık ABD Hazine tahvili ihalesinin zayıf geçmesi, yatırımcıların daha yüksek getiri talep ettiğini gösterdi. Hansen, yükselen tahvil getirilerinin bir yandan altını baskılarken, diğer yandan uzun vadede finansal ve mali riskleri artırarak altın talebini destekleyebileceğine dikkat çekiyor.
Hangi gücün baskın olacağını fiyat hareketlerinin belirleyeceğini de aktaran Hansen “Altının son dönemdeki 4.235 dolar civarındaki destek seviyesi, izlenmesi gereken ilk seviye. Bu seviyenin kırılması, piyasayı daha derin bir düzeltmeye ve potansiyel olarak Haziran-Temmuz aylarındaki 4.000 ABD doları civarına yeniden odaklanmaya maruz bırakabilir. Tersine, yükselen faiz oranları ve doların güçlenmesinden kaynaklanan mevcut baskıya dayanabilme yeteneği, talebin temel direncini vurgulayacaktır” değerlendiresinde bulundu.
yenibakış gazetesi-kktc son dakika