

Deniz Erkal, zorunlu bir göçün yaşanmakta olduğuna dikkat çekerek, son yıllarda göç edenlerin geri dönmediklerini belirtti. Erkal, ülkede imkanların önünün kapanmaya başladığını belirterek, hatta sağlıklı ilişkilerin de önünün kapanmaya başladığına vurgu yaptı
Psikolog Erkal, giderek kendi içinde çöken bir yapının olduğunu söyleyerek, az da olsa yaşama dair hedefleri olan insanların hiç olmadığı kadar gitmekten bahseder olduğunu kaydetti. Erkal, depresyon, kaygı bozukluğu ve tükenmişliği son dönemde klinikteki hastalarında görmekte olduğunu belirterek, tüm bunlara etkenin yaşanmakta olunan sistemin neden olduğunu söyledi
Erkal, son günlerde siyasi gelişmelerle birlikte birtakım şeylerin önünün tıkandığını ifade ederek, ekonomik krizin de her şeyin üzerine tuz biber ektiğini kaydetti. “Her koldan üzerimize yük biniyor” diyen Erkal, 40 yıldır belirsizlik ortamında yaşayan bir toplum olduğumuzu, insan gibi yaşamaya dair umudun her geçen gün azalmakta olduğuna vurgu yaptı
Erkal, “toplum olarak öğrenilmiş çaresizlik içindeyiz” diyerek, sadece toplumda değil, güvenilmiş örgütlerde, siyasilerde, siyasi partilerde de ciddi anlamda bir pasivize olma hali var. Bu nedenle sivil toplum ve siyasi örgütlenme çok önemlidir” dedi. Erkal, ülkedeki her grubun halkı hayal kırıklığına uğrattığını ifade ederek, “tam da bu nedenle tükendik. Eylemsizlik haline geçtik” diye konuştu
Yeni Bakış
Uzman Psikolog Deniz Erkal, son dönemde hiç duymadığı kadar, “bu ülke bize artık ekonomik olarak ve mesleki olarak insan hakları bağlamında bir şey vermiyor” cümlesini duyduğunu belirterek, eskiden umudun biraz daha yüksek olduğunu söyledi. Erkal, Mayıs TV’de Mayıs Manşet programında Meltem Sakin’in sorularını yanıtladı. Erkal, eskiden iki toplumlu çalışmaların daha çok olduğunu ve gelecek vat ettiğini anımsatarak, toplumun bir şeyleri umut etmesi için daha çok zeminin olduğunu kaydetti. Erkal, son günlerde siyasi gelişmelerle birlikte birtakım şeylerin önünün tıkandığını ifade ederek, ekonomik krizin de her şeyin üzerine tuz biber ektiğini kaydetti. “Her koldan üzerimize yük biniyor” diyen Erkal, 40 yıldır belirsizlik ortamında yaşayan bir toplum olduğumuzu, insan gibi yaşamaya dair umudun her geçen gün azalmakta olduğuna dikkat çekti. Erkal, toplumun ekonomik olarak yapılan alışverişlerden de anlaşılacağı gibi ne kadar geriye gittiğinin farkında olduğunu belirterek, sosyal yaşamın da insanın temel gereksinimlerinden bir tanesi olduğunu söyledi. Erkal, bir yıl öncesi ile kıyaslandığında dışarıda yemek yemenin maliyetinin her birey için iki üç katına çıkmış durumda olduğunu kaydetti. Deniz Erkal, psikolojik olarak üzerimize binen yükün artmakta olduğuna vurgu yaparak, toplumu en çok tükenmişliğe götürenin koşulların iyi ya da kötü olmasından ziyade koşulların gelecekte iyi olup olmayacağına yönelik bir umudun kalıp kalmaması olduğunu söyledi. Son altı aydır yurt dışına göç etmeyi planlayan insanların olduğunu duyduğunu belirten Erkal, “en azından ücretsiz eğitim ve sağlık hakkına sahip oluruz” diyen insanlar olduğunu belirtti.
“Kendi içinde çöken bir yapı var”
Deniz Erkal, zorunlu bir göçün yaşanmakta olduğuna dikkat çekerek, son yıllarda göç edenlerin geri dönmediklerini belirtti. Erkal, ülkede imkanların önünün kapanmaya başladığını belirterek, hatta sağlıklı ilişkilerin de önünün kapanmaya başladığına dikkat çekti. Psikolog Erkal, giderek kendi içinde çöken bir yapının olduğunu söyleyerek, az da olsa yaşama dair hedefleri olan insanların hiç olmadığı kadar gitmekten bahseder olduğunu kaydetti. Erkal, insanların ikiye ayrıldığını, bir grup insanın aldıkları eğitimi, bilgiyi kollektif olarak ortaya koymakta olduğunu, bir grup insanın ise bireysel olarak nasıl daha çok çıkar elde edebilirim derdinde olduğunu söyledi. Erkal, bu temel ayrımın insanının bireysel yolculuğuna, siyasi yolculuğuna ve hangi liderlerin peşinden gideceğine varan çok temel bir ayrım olduğunu söyledi. Erkal, bizi yönetenleri ilk grup içine koymanın mümkün olmadığını belirterek, ortaya çıkan sonuç ve verilmeyen emek bağlamında ortada kollektif iyilik halinden ziyade birtakım çıkarlar için orada oturduklarının söylenebileceğini kaydetti.
“Eylemsizlik haline geçtik”
Erkal, “toplum olarak öğrenilmiş çaresizlik içindeyiz” diyerek, şöyle devam etti, “elinizden gelen her şeyi yapmış olmanıza rağmen varabileceğiniz umuda dair durum giderek tükeniyorsa kişi o zaman kendi de tükenmeye başlar. Hayal kırıklığı artar. Çok anlam yüklenen bir takım siyasi liderler ya da siyasi partiler anlamında hayal kırıklığına uğrama var. Umudun yeşerdiği dönemler oldu. Eylemler organize edildi, insanlar sokağa döküldü. Artık insanların somut birtakım değişikliğe ihtiyacı var.” Deniz Erkal, toplum olarak pasif olduğumuzu belirterek, “artık bazı şeyler söylemler üzerinden olmamalı. Toplumun eyleme dönük davranışlarının ortaya çıkabilmesi için belki de bir liderin somut bir eylemine ihtiyaç var. Belki bir örgütün somut aktif bir eylemine ihtiyacı var. Sadece toplumda değil, güvenilmiş örgütlerde de ciddi anlamda bir pasivize olma hali var. Bu nedenle sivil toplum ve siyasi örgütlenme çok önemlidir” dedi. Erkal, ülkedeki her grubun bu halkı hayal kırıklığına uğrattığını ifade ederek, “tam da bu nedenle tükendik. Eylemsizlik haline geçtik” diye konuştu. Erkal, depresyon, kaygı bozukluğu ve tükenmişliği son dönemde klinikteki hastalarında görmekte olduğunu belirterek, tüm bunlara etkenin yaşanmakta olunan sistemin neden olduğunu söyledi.
“Kaygı bozukluğu var”
Psikolog Erkal, savaş yaşayan ve kendi içine kapanık bir toplum olduğumuz için belirsizlik karşısında çok güçlü sayılmadığımızı ve kaygı bozukluklarının hep olduğunu söyledi. Erkal, belirsizliğin kaygı yaratan bir temel durum olduğunu ifade ederek, siyasi olarak da ciddi bir belirsizliğin hakim olduğu düşünüldüğünde insanın kaygılı olması için gereken tüm sebeplerin hepsinin mevcut olduğunu söyledi.