

Mehmet Hasgüler, 1973 Arap-İsrail savaşında İsrail’in tutumuna yönelik özelikle Avrupa’nın kayıtsızlığının benzerlik taşıdığını belirterek, o dönemki krizin petrolle ilişkilendirildiğini, olayın üzerinden 50 yıl geçtiğini, ancak hala Avrupa’nın İsrail’e karşı bir pozisyon almaktan çekindiğini söyledi. Hasgüler, “Burada Kıbrıslı Türkler AB’nin iki yüzlüğünü görürken, orada da Filistinliler AB’nin iki yüzlülüğünü görüyor” dedi
“Hamas’ın bir takım şiddet eylemleri kullanması ve İsrail’in ona karşı gelmesi sanki bir üzeri örtük uzlaşma, karşılıklı taktik ve birbirleriyle anlaşmış gibi bir portre çiziyor” diyen Hasgüler, “Hamas gibi örgütlenmeler İsrail’in radikalizmine çanak tutuyor” diye konuştu
Hasgüler, Filistin’in elde etmiş olduğu hakların ileriye gitmesi ile ilgili olarak bir adımın ortada olmadığına dikkat çekerek, Rusya, Türkiye ve Çin’in birtakım adımları olsa da söz konusu bu tarz şiddet örgütlerinin ulusal kurtuluş savaşıyla alakası olmadığını, bu tür örgütlerin kendi halkına, karşı tarafa verdiği zarardan daha çok zarar verdiğine vurgu yaptı
“İsrail’in Filistin’e dönük bu yaklaşımı daha fazla büyür mü?” sorusuna karşılık ise Hasgüler, “bir yerde duracak ama nasıl duracağını kestirmek kolay değil. ABD’nin tavrı belli. Arap dünyasındaki ülkelerin ise her birinin kendine özgü bir Filistin sorunu var. Esas önemli olan, bu işin ekonomik sonuçlarının ne olacağıdır” şeklinde konuştu
Yeni Bakış
Akademisyen Yazar Mehmet Hasgüler, Hamas’ın başlatmış olduğu bu savaş halinin aslında aktörler bakımından belli koşullar değişse de kendisine 1973 yılını andırdığını söyledi. Hasgüler, 1973 Arap İsrail savaşında İsrail’in tutumuna yönelik özelikle Avrupa’nın kayıtsızlığının benzerlik taşıdığını belirterek, o dönemki krizin petrolle ilişkilendirildiğini ve petrol fiyatlarının arttığını hatırlattı. Hasgüler, Avrupa’nın o dönem Arap Dünyasından haberinin bu krizi ekonomik olarak hissedince olduğunu söyledi. Filistin meselesinin de ilk kez o zaman konuşulmaya başlandığını ifade eden Hasgüler, bu olayın Avrupa’nın ekonomik çıkarlarına dokunduğunu kaydetti. Hasgüler, bunlara rağmen olayın üzerinden 50 yıl geçtiğini, ancak hala Avrupa’nın İsrail’e karşı bir pozisyon almaktan çekindiğini söyleyerek, 1973 krizinin alternatif enerji kaynakları tartışmalarını başlattığını, ancak o dönemki meselenin ekonomik meselelerle ilişkilendirildiğini söyledi.
“Hamas gibi örgütlenmeler İsrail’in radikalizmine çanak tutuyor”
Hasgüler, benzer bir hatayı şimdi ise yeni kuşak Avrupa yöneticilerinin yapmakta olduğuna vurgu yaparak, ikinci dünya savaşında Nazilerin Yahudilere yapmış olduğu yıkımın Avrupa’nın hep İsrail’e karşı utangaçlığını ortaya çıkarmakta olduğunu söyledi. Mehmet Hasgüler, işin sadece İsrail boyutu olmadığını, o dönem bölgede İran’ın olmadığını hatırlatarak, İran ile birlikte İsrail aslında kendine göre birtakım iddiaları ortaya attığını belirtti. Hasgüler, bu tarz Hamas gibi örgütlenmelerin İsrail’in radikalizmine çanak tutmakta olduğunu ifade ederek, tüm bunların Arap ülkelerini etkilediğini söyledi. Hasgüler, Filistin Kurtuluş Örgütü ile Hamas’ın 1973 yılındaki pozisyonuna bakıldığında Hamas’ın Filistinlilere kattığı anlamında büyük fark olduğun dile getirdi.
“İsrail’in sivil insanlara dönük uyguladığı şiddet ve devlet terörü bazı Avrupa ülkeleri tarafından normal olarak algılanıyor”
Hasgüler, şöyle devam etti, “Arafat’ın yaratmış olduğu yumuşak güce Hamas başka bir şekilde yaklaşıyor. Bu da İsrail’in sivil insanlara dönük uyguladığı şiddet ve devlet terörü bazı Avrupa ülkeleri tarafından normal olarak algılanıyor. Buradaki olay aslında iki boyutludur. Hamas’ın bir takım şiddet eylemleri kullanması ve İsrail’in ona karşı gelmesi sanki bir üzeri örtük uzlaşma, karşılıklı taktik ve birbirleriyle anlaşmış gibi bir portre çiziyor. Şiddet örgütleri istihbarat örgütleri tarafından çoğu zaman adına ulusal kurtuluş savaşı diyerek yürüttükleri hem ideolojik hem politik hem de şiddet stratejisini makul çerçeveye sokuyor.”
“Hamas gibi şiddet örgütleri, kendi halkına, karşı tarafta verdiği zarardan daha çok zarar veriyor”
Mehmet Hasgüler, bu işin buraya kadar gelmesinin İsrail ile demokratik mevzusunda ileri gitmiş olunmasına rağmen İsrail’de sağ radikalizm iktidarda olduğunu anımsatarak, Hamas iktidarda olmasa da sonuçta kendi bulunduğu bölgelerde güçlü bağları olduğunu kaydetti. Hasgüler, belli istihbarat ülkelerinden destek görmekte olduğunu ifade ederek, o nedenle bu işin nereye gideceği hususunda bu durumdan Filistin halkının fayda görmeyeceğinin açıkça ortada olduğunu kaydetti. Hasgüler, Filistin’in elde etmiş olduğu hakların ileriye gitmesi ile ilgili olarak bir adımın ortada olmadığına dikkat çekerek, Rusya , Türkiye ve Çin’in bir takım adımları olsa da söz konusu bu tarz şiddet örgütlerinin ulusal kurtuluş savaşıyla alakası olmayan ve misyonel bir şekilde hareket eden bu tür örgütlerin kendi halkına karşı tarafta verdiği zarardan daha çok zarar verdiğine vurgu yaptı.
“Bu işin nasıl duracağını kestirmek şimdilik kolay değil”
“İsrail’in Filistin’e dönük bu yaklaşımı daha fazla büyür mü?” sorusuna karşılık ise Hasgüler, “bir yerde duracak ama ben bunun ekonomik sonuçlarını şu anda öngöremiyorum. Ancak gördüğüm, Avrupa 1973’teki tavır içinde. Bu işin nasıl duracağını kestirmek şimdilik kolay değil. Güvenlik Konseyi toplanacak. Filistin devleti ile alınmış olan ne kadar karar varsa takipçisi olunmuyor” diye cevap verdi. Hasgüler, “Arap dünyasındaki ülkelerin her birinin kendine özgü bir Filistin sorunu var” diyerek, Arap ülkelerinin kendi çıkarlarına göre bir Filistin tarifi yapmakta olduklarına dikkat çekti.
“Bu savaşın ekonomik boyutu son derece önemlidir”
Hasan Hasgüler, “Burada Kıbrıslı Türkler AB’nin iki yüzlüğünü görürken, orada da Filistinliler AB’nin iki yüzlülüğünü görüyor” diyerek, “bazı ülkelerin Akdeniz politikaları çerçevesinde özellikle İtalya’nın Filistin ile ilgili birtakım yaklaşımları vardı. Bunun sahada yeri ne kadardır ayrı bir tartışma konusudur. Bu savaşın ekonomik boyutu son derece önemlidir. Filistin halkının çok kan kaybedeceği gerçeği ortadadır” diye konuştu.
“Filistin halkı bu olaydan kırılarak çıkacak”
Hasgüler, Filistin halkına yönelik bir savaş suçu diyebileceğimiz saldırıların yapılmakta olunduğunu ifade ederek, burada BM’nin bu çaresizliği ve kimlik kaybına yönelik mevzuya dönük yaklaşımının son derece düşündürücü olduğunu kaydetti. Hasan Hasgüler, “Filistin halkı bu olaydan kırılarak çıkacak” dedi.