Geçenlerde arkadaşlarla muhtemel bir çözüm sonrasında iki kurucu devletin durumunun ne olacağına ilişkin sohbetler yapıyorduk…
“Dur hele, daha çözüme ne ettin, esaslı zorluklar var önümüzde” diyebilirsiniz…
Orası belli olmaz…
Çözümün en zor olduğunu düşündüğümüz bir anda;
Şaşırtıcı gelişmelere tanık olabiliriz…
Bu gibi kördüğüm olmuş sorunların karakteristiğidir bu…
Bu yüzden çözüm sonrasına hazırlıklı olmakta da fayda var…
Arkadaşlardan biri;
“Çözüm olduğu anda biz çuvallaycayık” dedi…
“Neden” diye sorduğumuzda;
“Ne yüzde 50’ye 50 silah kullanma yetkisi olan Merkezi Hükümetin Federal Polis kontenjanını doldurabilirik, ne de içteki 60-40 oranındaki kadroyu, nerede bizde o kadar kalifiye eleman, bize düşen memur kadrolarını da dolduramaycayık” şeklinde bir cevap verdi.
“Nedir be seniñ dediğiñ, istemediğiñ gadar memur var bu memlekette” derken bir başka arkadaş;
Diğeri kahkahayı attı:
“Be gardaş, memur var, memurcuk var, devlet görevlisi var, besleme var, bizimkilerin çoğu, torpil, partizanlık, eş ahbap dost kayırmacılığıynan işe alınmış ve iş yapmak üzere değil, ‘gir devlete da gurdalan’ zihniyetiyle liyakata bakılmadan istihdam edilmiş memurlardır, bunlardan ne bekleñ Allahaşkına?”
Elhak… Yanlış da değil söyledikleri…
Yarın bir çözüm olursa;
Gerek kurucu devletin iç yönetsel mekanizmalarında;
Gerekse merkezi hükümet kurumlarında Kıbrıslı Türk toplumuna düşen kadroları doldurmakta çok büyük zorluklar yaşayacağız…
Neden?
Bir kere başta lisan sorunu ortaya çıkacak…
İster kurucu devletin yönetiminde olsun;
İsterse merkezi federal hükümette…
Buralara istihdam edilecek olanların;
Başta anadil olmak üzere iki ayrı lisanı da akıcı ve anlaşılır biçimde konuşup yazması gerekecek…
Birinci şart bu…
Diyelim ki bir Kıbrıslı Türk memur adayı (mevcutlar da dahil);
Kendi kurucu devleti dahilindeki bir memur münhaline başvurdu…
Veya daha önce de kamuda memur olduğu için o hak ona verildi…
Türkçe tamam da;
İngilizce ve Rumcayı da bilmesi gerekecek…
“Ne işi var Rumun Kuzey kurucu devletinde ki, memurlarımız Rumca da bilecek?” demeyin bana…
Çok işi olacak…
Ortak bir devlet kuruyoruz ve gerek Kuzey’de, gerekse Güney’de dolaşım, mülk edinebilme ve çeşitli bürokratik işlemlerde mevzuatı bilme ihtiyacı olacak merkezi yönetimin tüm vatandaşlarının…
Bu anlamda ister merkezi yönetimde istihdam edilsin;
İsterse kurucu devletlerin kamu sektöründe;
Anadilin dışında iki lisanın da iyi bilinmesi gerekecek…
Bıraktık düzgün konuşma ve yazmayı;
Bürokratik mevzuat hakkında bilgi soran vatandaşa anlatabilecek ölçüde aynı zamanda…
Belki Kıbrıslı Türk memurlar için Rumca öğrenme;
Kıbrıslı Rum memurlar için de Türkçe öğrenme şartı zamana yayılabilir ama…
Özellikle merkezi federal yönetimde görev alacak memurların;
İngilizce, Türkçe ve Rumcaya vakıf olması tercih sebebi olabilecek…
Hele AB mevzuatını bilmek, bunu enaz bir yabancı dilde ifade edebilmek de;
Hem kurucu devletlerin, hem de merkezi federal yönetimin memur münhallerinde belirleyici etken olacak…
Özellikle kolluk kuvvetlerinde istihdam edilecek olanların, yani Polis adaylarının;
Söz konusu üç dili bilmesi çok büyük bir avantaj ve şart olacak…
Peki bu durumda biz;
Gerek merkezi federal yönetimde;
Gerekse kurucu devlet yönetimlerinde bize ayrılan memur kadrolarını nasıl dolduracağız, hiç düşündük mü?
En azından bugüne kadar düşünmediğimizi;
42 yıldır, gün gelip adada bir çözümün kapıyı çalacağının “gailesinde bile olmadığımızı” söyleyebilirim…
Oysa şu koskoca 42 yılda;
Hem devlet kadrolarımızda çalışanları, hem de Polis örgütümüzün mensuplarını günlük mesailerine ek bir saat, haftada enaz iki gün olmak üzere, İngilizce ve Rumca öğrenmeleri konusunda yetiştirebilirdik…
Yapmadık ve işte çözüm “kapıyı tıklatmaya” başladı…
Biz bu kadroları dolduramazsak ne olacak peki?
Konuyu açan arkadaş şöyle bağladı sohbeti:
“Merkezi yönetim bize, ‘eksildiğiniz kadarını lisan sorunu olmayan Rum vatandaşları istihdam ederek tamamlayın’ diyecek, sonra biz de ‘Rumlar bizi gene devletten atmaya çalışıyor’ diye feryat figan edeceğiz”…
Ne bellerdik ya?
“Burası KKTC idi sorry” mi diyeceğiz o zaman?