Yusuf KISA: KKTC’de Çifte Kuşatma: Dış Baskı, İç Hainlik
Bir taraftan Rum tarafının yıllardır süren sistematik baskıları, diğer taraftan kendi içimizde beslediğimiz hainlerin sinsice yürüttüğü oyunlar… Arazi konularında Rum’un yaptığı baskılar yetmiyormuş gibi, iş insanları bir de KKTC’deki “iç düşman”larla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu tablo, ne yazık ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bugün yaşadığı en acı gerçeklerden biri haline gelmiştir.
Dışarıdan bakıldığında her şey “milli dava” nutuklarıyla süsleniyor. Rum tarafı arazi konusunda uluslararası arenada baskısını artırıyor, mahkemeler üzerinden, AB üzerinden, BM üzerinden KKTC’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Kuzey’deki Türk iş insanının, yatırımcıların, girişimcilerin elindeki mülkler, yatırımlar sürekli tehdit altında. Yapılan her iş, her proje, birilerinin “hak iddiası” ile karşılaşıyor. Bu baskılara karşı direnmek zaten yeterince zor ve yıpratıcı.
Ama asıl felaket, bu dış kuşatmanın tam ortasında içimizden çıkan hainlerin yarattığı ikinci cephe. Kendi halkının, kendi devletinin ayakta kalması için çalışması gereken bazıları, maalesef kişisel çıkar, rant ve siyasi ikbal uğruna Rum tarafına dolaylı ya da doğrudan hizmet eder hale gelmiş durumda. Arazi meselelerinde, imar izinlerinde, ihalelerde, yatırım projelerinde “içeriden” verilen bilgiler, yapılan sabotajlar, kasıtlı engellemeler… Bunlar artık tesadüf değil, sistematik bir sorundur.
İş insanı sabah Rum tarafının yarattığı hukuki ve siyasi engelle boğuşurken, akşam kendi ülkesindeki “hain” bürokratın, siyasetçinin ya da “iş ortağı” kılığındaki kişinin kurduğu tuzakla karşılaşıyor. Bir proje başlıyor, Rum tarafı uluslararası baskı yapıyor; proje ilerliyor, bu sefer içerdeki “adamına göre” zihniyet devreye giriyor. İzin çıkmıyor, kredi tıkanıyor, rekabetçi teklifler engelleniyor. Sonuç? Yatırımcı yoruluyor, vazgeçiyor, sermaye KKTC’den uzaklaşıyor.
Bu hainlik sadece bireysel ihanet değildir. Aynı zamanda milli bir güvenlik sorunudur. Çünkü KKTC’nin ekonomik bağımsızlığı, güçlü bir Türk iş dünyası olmadan mümkün değildir. Dışarıdaki düşman zaten belli; asıl tehlike, içimizde gizlenen, “bizden” gibi görünen ama başka gündemleri olanlardır. “Hain” kelimesini boşuna kullanmıyorum. Kendi halkının geleceğini karartan, Türk iş insanının önünü kesen, arazi ve ekonomi üzerinden KKTC’yi zayıflatmaya çalışan herkes bu sıfatı hak eder.
Siyasiler, bu çifte kuşatmayı görmezden gelmeyin. Arazi konularında Rum baskısına karşı milli bir duruş sergilerken, içteki hainleri temizleyin. İş insanlarını koruyun, teşvik edin, önlerini açın. Yoksa ne dış baskıya direnebiliriz ne de iç huzuru sağlayabiliriz.
KKTC’nin ayakta kalması, sadece diplomasiyle, sadece askeriyeyle olmaz. Güçlü bir ekonomi, cesur yatırımcılar ve temiz bir idari yapı şarttır. İçimizdeki hainlerle mücadele etmeden dış düşmana karşı zafer kazanmak mümkün değildir.