Yeni Bakış’a konuşan bir siyaset bilimci, “6 aylık periyoda bakıldığında mevcut sorunları çözmek bir yana ülke her gün yeni bir sorunla daha mücadele etmek zorunda kalıyor” dedi
Kamu yönetiminden ekonomiye, sağlıktan eğitime kadar var olan sıkıntıların katlanarak devam ettiğine vurgu yapan siyaset bilimci, “Herşeyden önce uyum sorunumuz yok diye açıklamalar yaparak algı operasyonunda bulunan 4 partinin de hem ülkenin sıkıntıları konusunda yetersiz kaldıkları hem de kendi partilerinde huzursuzluk yaşadıkları bir gerçek” diye konuştu
“KKTC’de bugün iflas etmiş bir sağlık sistemi söz konusudur. Devlette ne bir doktor ne bir hemşire ne de sağlık çalışanı içinde bulunduğu maddi manevi sorunlar nedeniyle hizmet vermek istememektedir. Zaten bugün devlet eliyle verilmeye çalışılan hizmetlerdeki aksaklıklar bunun en büyük göstergesidir”
“Eğitimin durumu sağlıktan da kötü, devlet eliyle parasız olarak verilmesi gereken temel eğitim konusunda bile performans yerlerde sürünmekte. Devlet okulları maalesef bugün birçok eksiklikle boğuşuyor, bu eksiklikler de altyapıdan öğretmene kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır”
“KKTC bugün tam anlamıyla ekonomik olarak iflas etmiş bir durumdadır. İnsanların aldığı maaşlar TL’nin her gün döviz karşısında değer kaybetmesi nedeniyle sürekli erimektedir, bu da önce aileden başlayıp ardından iş yaşamına ordan da toplumun geneline yansıyacak şekilde bir travmaya dönüşmektedir”
“Hükümet, ‘UBP’nin ülkeyi getirdiği durumdan kurtarmak için bu göreve geldik’ diyerek işe başladı. En başında yolsuzluktan ekonomik sıkıntılara kadar birçok konuda verilen beyanatlar hala belleklerimizde, ancak 6 ayın sonunda ortaya çıkan durum söylenenlerle yapılanların örtüşmediğini ortaya koydu”
Yeni BAKIŞ
CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın başbakanlığında oluşturulan 4’lü koalisyon hükümetinin 6 aya ulaşan iktidarı, vatandaşın beklentilerine gerekli yanıtları veremediği gibi ülkedeki birçok sorunun da katlanarak devam ettiği üzerinde duruluyor. Konuyla ilgili Yeni Bakış’a konuşan bir siyaset bilimci,
“6 aylık periyoda bakıldığında mevcut sorunları çözmek bir yana ülke her gün yeni bir sorunla daha mücadele etmek zorunda kalıyor” dedi. Kamu yönetiminden ekonomiye, sağlıktan eğitime kadar var olan sıkıntıların katlanarak devam ettiğine vurgu yapan siyaset bilimci, “Herşeyden önce uyum sorunumuz yok diye açıklamalar yaparak algı operasyonunda bulunan 4 partinin de hem ülkenin sıkıntıları konusunda yetersiz kaldıkları hem de kendi partilerinde huzursuzluk yaşadıkları bir gerçek” diye konuştu.
“Sağlıksız bir topluma doğru evriliyoruz”
Söz konusu siyaset bilimci, sağlıklı toplumların oluşmasında en önemli etkenlerin başında sağlıklı bireylerlerin geldiğine dikkat çekerek, “KKTC’de bugün iflas etmiş bir sağlık sistemi söz konusudur. Devlette ne bir doktor ne bir hemşire ne de sağlık çalışanı içinde bulunduğu maddi manevi sorunlar nedeniyle hizmet vermek istememektedir. Zaten bugün devlet eliyle verilmeye çalışılan hizmetlerdeki aksaklıklar bunun en büyük göstergesidir. Siz yıllarca okuyup uzmanlaşmış bir hekimi nerdeyse boğaz tokluğuna çalıştırmaya çalışıyorsunuz ardından ise özel kliniğinde hizmet verme diyorsunuz, bu kabul edilebilecek bir şey değildir. Bu potansiyelde bir insan size niye gelip hizmet etsin ki, o da ya kendi kliniğini açıp bu hizmetini sürdürecektir ya da ülkeye gelmeyecektir. Yine devlet hastanelerimizde hemşire ve sağlık personeli eksikliği had safhada, bu insanlar resmen sömürülmekte ve bunun karşılığı olan maddi geliri de elde edememekte. Sağlık bir hükümet politikasından öte devletin bir politikası şeklinde yürütülmeli. Ancak bizde her gelen hükümet kendine göre bir yol haritası çizip bu hayati konuda duvara toslaya toslaya yol almaya çalışıyor, bunun sonucu da maalesef olan insanımıza oluyor. Günün sonunda ise parası olan özel hastane veya yurt dışında sağlıklarını ararken, parası olmayan insanlar ise adeta ölüme terkediliyor” dedi.
“Eğitim yıllardır içinden çıkılamaz bir noktaya geldi”
Açıklamalarında ülkede uygulanan eğitim politikalarına da eleştirilerde bulunan siyaset bilimci, “Eğitimin durumu sağlıktan da kötü, devlet eliyle parasız olarak verilmesi gereken temel eğitim konusunda bile performans yerlerde sürünmekte. Devlet okulları maalesef bugün birçok eksiklikle boğuşuyor, bu eksiklikler de altyapıdan öğretmene kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Geçen eğitim yılını anımsadığımızda Girne’de bazı çocuklarımız aylarca eğitim görecek okul bile bulamadı, bu ayıp aslında hepimizindir. Bu yıla baktığımızda ise ağustos ayına girmemize 2 gün kalmış olmasına karşın geçen yıldan kalan altyapı eksiklikleri hala sürerken, öğretmen sendikaları ise gerekli atamaların bile henüz yapılmadığına dikkat çekiyor. Biz eğitimi planlayacağımıza hala okula baş örtüsüyle mi gidelim başımız açık mı gidelim bunun kavgasını veriyoruz. Ülke eğitimi açısından bir başka tehlike ise toplumda bilinçli olarak yaratılmaya çalışılan özel okulların devlet okullarından daha iyi olduğu algısıdır. Bu bilinçli ve maksatlı yapılan bir operasyondur ve tamamen belli başlı çevrelerin zenginliklerine daha da zenginlik katmaktan öteye anlam taşımamaktadır. Bugün gerekli altyapı ve imkanlar sağlansa ülkemizde çok değerli eğitimciler vardır ve bunlar da geleceğimiz dediğimiz çocuklarımızı en iyi şekilde yarınlara taşıyabilecek kapasitededir” diye konuştu.
“Ekonomik bunalım travmalar şeklinde yansımaya başladı”
Ülkede son günlerde yaşanan kişiler travmaların toplumsal bir patlamanın habercisi olduğuna dikkat çeken Siyaset Bilimci, “KKTC bugün tam anlamıyla ekonomik olarak iflas etmiş bir durumdadır. İnsanların aldığı maaşlar TL’nin her gün döviz karşısında değer kaybetmesi nedeniyle sürekli erimektedir, bu da önce aileden başlayıp ardından iş yaşamına ordan da toplumun geneline yansıyacak şekilde bir travmaya dönüşmektedir. Her sabah yeni bir olay veya şok olduğumuz bir haberle uyanıyoruz bunun yanında sürekli artan boşanmalar hep yaşanan ekonomik darboğazların sonucudur. Vatandaş ekonomik anlamda emeğinin karşılığını alamadığı veya aldığı paranın her gün biraz daha eridiğini gördükçe bir bunalıma ve gelecek kaygısına düşmektedir. Bunun acısı ise önce aile içinde ardından da birebir veya toplumsal ilişkilerde ortaya çıkmaktadır. Mahkemelere yansıyan dava sayısı ve bunların neler olduğu incelendiği zaman en çok alacak verecek ve boşanma davalarının öne çıktığını görmekteyiz. Ülkenin geldiği durum gerçekten üzerinde düşünülüp tedbir alınması gereken bir noktadadır ancak siyasiler bu sorunları görmezden gelmeyi tercih ediyor” dedi.
“Hükümet kendi içinde uyumlu gibi, ancak sorunlu”
Açıklamalarında hükümetin ülke sorunları karşısında sergilediği tutumu da eleştiren siyaset bilimci, “hükümet ‘ülkeyi UBP’nin getirdiği durumdan kurtarmak için bu göreve geldik’ diyerek işe başladı. En başında yolsuzluktan ekonomik sıkıntılara kadar birçok konuda verilen beyanatlar hala belleklerimizde. Ancak 6 ayın sonunda ortaya çıkan durum, Başbakan Tufan Erhürman’ın sanki bir muhalefet lideriymişcesine yaptığı eleştiri ve savunmalar, Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay’ın çok farklı tellerden çalan politikaları, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın her zamanki gibi kendine has ve hükümetten bağımsız söylem ve eylemleri ile TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit’in İlahiyat Koleji konusunda önceden verdiği demeçler nedeniyle bugün yaşadığı mahcubiyet ve sessizliğe bürünmesi” diye konuştu.