
22 Haziran 2026 Pazartesi

Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı’na bağlı Devlet Opera ve Bale Koordinasyon Merkezi (KKTCDOB), KKTC’nin genç yeteneklerini sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor.
Geçen yıl ilki gerçekleştirilen “Operanın Genç Yetenekleri” konserinin ikincisi, 27 Haziran Cumartesi günü saat 20.00’de Bellapais Manastırı’nda yapılacak.
KKTCDOB’den verilen bilgiye göre konser, genç sanatçıların sahne deneyimi kazanmalarına katkı sağlamayı ve genç yetenekleri sanatseverlerle buluşturmayı amaçlıyor.
Opera repertuvarının seçkin eserlerinden örneklerin seslendirileceği konserde sopranolar Özün Şensoy, İzlem Özlüoğlu, Nurseli Tilki ve Azra Akçam, tenorlar Erek Kızılörs ve Umut Cem Erten, bariton Onat Kıraç ile piyanistler Erol Emmioğlu ve Gencay Mestan sahne alacak. Konserde ayrıca deneyimli piyanist Nadya Kameneva da yer alacak.
Halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek konserin biletleri www.gisekibris.com adresinden temin edilebilecek.
Cumhurbaşkanlığı’nın destekleriyle hazırlanan ve KKTCDOB iletişim destekçisi Telsim’in katkılarıyla duyurulan konsere tüm sanatseverler davet edildi.

Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) İlkan Varol, Resmî Gazete’de yayımlandıktan sonra 90 gün içerisinde Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu tarafından görüşülüp karara bağlanmayan yasa gücünde kararnamelerin yürürlükten kalktığına dikkat çekti.
Varol, bu çerçevede daireden soruşturması talep edilen “Emeklilik Geliri Elde Edenlerin Gelirinin Aylık Toplamının Aylık Asgari Ücret ve Üzerinde Olması ve Başka Herhangi bir Gelir Elde Etmeleri Halinde Kişisel İndirim ve Çocuk İndiriminden Yararlanamayacağını Düzenleyen Yasa Gücünde Kararnamenin” yürürlükte olmadığını söylemenin mümkün olduğunu kaydetti.
Yüksek Yönetim Denetçisi İlkan Varol, Mehmet Diker ve Mustafa Kasabalı isimli kişilerin, “Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmış bir Yasa Gücünde Kararnameye dayanarak yapılan kesintinin halen devam etmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu” iddia ederek, daireye başvuruda bulunduğunu ve konunun soruşturulmasını talep ettiğini belirtti.
Yapılan başvuru üzerine konunun, “38/1996 sayılı Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) Yasası” kuralları çerçevesinde incelendiğini ve rapor hazırlandığını belirten Varol, başvuru üzerine Maliye Bakanlığı ile gerekli yazışmaların yapıldığını kaydetti. Yazışma sürecini anlatan Varol, şunları belirtti:
“38/1996 sayılı Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) Yasası’nın 21’inci maddesi tahtında, Kamu Görevlilerinin, Kamu Personelinin veya Kişi ve/veya Kişilerin yükümlülüklerinin ne olduğunun hatırlatılmasında yarar görüyorum.
Ombudsman, yasa uyarınca yaptığı soruşturmalarda bilgi verebileceğine, evrak ibraz edebileceğine inandığı herhangi bir Kamu Görevlisini Kamu Personelini veya diğer kişi ve/veya kişileri, Anayasada ve başka Yasalarda aksine kural olmadığı durumlarda böyle bir bilgiyi vermeye veya evrağı ibraz etmeye çağırma yetkisine sahiptir.
Bu çerçevede yasal bir mazeret bulunmaksızın istenen belgeyi vermekte kusur edilmesi halinde bir suç işlenmiş olabileceği ve neticesinde yasal müeyyidelerle karşı karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır.”
Varol, Bakanlar Kurulu’nun, 25 Mart 2020 tarihli E.T(K-I) 487-2020 sayılı kararıyla “Emeklilik Geliri Elde Edenlerin Gelirinin Aylık Toplamının Aylık Asgari Ücret ve Üzerinde Olması ve Başka Herhangi bir Gelir Elde Etmeleri Halinde Kişisel İndirim ve Çocuk İndiriminden Yararlanamayacağını Düzenleyen Yasa Gücünde Kararnameyi” onayladığını ve kararın Resmî Gazetede yayımlanarak, Cumhuriyet Meclisine sunulmasına karar verdiğini kaydetti.
Yapılan başvurunun ardından başlatılan soruşturma kapsamında Maliye Bakanlığı’na gönderilen sorularda, şikâyete konu Yasa Gücünde Kararname uyarınca yapılan kesintilerin devam ettiğinin görüldüğünü belirten Varol, Maliye Bakanlığı’nın, Cumhuriyet Meclisinde bu Kararnamenin yasalaşması yönünde bir çalışma yapılıp yapılmadığı veya buna ilişkin herhangi bir karar üretilip üretilmediğine ilişkin sorularla ilgili bir değerlendirmede bulunmadığını dile getirdi.
Anayasa ve kararnamelerle ilgili maddeler üzerinden bilgiler veren Varol, bu Yasa Gücünde Kararnamenin, 25 Mart 2020 tarihinden sonra yalnızca ilgili Komiteye iletildiği, geçen sürede Meclis Genel Kuruluna aktarılmadığı, görüşülerek karara bağlanmasına ilişkin bir çalışma yapılmadığı veya böyle bir çalışmanın sonlandırılmadığının anlaşıldığını belirtti.
Varol, şöyle devam etti:
“Anayasa 112’nci maddesinin 3’üncü fıkrası ile bu konuda ‘Meclis bu konudaki kararlarını doksan gün içinde verir.’ yönünde sınırlayıcı bir kural koymuştur. Meclis İçtüzüğünde de açıkça belirtildiği gibi Komitelerdeki çalışmanın seksen gün içerisinde sonuçlanmaması durumunda Meclis Başkanlığı yasa gücünde kararnameyi doğrudan Genel Kurulun gündemine taşımalı, on gün içerisinde görüşülmesini sağlamalı, nihayetinde söz konusu Yasa Gücünde Kararnameye ilişkin değerlendirmesini doksan günlük süre içerisinde tamamlamalıdır.”
Konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşındığını, mahkemenin de yapmış olduğu incelemenin ardından karar ürettiğini belirten Varol, raporda detaylı biçimde açıklanan soruşturma sürecini şöyle özetledi:
“Emeklilik Geliri Elde Edenlerin Gelirinin Aylık Toplamının Aylık Asgari Ücret ve Üzerinde Olması ve Başka Herhangi bir Gelir Elde Etmeleri Halinde Kişisel İndirim ve Çocuk İndiriminden Yararlanamayacağını Düzenleyen Yasa Gücünde Kararname ile ilgili olarak, Anayasanın 112’nci maddesinin 2’nci fıkrasında belirtildiği gibi, Meclis İçtüzüğü kurallarına uygun olarak öncelikli ve ivedi olarak görüşülmediği, ‘Anayasanın 112’nci maddesinin 3’üncü fıkrası uyarınca Meclis bu konudaki kararını 90 gün içinde verir.’ hükmüne rağmen bu sürenin bitiminde Cumhuriyet Meclisi tarafından bir karar üretilmediği tespit edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 9/2024 D.5/2026 sayılı kararı ile ‘Anayasa’mızın 112’nci maddesinin (3)’üncü fıkrasındaki düzenlemenin, yürürlüğe konulan bir yasa gücünde kararnamenin Anayasanın 112’nci maddesinin (3)’üncü fıkrası gereğince Resmi Gazetede yayımlanmasından itibaren 90 gün içerisinde Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu tarafından görüşülüp karara bağlanmaması halinde 90 günün sonunda yürürlükten kalkacağı yönünde yorumlanması gerektiğine karar veririz.’ demektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararına göre Resmî Gazete’de yayımlandıktan sonra 90 gün içerisinde Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu tarafından görüşülüp karara bağlanmayan yasa gücünde kararnameler, yürürlükten kalkar.
Hal böyle iken Emeklilik Geliri Elde Edenlerin Gelirinin Aylık Toplamının Aylık Asgari Ücret ve Üzerinde Olması ve Başka Herhangi bir Gelir Elde Etmeleri Halinde Kişisel İndirim ve Çocuk İndiriminden Yararlanamayacağını Düzenleyen Yasa Gücünde Kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten 90 gün sonrası itibarı ile yürürlükte olmadığını söylemek mümkündür.”


İngiltere’de son 10 yılda yaşanan siyasi hareketlilik ve lider değişimleri, ülke tarihinin en hareketli dönemlerinden birini beraberinde getirdi. Haziran 2016’dan bu yana geçen süreçte, Muhafazakar Parti ile İşçi Partisi hükümetleri altında beş kez başbakan değişti ve bu süreçte altı farklı isim başbakanlık koltuğuna oturdu.
TRT Haber’in aktardığına göre siyasi hareketliliğin fitilini ateşleyen gelişme, 2016 yılında yapılan Avrupa Birliği (AB) referandumu oldu.
Dönemin Başbakanı David Cameron, ülkenin AB’de kalması yönünde kampanya yürütmesine rağmen referandumdan “Brexit” kararı çıkması üzerine Temmuz 2016’da istifa etti.
Cameron’ın ardından görevi devralan Theresa May, Brexit ayrılık anlaşmasını parlamentodan geçiremediği için parti içi baskılara dayanamayarak Temmuz 2019’da koltuğunu devretmek zorunda kaldı.
-Johnson dönemi ve pandemi krizi
Theresa May’in istifasıyla başbakanlık makamına gelen Boris Johnson, “Brexit’i gerçekleştirme” vaadiyle girdiği genel seçimleri büyük bir çoğunlukla kazandı.
Ancak Johnson dönemi, koronavirüs salgını sürecinde Başbakanlık konutunda düzenlenen partiler (“Partygate” skandalı) ve çeşitli etik tartışmalar nedeniyle siyasi bir krize dönüştü. Artan baskılar sonucunda Johnson, Eylül 2022’de görevinden ayrıldı.
-Tarihin en kısa süreli başbakanı: Liz Truss
Boris Johnson’ın ardından Muhafazakar Parti liderliğine seçilen Liz Truss, Eylül 2022’de başbakanlık görevine başladı.
Ancak Truss hükümetinin açıkladığı tartışmalı vergi kesintisi paketi, sterlinin tarihi değer kaybı yaşamasına ve piyasalarda büyük bir ekonomik sarsıntıya yol açtı.
Güvenoyunu kaybeden Truss, sadece 49 gün görevde kalarak ülke tarihinin en kısa süre koltukta kalan başbakanı unvanıyla istifa etti.
-Rishi Sunak ve İşçi Partisinin yükselişi
Liz Truss’ın istifasının ardından Ekim 2022’de göreve gelen Rishi Sunak, ülkenin ilk Asya kökenli başbakanı olarak ekonomiyi dengeleme arayışına girdi.
Siyasi çalkantıların gölgesinde geçen iki yılın ardından, Temmuz 2024’te düzenlenen genel seçimlerde Muhafazakar Parti büyük bir oy kaybı yaşayarak mağlup oldu.
-Keir Starmer ve istifası
Seçimlerin ardından İşçi Partisi lideri Keir Starmer, hükümeti kurma görevini üstlenerek İngiltere’nin yeni başbakanı oldu ve ülkede 14 yıllık Muhafazakar Parti yönetimi sona erdi.
İngiltere Başbakanı ve İşçi Partisi Lideri Keir Starmer, bugün partisinin kendisini gelecek genel seçimlerde ülkeye liderlik edecek en iyi isim olarak görmediğini kabul ederek görevinden istifa edeceğini açıkladı.
Starmer, istifa konuşmasında başbakan olmasının hayatının “en gurur verici anı” olduğunu belirtti. Görevi devraldığında siyasi, mali ve ahlaki açıdan iflas etmiş ve kendisine defalarca bittiği söylenen bir İşçi Partisi bulduğunu ifade etti.
Partisinin, kendisinin gelecek seçimlere liderlik etmek için en doğru kişi olup olmadığını sorguladığını kaydeden Starmer, bu cevabı duyduğunu ve olgunlukla kabul ettiğini dile getirdi.
Kral ile görüştüğünü açıklayan Starmer, halefini belirlemek için bir yarış yapılması halinde yeni İşçi Partisi liderinin parlamentonun eylül ayındaki açılışından önce göreve başlayacağını duyurdu. Yetkinin düzenli bir şekilde devredilmesi için elinden gelen her şeyi yapacağını sözlerine ekleyen Başbakan, halefine tam destek vereceğini vurguladı.
Konuşmasının sonuna doğru duygusal anlar yaşayan Starmer, bundan sonra eşi ve çocukları için iyi bir eş ve baba olacağını ifade etti. Starmer, konuşmasının ardından eşine sarılarak Başbakanlık Resmi Konutu 10 Numara’ya girdi.

İngiltere’de Londra dahil bu hafta birçok bölgede etkili olacak aşırı sıcaklar nedeniyle kırmızı alarm verildi.
İngiltere Meteoroloji Ofisi (Met Office), Londra, İngiltere’nin güneyi, doğusu, batı Midlands ve Galler dahil birçok bölgede hafta boyunca aşırı sıcak hava koşullarının etkili olacağını bildirdi.
Bu hafta özellikle çarşamba ve perşembe günleri İngiltere ve Galler’in büyük bölümünde görülmesi beklenen aşırı sıcak hava dalgası boyunca sıcaklıkların 37 dereceyi aşabileceği, bazı bölgelerde 38-40 dereceye ulaşabileceği öngörülüyor.
Sıcaklığa yüksek nem koşullarının eşlik etmesi beklenirken Met Office bu durumun sağlık risklerini artırabileceği uyarısında bulundu.
Met Office, aşırı sıcak hava koşullarının günlük yaşamda önemli aksaklıklara yol açabileceğini bildirerek, ülkede son derece nadir görülen bu sıcaklık seviyeleriyle başa çıkabilmek için her türlü önlemin alınmasını tavsiye etti.
İngiltere, geçen ay da aşırı sıcak hava dalgasının etkisinde kalmıştı. Bu dönemde ülkenin bazı bölgelerinde sıcaklık değerleri 35 derecenin üzerine çıkmıştı.