DOLAR 46,9870 0.17%
EURO 53,7159 -0.05%
ALTIN 6.199,57-0,30
BITCOIN 29998551.57035%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

“Pantolonlarına kadar isteyecekler”

ABONE OL
10 Ağustos 2018 10:19
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/300-x-250-1.jpg

Koalisyon hükümetinin Türkiye’den ek bütçe talep etmesi durumunda karşılığında nasıl bir taviz vereceği tartışılıyor. Kıbrıs konusundan özelleştirmeye, eğitimden daha birçok şeye kadar talep edilecekler konusunda hükümet ortaklarının nasıl tepki vereceği ise merak konusu…


Dr. Zeki Beşiktepeli, içinde bulunulan durumun kısa vadeli bir ekonomik kriz olmadığını, hükümetin Türk Lirasını kullanmayı sürdürdüğü sürece ancak Türkiye Cumhuriyeti’nden ek bütçe talep etmeye hakkı olduğunu söyledi. Beşiktepeli, Türkiye’nin ise kendi yönetimi altında olan ve bağımsız kurumların tamamen ortadan kalkması ve kendi yandaşlarına yaptığı gibi buradaki yetkililerden bazı konularda taviz istemeye devam edeceğini savundu


Beşiktepeli, AKP iktidarının birçok şeyi kendi yandaşlarına vermek için planlama yaptığına vurgu yaparak, Türkiye hükümetlerinin burada istediği siyaseti, gerek para politikası çerçevesinde gerekse baskı yoluyla almaya devam edeceğini iddia etti


Beşiktepeli, “Türkiye Cumhuriyeti tarafından randevu verilmesi durumunda Maliye Bakanı Serdar Denktaş, ek bütçe için Türkiye yetkilileriyle görüşecekse üç tane pantolon giysin. Üçüne de beşer tane kemer taksın. Çünkü pantolonuna kadar isteyecekler” diye konuştu


Deniz ABİDİN

Dr. Zeki Beşiktepeli, Türkiye’nin çok ciddi ekonomik sorun yaşadığını belirterek, bunu aşmanın çok zor olduğunu, çünkü ağır bir kriz içine girdiğini söyledi. Beşiktepeli, bunun kısa vadeli bir kriz olmadığını ifade ederek, hükümetin Türk Lirasını kullanmayı sürdürdüğü sürece Türkiye Cumhuriyeti’nden ek bütçe talep etmeye hakkı olduğunu belirtti. Beşiktepeli, ancak Türkiye’nin kendi yönetimi altında olan ve bağımsız kurumların tamamen ortadan kalkması ve kendi yandaşlarına yaptığı gibi buradaki yetkililerden bazı konularda taviz istemeye devam edeceğini kaydetti. Dr. Beşiktepeli, bu şekilde devam etmesi durumunda Türkiye’nin KKTC’deki bütün kooperatif, özel ve devlete ait ne varsa her şeyin özele devredilmesi için istekte bulunacağını kaydetti. Beşiktepeli, AKP iktidarının birçok şeyi kendi yandaşlarına vermek için planlama yaptığına vurgu yaptı. Beşiktepeli, enflasyondan dolayı 1976 yılından bugüne kadar 300 bin Türk Lirası civarında bir paranın değerini kaybettiğini söyledi. 

“Bu sistem gelişmemize uygun değil”

Dr. Zeki Beşiktepeli, “Yani bir Kıbrıs lirası 36 iken, bugün 70 centtir. 100 Kıbrıs Lirasının bugün karşılığı 170 Euro’dur. Esasında Türkiye bize hiçbir zaman para vermedi. Kendi gönderdiği parayı dahi geri aldı. 1974 yılından sonra savaştan Rumların ganimet olarak kalan taşınır taşınmaz malların değeri 200 milyar dolardı. Onlar da gitti. Bu sistem bu nedenle bizim gelişmemize uygun değildir” diye konuştu. 

“Euro tedavüle girmeli”

“Türkiye’den gidip para istemeye ben dilenme demiyorum, evet haklıdırlar, gidip isteyebilirler” diyen Beşiktepeli, Türkiye’nin burada enflasyon ve devalüasyon adı altında gönderdiği parayı geri aldığını, kumarhane gibi yasa dışı işlerle de buradan beslenmekte olduğunu kaydetti. 

Dr. Zeki Beşiktepeli, Kıbrıslı Türklerin bu krizden çıkış yolunun Euro’yu tedavüle sokmak olduğunu ifade ederek, bunun yanında daha bağımsız hareket edilebilinecek ekonomik yollarla örneğin Güney Limanları ile birlikte deniz ve hava limanlarını kullanarak hizmet alanlarını geliştirerek içinde bulunulan durumdan uzaklaşılabilineceğini belirtti. 

“Gerek para politikası gerekse baskı yoluyla”

Zeki Beşiktepeli, aksi takdirde, Türkiye hükümetlerinin burada istediği siyaseti, gerek para politikası çerçevesinde gerekse baskı yoluyla dayatacağına dikkat çekti.

Beşiktepeli, bugün itibarıyla Türkiye’de demokrasinin kalmadığını savunarak, bugün için Türkiye’de faşizan bir yönetimin hüküm sürdüğünü iddia etti. Beşiktepeli, Türkiye’nin “devlet” denilen bu yapıyı daha da kontrol altına alabileceğini, doğalgazı Kıbrıslı Türkler adına kontrol edebilmek için yapıyı daha da zayıflatarak tamamen kukla yönetim biçimine sokabileceğini kaydetti.

“Pantolonlarına kadar isteyecekler”

Beşiktepeli, “Türkiye Cumhuriyeti tarafından randevu verilmesi durumunda Maliye Bakanı Serdar Denktaş ek bütçe için Türkiye yetkilileriyle görüşecekse üç tane pantolon giysin. Üçüne de beşer tane kemer taksın. Çünkü pantolonuna kadar isteyecekler” diye konuştu. 

Beşiktepeli, kontrol edilebilir bir yapı için çıkarlar doğrultusunda özelleştirmeden tutun da her şeye kadar isteklerin olacağını söyledi.

Dr. Beşiktepeli, “Alım gücünün düşmesinden dolayı bu fark kendilerine verilmeyecektir, Türkiye ek bütçe verse bile verdikleri para kendilerine borç olarak gelecek” dedi. Beşiktepeli, “Türkiye “devlet” denilen bu yapının içinde geriye ne kaldıysa hepsini isteyecektir” diyerek, özellikle taleplerinin eğitim alanında olacağını kaydetti.

“Çıkar sağlamaya çalışıyorlar”

Beşiktepeli, Türkiye’nin istediği insan tipinin uyumlu, dindar, başkaldırmaya meyilli olmayan şeklinde olduğunu söyleyerek, tamamen cami avlusuna sıkıştırılmış bir toplum yaratmak istenildiğini kaydetti. Beşiktepeli, İran gibi Kuran’ın Anayasa olduğu bir devlet modeline gitmek istediklerinin altını çizerek, Türkiye’nin bu yolda ağır ağır ilerlediğini söyledi. 

Beşiktepeli, Türkiye’nin bu yola girmiş olmasından kaynaklı bu krizleri yaşamakta olduğunu belirterek, Kıbrıs’ın kuzeyini de bu şekilde kontrol altına alarak Doğu Akdeniz’deki petrol ve buna benzer enerji kaynaklarıyla çıkar sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.

Beşiktepeli, Türkiye’nin, Kıbrıs’ın kuzeyinin ileride başkaldırabileceğinin farkında olduğunu ifade ederek, eğitimle bunu önlemeye çalışmakta olduğunu söyledi. Beşiktepeli, Türkiye’nin eğitime darbe vurarak, en büyük silah olan dini kullanacağını kaydetti. 

“Türkiye ile birlikte ilerlememiz mümkün değil”

Zeki Beşiktepeli, şöyle devam etti, “Cebinizde para varsa ve ekonomik olarak bağımsızsanız başkaldırma olanağınız çok yüksektir. Bunları da ortadan kaldırarak, kendi yandaşlarına bağlayarak hem çalışanı hem sendikaları tepkisiz hale getirerek tamamen kukla denilen bir yönetim şekline dönüştürebilir. Bu konuda kesinlikle yardım istememek gerekir. Kendi yağımızla kendi ciğerimizi kavurmamız gerekir. Gerekirse camileri okul yapalım, kitap basımları için gerekirse halktan yardım toplayalım, ancak böyle bir şeye başvurmayalım. Gerekirse maaşlarımız da düşürülsün ama kendi kendimizi bu şekilde yönetelim. Çözüm yolunda ise ilerlememiz gerekmektedir. Aksi takdirde Türkiye ile birlikte ilerlememiz mümkün olmayacaktır. Türkiye’nin bugün geldiği nokta, Atatürk dönemi öncesi Abdülhamid dönemidir. Bu kafayla giderlerse bunun acısını hep birlikte çekeceğiz.” 

admin

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Video İzle