

Marmara Denizi’nde uzun yıllardır görülen müsilajın temel nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, önemli noktalara dikkat çekti. Öztürk bunun en önemli nedenlerinin arıtılmamış sular ve kirlilik olduğunu belirtti.
Arıtmanın yeterli oranda yapılması halinde sorunun çözülebileceğini işaret eden Öztürk, müsilajın deniz ekosisteminin dengesinin bozulduğunu gösteren önemli çevre sorunlarından biri olduğunu hatırlattı.

Prof. Dr. Bayram Öztürk, kirlenmenin Marmara Denizi’ni tehdit ettiğini belirterek, “Marmara Denizi’ndeki kirlenme sadece gemi kökenli değil, aynı zamanda kara kökenli kirlenmedir. Kara kökenli kirlenme, arıtılmamış suların Marmara Denizi’ne akıtılması demektir. Bir litrelik su bile arıtılmadan verilmemelidir, verilirse müsilaj olur” dedi.

Deniz kirlenince belli plankton türlerinin ve gözle görülmeyen mikroskobik tek hücreli canlıların aşırı bir şekilde ürediğini belirten Öztürk, bunun sonucunda müsilaj ya da “red tide” denilen kızıl gelgitin ortaya çıktığını anlattı.

1980’li ve 1990’lı yıllarda kırmızı planktonların, 1990’ların sonunda ise müsilaja neden olan fitoplanktonların ve mikroskobik tek hücreli canlıların Marmara Denizi’nde yoğun olarak görüldüğünü ifade eden Öztürk, şöyle uyardı:
Her tarafı bize ait olan tek deniz. Kuzeyi, doğusu, batısı, güneyi. Burayı ne Çinliler temizleyecek ne Arjantinliler, biz kirlettik biz temizleyeceğiz. Genel slogan şudur: ‘Kirleten öder.’ Biz kirlettik, biz ödeyeceğiz, arıtma yaparak ödeyeceğiz.
“ARITMA YETERSİZ”
Marmara Denizi’ne yüzde 50 oranında arıtılmamış su verildiğini belirten Öztürk, arıtmanın yetersiz olduğuna dikkat çekti.
“25 YILDIR MARMARA’DA”
Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
Müsilaj, 25 yıldır Marmara Denizi’nde var. Peki şimdiye kadar niye duymadık? Bir musibet bin nasihat meselesi. Anlattık, anlattık duyuramadık. 2020 yılında her tarafı müsilaj kaplayınca herkes uyandı. Marmara Denizi’ni çöp ve kanalizasyon çukuru olarak kullanıyoruz, bunu yapmamamız gerekiyor. Başka iç denizimiz yok ve gelecek kuşaklara temiz bir deniz bırakmak zorundayız. Gelecek kuşaklar da balık yemeli ama kirletirsek yiyemeyiz.
yenibakış gazetesi-kktc son dakika