

İngiltere’de yaşanan dikkat çekici bir tıbbi vakada, yaygın olarak kullanılan bir antibiyotiğin nadir görülen yan etkisi bir kadının cildinde ciddi renk değişimlerine yol açtı. Hastada gelişen tablo, tıp dünyasında da dikkat çeken bir vaka olarak kayıtlara geçti.
Söz konusu lekelerin koyu maviden siyaha kadar değişen renklerde olduğu, ilk olarak bacaklarda ortaya çıktığı ve daha sonra kollara ve hatta dilin yan kısımlarına kadar yayıldığı belirtildi.
Doktorlar, hastanın antibiyotiğe bağlı nadir bir yan etki yaşadığını tespit etti. Bu durumun, ilacın bırakılmasından sonra aylarca hatta yıllarca sürebilen cilt renk değişimlerine yol açabildiği, bazı vakalarda ise kalıcı olabildiği ifade edildi.

Hastanın, antibiyotik tedavisine başladıktan yaklaşık iki hafta sonra uzuvlarında renk değişimi fark ettiği bildirildi.
Söz konusu ilaç olan minosiklin, genellikle şiddetli akne ve yüzde kızarıklık, yanma ile küçük iltihaplı lezyonlara yol açan rosacea (rosa-gül hastalığı) tedavisinde kullanılıyor. Kadının da hastalık nedeniyle günlük 100 miligram minosiklin kullandığı öğrenildi.
Doktorlar, hastaya “tip II minosiklin kaynaklı hiperpigmentasyon” tanısı koydu. Bu durumun, özellikle kol ve bacakların dış yüzeylerinde mavi-gri renk değişimi ile karakterize olduğu belirtildi. Vakanın, The New England Journal of Medicine adlı tıp dergisinde yayımlandığı aktarıldı.

Minosiklinin ayrıca üç farklı hiperpigmentasyon türünü tetikleyebildiği, bunlardan birincisinin ciltte iz bırakan ve iltihaplanma ile birlikte görülen koyu renk değişimlerine yol açtığı ifade edildi. Üçüncü tipte ise güneşe maruz kalan bölgelerde kirli kahverengi lekeler oluşabildiği belirtildi.
Hastanın ilacı bırakmasının ardından güneş ışığından kaçınması önerildi. Çünkü UV ışınlarının bu tür renk değişimlerini kötüleştirebileceği ifade edildi.
İlk başvurudan altı hafta sonra yapılan kontrolde, ciltteki koyu lekelerin azaldığı ancak tamamen kaybolmadığı bildirildi.
Yapılan bazı araştırmalara göre, rosacea hastalarının minosiklin kullanması durumunda yüzde 28’e varan oranlarda cilt renk değişimi görülebileceği, ancak bu çalışmaların sınırlı sayıda hasta üzerinde yapıldığı belirtildi.
Vaka raporunu hazırlayan uzmanlar, bu olayın özellikle hızlı gelişmesi nedeniyle dikkat çektiğini, genellikle bu tür yan etkilerin aylar süren kullanım sonrası ortaya çıktığını ifade etti.
Minosiklin kaynaklı hiperpigmentasyonun kesin mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte, ilacın vücutta parçalanma süreciyle ilişkili olabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca melanin üretiminden sorumlu hücrelerin aktivitesini artırabileceği düşünülüyor.
İlacın bırakılmasının ardından renk değişimlerinin kaybolmasının yıllar sürebileceği, bazı tip vakalarda ise kalıcı olabileceği de raporlarda yer aldı.
yenibakış gazetesi-kktc son dakika