
02 Haziran 2026 Salı

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), basın ofisini gizli alan ilan ederek gazetecilerin girişini yasakladığı ileri sürüldü.
Washington Post (WP) gazetesine isimlerinin açıklanmaması şartıyla konuşan 4 kişi, Pentagon’un, basın ofisine basın mensuplarının girişinin yasaklanması konusunda yeni bir karar aldığını iddia etti.
Gazetenin haberine göre, söz konusu 4 kişi, Pentagon’un yeni uygulamasının geçen hafta yürürlüğe girdiğini ve bu değişikliğin, önceki yönetimlere kıyasla yeni bir engel oluşturduğunu belirtti.
Haberde, “Zira önceki yönetimlerde ofis, gazetecilerin refakatçi olmadan askeri halkla ilişkiler yetkililerinin masalarına uğrayabildiği açık bir odaydı.” ifadesine yer verildi.
Pentagon muhabirlerinin binaya girişinin, kurumun basın kurallarıyla ilgili davalar devam ederken büyük ölçüde hala engellenmiş durumda olduğu belirtilen haberde, yeni değişiklikle birlikte gazetecilerin, dava sonunda Pentagon’a girme hakkını geri kazansa bile daha önce “özgürce dolaşabildikleri” basın ofisine erişiminin kısıtlanacağı vurgulandı.
WP’ye konu hakkında bilgi veren Pentagon Basın Sözcüsü Vekili Joel Valdez, gazetecilerin artık basın ofisine girmelerine “izin verilmeyeceği” bilgisini doğrularken, “Savunma Bakanı Halkla İlişkiler Yardımcısı ve Basın Sözcüsünün ofisine erişim yalnızca randevu ile mümkün olmaya devam edecektir.” dedi.
Savunma Bakanı Pete Hegseth döneminde basın mensuplarına getirilen kısıtlama sonrası, mart ayında, New York Times’ın (NYT) açtığı dava sonucu bir federal yargıç söz konusu kısıtlamaları iptal etmiş, ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibi bu karara itiraz etmişti.
NYT mayıs ayında ikinci kez dava açarak, gazetecilerin Pentagon içinde dolaşmak için bir refakatçiye sahip olma zorunluluğuna açıkça itiraz etmişti.


31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla açıklanan veriler, tütün ve nikotin endüstrisinin özellikle gençleri hedef alan pazarlama stratejilerinin etkisini gözler önüne serdi. DSÖ, bu yılın temasını “Çekiciliğin maskesini düşürmek: Tütün ve nikotin bağımlılığıyla mücadele” olarak belirledi. Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, yeni nesil nikotin ürünlerinin özellikle gençler açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Elektronik sigaraların çoğu zaman renkli tasarımlar, meyve aromaları ve sosyal medya içerikleriyle zararsız ya da modern bir ürün gibi sunulduğunu belirten Prof. Dr. Açık, gerçekte ise bağımlılık riskinin değişmediğine dikkati çekti. Prof. Dr. Açık, “Bugün gençlerin karşısına yalnızca klasik sigara çıkmıyor. Elektronik sigara, aromalar, dikkat çekici ambalajlar ve sosyal medya içerikleriyle bu ürünler daha hafif ve masum gösteriliyor. Ancak nikotin bağımlılığı riski devam ediyor” dedi.
DSÖ verilerine göre dünyada 13-15 yaş aralığındaki yaklaşık 40 milyon çocuk tütün ürünü kullanıyor. Ek olarak 15 milyon çocuk da elektronik sigara tüketiyor. Uzmanlar, bu rakamların nikotin endüstrisinin genç yaş gruplarına erişim konusunda ne kadar etkili olduğunu ortaya koyduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Açık, özellikle ergenlik döneminde başlayan nikotin kullanımının bağımlılık riskini artırdığını, beyin gelişimini olumsuz etkileyebildiğini ve ileride farklı bağımlılıklara zemin hazırlayabildiğini ifade ediyor.
Prof. Dr. Açık, 3-7 Haziran tarihleri arasında Elâzığ’da düzenlenecek Uluslararası Katılımlı Ulusal Tütün Kontrolü Kongresi’nde uzmanların bir araya geleceğini söyledi. Kongrede, elektronik sigara kullanımındaki artış, çocuk ve gençlerin maruz kaldığı pazarlama yöntemleri, tütün kontrol politikaları ve bağımlılıkla mücadelede yeni stratejiler ele alınacak.
yenibakış gazetesi-kktc son dakika

Türkiye’de son yıllarda artış gösteren topuk kanı karşıtlığı, halk sağlığını tehdit ediyor. Sağlık Bakanlığının TBMM’de paylaştığı verilere göre, topuk kanı testini reddeden ailelerin sayısı son 10 yılda yaklaşık 5 kat arttı. Ulusal Fenilketonüri Günü dolayısıyla topuk kanı taramasının bebeklerin sağlıklı geleceği açısından hayati önem taşıdığını açıklayan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Dilber Bektaşlar, “Topuk kanı yenidoğan bebeklerde kalıcı hasar veya ölüme yol açabilen SMA, fenilketonüri gibi genetik ve metabolik hastalıkların erken teşhisi için son derece önemlidir. Doğumdan hemen sonra ve aşı takvimi içinde iki defa tekrarlanan bu işlem bebeğin geleceğini şekillendirir” dedi.

Özellikle sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin aileleri bilimsel gerçeklerden uzaklaştırdığına dikkati çeken Dr. Dilber Bektaşlar “Sağlık otoriteleri ise topuk kanı testinin çocukların yaşam hakkını koruyan en önemli tarama uygulamalarından biri olduğunu vurguluyor. Ailelere çağrımız, topuk kanı testi ihmal edilmemesi yönünde” diye konuştu. Dr. Bektaşlar, “Topuk kanı testi basit, güvenli ve hayati bir uygulamadır. Bebeğe herhangi bir kalıcı zarar vermez. Ancak bu testin yaptırılmaması durumunda geri dönüşü olmayan sağlık problemleriyle karşı karşıya kalınabilir” dedi.
Fenilketonüri (PKU) hastalığının, proteinin yapı taşı olan fenilalanin aminoasidinin vücutta parçalanamaması sonucu ortaya çıkan kalıtsal bir metabolizma hastalığı olduğunu anlatan Dr. Bektaşlar, tedavi edilmediğinde ağır zekâ geriliğine yol açabileceğini söyledi. PKU’lu çocuklarda gelişme geriliği, nöbet, egzama, tiz sesli ağlama, idrarda küf kokusu ve ciddi nörolojik sıkıntılarla belirti verdiğini ifade eden Dr. Bektaşlar, “Bu çocuklar anne ve babalarına göre daha açık saç ve göz rengine sahip olabilir” ifadelerini kullandı. Sağlık Bakanlığının 2025 verilerine göre Türkiye’de her 25 kişiden biri fenilketonüri taşıyıcısı. Yaklaşık her 6 bin 200 canlı doğumda bir bebek ise hastalıkla dünyaya geliyor. İstatistikler bu genetik bozukluğuun, Türkiye’de görülme oranının dünya ortalamasının üzerinde olduğuna dikkati çekiyor.
Türkiye’de PKU taramasının 1987’den bu yana uygulandığını hatırlatan Dr. Bektaşlar, 2006 yılından itibaren Ulusal Yenidoğan Tarama Programı kapsamında testin tüm illerde rutin hâle getirildiğini belirtti. Topuk kanı taraması sayesinde hastalığın henüz belirti vermeden tespit edilebildiğini söyleyen Bektaşlar, “Yenidoğan döneminde teşhis konulup özel mama ve uygun diyet başlanırsa çocuk tamamen sağlıklı gelişebilir. Ancak teşhis gecikirse ağır zekâ problemleri, epilepsi nöbetleri ve ciddi gelişim bozuklukları ortaya çıkabilir” diye konuştu.
Fenilketonüri çocuklar, doğal proteinli gıdalardaki “fenilalanin” aminoasidini sindiremezler. Bu sebeple protein açısından zengin gıdaları tüketmemeleri gerekir. Bunun yerine, yaşlarına uygun fenilalanin içermeyen özel mamalar, düşük proteinli ekmek/makarnalar ile sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme programı uygulamalıdır. Önemli bir beslenme hatası da piyasada diyet ürün adı altında satılan ürünlerin tüketimidir. Bu ürünlerdeki tatlandırıcılar da bu çocuklar için risklidir. Şu besinlerden uzak durulmalıdır:
-Kırmızı et
-Tavuk ve hindi dâhil olmak üzere kümes hayvanları
-Balık ve deniz ürünleri
-Süt, peynir ve yoğurt dâhil olmak üzere süt ürünleri
-Yumurtalar
-Baklagiller, fasulye ve mercimek dâhil
-Kuru yemişler ve tohumlar
-Fıstık ezmesi ve diğer kuru yemiş ezmeleri
-Tofu dâhil soya ürünleri
-Arpa, yulaf, kinoa ve buğday gibi tam tahıllar
-Protein tozları ve protein barları
yenibakış gazetesi-kktc son dakika

İstanbul merkezli 27 ilde düzenlenen operasyonda, dijital platformlarda oluşturdukları sözde yatırım grupları ve paravan şirketler üzerinden dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla 89 şüpheli gözaltına alındı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, dolandırıcılık suçunun engellenmesi ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.
Çalışmalarda ekipler, şüphelilerin, banka kurumsal kimliğiyle yönetici veya yatırım uzmanlarına ait isim ve görselleri izinsiz kullanarak dijital platformlarda oluşturdukları sözde yatırım grupları ve paravan şirketler aracılığıyla haksız kazanç elde ettiklerini belirledi.
Zanlıların kişisel ve şirket hesaplarında 60 milyar lira işlem hacmi olduğunu tespit eden ekipler, çalışmaların tamamlanmasının ardından İstanbul merkezli 27 ilde düzenledikleri eş zamanlı operasyonda 89 şüpheliyi gözaltına aldı.
Operasyon kapsamında ise suçtan elde edildiği değerlendirilen ve değeri 4 milyar 606 milyon lira olan 4 şirkete, 15 akaryakıt istasyonu ile akaryakıt ve LPG dolum tesisine kayyum atandı. Ayrıca 1 taşınmaz, 11 araç, şirket ortaklık payları, banka ve kripto varlık hesapları ile diğer taşınır ve taşınmaz mal varlıkları üzerinde bloke tedbiri uygulandı.
Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü.
Adalet Bakanı Akın Gürlek operasyona ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bakan Gürlek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, İçişleri Bakanlığımızla güçlü bir koordinasyon içinde suç ve suç gelirleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyor; siber suçlar, yasa dışı bahis ve nitelikli dolandırıcılık şebekelerine karşı amansız bir takibat gerçekleştiriyoruz.
Bu sabah itibariyle, İstanbul ve Nevşehir illerimiz merkezli, ilki 27, ikincisi 28 ili kapsayan dev operasyonlar gerçekleştirerek vatandaşlarımızın ve kamunun haklarına göz diken suç odaklarına büyük bir darbe indirdik.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığımızın, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile birlikte yürüttüğü soruşturma kapsamında; 27 ilde 114 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmiş; 269 mağdurdan 600 milyon TL zarar, şüpheli hesaplarda ise 60 milyar TL’lik işlem hacmi tespit edilmiş; suça konu milyarlarca liralık mal varlığına el koyma ve kayyum atama işlemleri başlatılmıştır.
Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde yürütülen bir diğer başarılı operasyonda ise; vatandaşlarımızın banka ve kripto hesaplarını kullanarak 10 milyar TL para hacmine ulaşan yasa dışı bir sanal bahis çetesine yönelik 28 ilde, 120 ayrı adrese eş zamanlı baskınlar düzenlenmiş ve 107 şüpheli hedef alınmıştır.
Bu başarılı soruşturmaları büyük bir titizlikle yürüten İstanbul Anadolu ve Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı; operasyonları başarıyla gerçekleştiren İstanbul ve Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ekiplerimizi tebrik ediyorum.
Bu başarılı soruşturmaları büyük bir titizlikle yürüten İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığımız ile Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığımızı, operasyonları titizlikle gerçekleştiren İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ekiplerimizi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
Siber alandaki her türlü suç organizasyonuna karşı adli ve idari mekanizmalarımız aynı kararlılıkla ve tavizsiz şekilde çalışmaya devam edecektir.”

Dolandırıcılık, Operasyon, İstanbul, Güvenlik, Ekonomi, Kayyum, Güncel, Son Dakika-yenibakış gazetesi-kktc son dakika