Yusuf KISA : iki Yüzlü Siyasetin Adı CTP. Komitede “evet”, meydanda “hayır”
Komitede “evet”, meydanda “hayır”. Bu kadar basit, bu kadar açık. Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin son dönemdeki tutumu, klasik bir “iki yüzlülük” vakası olarak siyaset tarihine geçmeye aday. İçeride komisyon masasında onay veren aynı parti, dışarıda muhalefet tribünlerinde ateş püskürüyor. Halka “biz karşıyız” diye nutuk atıyor, ama karar alma mekanizmasında elini kaldırıp “tamam” diyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Siyasette tutarlılık, en azından asgari bir dürüstlük gerektirir. Seçmene “Biz muhalefetiz, bu işin karşısındayız” diye oy topluyorsun, sonra kapalı kapılar ardında o işin içine giriyorsun. Sonra da dışarı çıkıp “Bakın biz ne kadar kararlı muhalefetiz” diye göğsünü gere gere konuşuyorsun. Bu, hem seçmene hem de siyasete hakarettir. CTP’nin bu taktiği yeni değil ama artık iyice sırıtıyor.
Dışarıda muhalefet yapmak kolay. Kürsüye çık, hükümeti yerden yere vur, “her şey kötü” de, alkış al. Ama iş komiteye, komisyona, karar alma sürecine gelince aynı cesareti gösterememek, işte bu karakter meselesidir. Halk “ya bir şey söyle ya bir şey yap” der. CTP ikisini de yapmıyor; hem söylüyor hem de yapmıyor. Hem muhalefet hem de “gizli iktidar ortağı” pozisyonunda. Bu, siyasi literatürde “oportünizm” diye geçer. Bizim lisanımızda ise “kuyruklu yalan”.
Bir parti düşünün: Kamuoyunda “bu tasarı kabul edilemez” diye basın açıklaması yapıyor, aynı günlerde ilgili komitede o tasarının lehine oy kullanıyor veya en azından engellemiyor. Sonra da utanmadan “biz muhalefet görevimizi yapıyoruz” diyor. Bu, sadece iki yüzlülük değil; aynı zamanda sorumsuzluktur. Çünkü muhalefet, sadece laf üretmek değildir. Muhalefet, sorumluluk almak, tutarlı durmak ve bedel ödemeyi göze almaktır. CTP ise bedel ödemeden alkış toplamayı tercih ediyor.
Kıbrıs Türk siyaseti zaten yeterince güvensizlik içinde. Vatandaş siyasete inancını yitirmiş durumda. İşte tam da bu tür davranışlar, o güvensizliği derinleştiriyor. “Hepsi aynı” dedirtiyor. CTP eğer gerçekten muhalefetse, komitede de hayır diyecek, dışarıda da hayır diyecek. İkisi farklı olamaz. Aksi takdirde bu, sadece bir “rol”den ibaret kalır. Sahne arkası ise bambaşka.
Seçmen artık bu oyunları görüyor. Artık “komitede evet, dışarıda hayır” siyasetine prim vermiyor. Verirse de, o partinin adı tarihe “iki yüzlü muhalefet” diye yazılır. CTP’nin son performansı, tam da bu sınıfa giriyor.
Tutarlılık, cesaret ve dürüstlük… Bunlar olmadan siyaset yapılır mı? Yapılıyor galiba. Ama kaliteli siyaset yapılmaz. CTP, ya gerçekten muhalefet olun ya da bu ikiyüzlülüğü bırakın.