DOLAR 45,5992 0.02%
EURO 52,9349 -0.06%
ALTIN 6.550,49-0,27
BITCOIN 35196020.57438%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

Mont Pelerin’in “Beyaz Dumanı”, “mangal dumanı” ve Son Pazar…

ABONE OL
6 Kasım 2016 12:09
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/300-x-250-1.jpg

Ali TEKMAN

 

Belki de bu Pazar;

Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde;

Akıncı-Anatasiadis arasında yapılan müzakerelerin geldiği noktada;

Halâ birtakım “müphem hususların” kafalarda pek çok soru işareti yarattığı SON PAZAR olacak…

Çünkü İsviçre’de;

“Toprak-Harita” ana başlığında biraraya gelecek olan iki lider;

Artık herkesin de tahmin ettiği;

Veya birinci ağızlardan da net bir şekilde öğrendiği gibi;

Toprak ve harita dışında tıkanıklık yaşadıkları;

Takıldıkları konuları da masaya yatıracaklar.

Şurası bir gerçek;

Toprak ve harita konusu Kıbrıs sorununun kördüğüm halindeki başlıklarından bir tanesi…

Ve son derece de kapsamlı bir konu…

Düşünüyorum da;

7 Kasım’dan 11 Kasım’a kadar olan kısa sürede iki lider;

Hem toprak ve harita konusunu;

Hem de sorunlu diğer başlıkları nasıl görüşebilecekler?

Zaman çok kısıtlı anlayacağınız…

Kıbrıs’ta koskoca Ekim ayında belirli sıkıntıları aşamamışlarsa;

Mont Pelerin’deki 4-5 gün içerisinde hem onları;

Hem de toprak ve haritayı nasıl tamamlayabilecekler?

İşte bu noktada uluslararası camianın “ya tamamlarsınız, ya tamamlarsınız” şeklinde bir tazyiği olduğunu anlamamak mümkün değil…

Ve anladığım kadarıyla Mont Pelerin Zirvesi de;

Tıpkı Camp David gibi;

Soluksuz ve adeta “non-stop” bir tempoda;

Ve belirli bir mekâna kapanarak sürdürülecek…

Öyle ki, bu şartlarda iki liderin uyku süreleri de herhalde 5-6 saatin üzerine çıkamayacak…

Öyle bir ortam oluşacak ki;

Buradan;

Sinirleri sağlam olan;

Konsantrasyonunu kaybetmeyen;

Ve BM ile, uluslararası camia ile;

Açıktan ters düşmeyen lider daha başarılı çıkacak…

Başarının ne olduğu konusundaki ölçütler, kriterler ayrıca tartışılabilir.

Ancak – hiç arzu etmememize rağmen – Mont Pelerin’deki otelin bacasından “beyaz duman” çıkmaz da;

Kuzey Kıbrıs’taki filitrosuz santral bacalarından çıkan gibi;

Kara bir duman püskürürse çatıdan bacadan;

“Yandı gülüm keten helva” demektir…

Bunu düşünmek bile istemem…

Lâkin gerçek şu ki;

Çelik gibi sinir sahibi olmak;

Veya sinirleri aldırmış olmak gerekir o ortamda…

Aklıma yine Kosova-Sırbistan ikili görüşmeleri geldi bu vesileyle…

Masaya Sırbistan’ın özerk bölgesi olarak oturan ve tarih boyunca Sırplarla Arnavutların çok büyük kavga ve çatışmalarına sahip olan Kosova’nın geleceği tartışılırken;

Kosovalı Arnavutlar, tahmin edilenin aksine;

BM ve masadaki BM özel temsilcisi Martti Ahtisaari ile son derece uyumlu bir süreç yürütmüş;

Müthiş bir sabır ve olgunluk göstermişlerdi.

Kosova’yı hep Sırbistan’ın bir parçası olarak gören ve onun üzerinde orantısız bir egemenlik ve hegemonya taslayan Belgrad yönetiminin güdümündeki Kosovalı Sırplar ise;

Sürekli şirretlik, şımarıklık ve “ağabeylik” havalarında;

Hem BM ile, hem de BM Genel Sekreterinin Özel Temsilcisi Ahtisaari ile çekişip durdular, kavga ettiler.

Zaman zaman masayı terk ettiler, zaman zaman da Kosova’da gerilimi yükseltecek hamleler yapmaya çalıştılar.

Özel Temsilci Ahtisaari tüm bu süreci iyi gözlemledi, Sırpların şirretliğiyle hegemonist yaklaşımlarını not etti, kayda geçirdi ve raporunda da bunlara yer verdi.

Uzatmayalım… Sonunda kaybeden Kosovalı Arnavutlar değil, Kosovalı Sırplar ve Sırbistan oldu.

Rusya’nın ve Ortodoks dünyasının onca desteğine rağmen;

Ortodoks Sırplara karşı, Müslüman Arnavutlar masadaki tavırları, sabır ve dirayetleriyle bir barış ve çözüm anlaşması çıkmayan o süreçten kazançlı çıkan taraf oldu.

Aslında orada;

“Hristiyanlar Hristiyanları destekler, Müslüman olanları cezalandırır” şeklindeki düşünce mantığı, Arnavutların BM ile uyumlu yürüttüğü Kosova çözüm sürecinde çalışmadı.

Belki siyasi konjonktür de denk geldi, Anglo-Amerikan stratejilerine uygun düştü ama sonuçta sinirlerine hakim olan ve uluslararası camiayla ters düşmeyen taraf kazançlı çıktı Kosova sorununda…

Buradan kastım, illa ki “Kosova modeli” gibi bir sonucu örnek göstermek değildir.

Kosova çözüm sürecinin kopmasından sonraki komplikasyonlar ve oluşumlar ayrı bir tartışma ve yazı konusu…

İzah etmeye çalıştığım;

Bu tür gerilimli ve Kosova gibi asırlara dayanan kangren olmuş sorunların çözüm süreçlerinde akıl, sağduyu ve sabra sahip olanların kaybetmeyeceğidir…

Evet bu;

Müzakerelerde her detayı henüz net olarak bilmediğimiz SON PAZAR…

Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı defalarca süreçle ilgili olarak halkımızı bilgilendirmeye çalıştı.

Kamuoyuna duyuramadıkları var mıydı?

Elbette… Ama bu ona bağlı bir hadise olmaktan öteye;

BM’nin “gizlilik ilkesine” uyması ve saygı duymasından kaynaklanıyordu.

Bu bile bizim için kazançtır…

Kolay gelsin Sayın Cumhurbaşkanı…

Seni seçen iradenin sahibi Kıbrıslı Türk Halkı sana güveniyor.

Ve Mont Pelerin’deki otelden yükselecek “BEYAZ DUMANI” bekliyor…

Tıpkı bugün keyifle yakılan mangallardan çıkan duman gibi…

Olmazsa da,mangal dumanıyla yetineceğiz zaten…

admin

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Video İzle