DOLAR 47,94960,07%
EURO 56,16190,30%
ALTIN 6.890,04-1,13
BITCOIN 344665311.6%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

Yusuf KISA: Belediye Başkanı Hakkında Tecavüz Iddiası

Yusuf KISA: Belediye Başkanı Hakkında Tecavüz Iddiası

ABONE OL
20 Ağustos 2026 05:09
Yusuf KISA: Belediye Başkanı Hakkında Tecavüz Iddiası
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/300-x-250-1.jpg

Seçimler yaklaştıkça Kıbrıs Türk toplumunun gündemi yine iddialarla, spekülasyonlarla ve yarım bırakılmış dosyalarla dolmaya başladı. Bu kez ortada, iki yıl önce Avustralya’dan tatil için ülkemize gelen bir kadının üç kişi tarafından tecavüze uğradığı ve bu üç kişiden birinin şu anda belediye başkanı olduğu yönünde ağır bir iddia var. Kadının polise şikayette bulunduğu, polisin de bu dosyadan haberdar olduğu söyleniyor.

Bu iddia, henüz mahkeme önünde ispatlanmış bir gerçek değil. Ama bir iddia olarak ortada duruyor. Ve bir toplumun sağlığı, yalnızca ispatlanmış suçlarla değil, ispatlanmayı bekleyen iddialara nasıl baktığıyla da ölçülür.

Geçtiğimiz yıllarda benzer bir tecavüz olayı yaşanmış beş kişi toplam 54 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. O dosya, en azından bir sonuç üretmişti. Yargı süreci işlemiş, ceza kesilmiş, toplum bir nebze olsun “adalet işledi” diyebilmişti. Şimdi ise aynı ağırlıkta bir iddia, seçim atmosferinin gölgesinde, sessizliğe gömülmeye çalışılıyor gibi.

Bir belediye başkanının adının böyle bir iddiayla anılması, sıradan bir dedikodu değildir. Belediye başkanı, yerel yönetimin en görünür yüzüdür. Halkın oyuyla seçilmiş bir kişidir. Bu yüzden hakkında ortaya atılan her ciddi suçlama, sadece o kişinin değil, o makamın ve o makamı seçen iradenin de itibarını ilgilendirir.

Burada asıl sorun, iddianın doğru olup olmadığı kadar, iddianın nasıl ele alındığıdır. Polis dosyayı biliyorsa, dosya neden sonuçlanmadı? Savcılık ne yaptı? Siyasi atmosfer, adli süreçleri ne kadar etkiledi? Bu sorular cevapsız kaldığı sürece, iddia ister doğru olsun ister yanlış, toplumun adalet duygusunu kemirmeye devam eder.

Ülkenin geldiği nokta içler acısı. Ekonomik darboğazlar, kurumsal güvensizlik, “adamına göre” işleyen mekanizmalar ve seçim dönemlerinde birdenbire hortlayan dosyalar… Bunların hepsi aynı tabloyu tamamlıyor. İnsanlar artık “gerçekten ne oldu?” diye sormaktan yoruluyor; “acaba kime yarayacak?” diye düşünmeye başlıyor. Bu yorgunluk, demokrasi için en tehlikeli haldir.

Bir toplum, en ağır suç iddialarını bile ya “siyasi kumpas” diye yok sayarak ya da “seçim malzemesi” diye abartarak ele alırsa, adalet mekanizması işlemez hale gelir. Tecavüz gibi insanlık onuruna yönelik bir suç, hiçbir siyasi hesaplaşmanın aracı olmamalıdır. Ama aynı şekilde, siyasi konum da kimseyi soruşturmadan muaf tutmamalıdır.

Bu iddianın doğru olup olmadığını ancak bağımsız ve tarafsız bir soruşturma ortaya koyabilir. Dosya varsa, dosya açılsın. Delil varsa, delil konuşsun. Yoksa, iddia ortaya atanlar da hesap versin. Sessizlik, hiçbir tarafı aklamaz.

Seçimler yaklaşıyor. Bu dönemde ortaya atılan her iddia, ister haklı ister haksız olsun, seçmenin zihninde yer ediyor. Ama asıl mesele, sandığa giderken yalnızca vaatlere değil, adalet duygusuna da bakabilmektir. Bir ülkenin belediye başkanları, milletvekilleri, bakanları hakkında bu ağırlıkta iddialar dolaşıyorsa ve bunlar sonuçsuz kalıyorsa, o ülkenin “hukuk devleti” iddiası da boşlukta asılı kalır.

 

yusuffkisa

    En az 10 karakter gerekli

    Video İzle