Yusuf KISA: HP ve YDP’de Peş Peşe İstifalar
KKTC'de seçim takvimi yaklaşırken Halkın Partisi (HP) ve Yeniden Doğuş Partisi’nde (YDP) art arda gelen istifalar, sadece bireysel kararlar olarak okunmuyor. Son haftalarda her iki partiden de yönetim kademelerinden ve örgütlerden ayrılan isimler, partilerin “tek adam” karakterli işleyişine yönelik tepkinin birikmiş hali olarak yorumlanıyor.
YDP tarafında hareketlilik daha erken ve daha belirgin başladı. Eylül ayında partinin kurucularından İlter Ömeroğlu ile Genel Başkan Yardımcısı konumunda yer alan Enver Hoca istifalarını duyurdu. Ömeroğlu gerekçe olarak Genel Başkan Erhan Arıklı ve yardımcısının “üslupsuz konuşmaları ve ayrıştırıcı siyasetini” gösterirken, partililere karşı “vefasızlık” ve “kabadayılık” eleştirisi getirdi. Hoca ise parti içinde yürütülen siyasi anlayışın kendi ilkeleriyle örtüşmediğini söyledi. Ardından Ekim başında Ayfer Altuncuoğlu, partinin kuruluşundan beri yönetimde yer almış isim ve Mormenekşe Örgüt Başkanı Mehmet Düzgün ayrıldı. Düzgün’ün gerekçelerinde parti içi adaletsizlik, tabana yönelik eşitsiz uygulamalar ve örgütüne verilen sözlerin yerine getirilmemesi öne çıktı. Aynı dönemde Zeynep ve Orhan Şengün de YDP’den ayrılarak UBP’ye katıldı.
HP’de ise bugün (14 Ekim) dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Merkez Yürütme Kurulu ve Parti Meclisi üyesi, aynı zamanda Enerji Komitesi’nde aktif olan Yusuf Avcıoğlu, tüm görevlerinden, parti üyeliğinden ve milletvekilliği adaylık başvurusundan “gördüğü lüzum üzerine” çekildiğini açıkladı. Açıklamasında kuruluş ilkelerine olan inancını vurgulasa da, net bir gerekçe vermemesi, parti içinde daha derin bir rahatsızlığın işaretçisi olarak değerlendiriliyor. Daha önce Yeniboğaziçi Belediye Meclis Üyesi Raşit Ercen de HP’den istifa ederek UBP’ye geçmişti.
Her iki partide de ortak nokta, lider merkezli karar alma süreçlerinin örgüt tabanını ve uzun yıllardır emek vermiş isimleri yorması. YDP’de hükümetten çekilme süreci, Filo Jet faciası sonrası Arıklı’nın görevden alınması ve partinin buna tepkisi bir tarafta partinin “onur ve irade” vurgusuyla anlatılırken, diğer tarafta örgütlerden yükselen “adaletsizlik” ve “sözün tutulmaması” şikayetleri dikkat çekiyor. HP’de ise Kudret Özersay’ın uzun süredir genel başkanlık koltuğunda oturduğu bir yapıda, üst düzey bir MYK üyesinin adaylığını da geri çekerek ayrılması, parti içi istişare ve paylaşım mekanizmalarının zayıflığına dair soru işaretleri doğuruyor.
Tek adamlık, küçük partilerde bazen “hızlı karar” avantajı gibi sunulsa da, uzun vadede örgütü eritiyor. Üye, ilçe başkanı veya kurucu isim kendini karar sürecinin dışında hissettiğinde, “parti benim de partim” duygusu zayıflıyor. Seçim öncesinde yaşanan bu istifalar, sadece rakip partilere özellikle UBP’ye transfer anlamına gelmiyor, aynı zamanda iki partinin de kendi tabanında yarattığı yorgunluğun dışa vurumu.
HP ve YDP yöneticileri bu ayrılıkları “bireysel tercihler” olarak geçiştirmeye çalışabilir. Ancak peş peşe gelen ve gerekçelerinde üslup, adalet, söz tutulmaması veya örtüşmeyen siyasi anlayış gibi ifadeler yer alan istifalar, parti içi demokrasinin sınırlarını zorladığını gösteriyor. Seçim yaklaşırken asıl soru şu. Bu partiler, liderin gölgesinde kalan üyeleri yeniden kazanabilecek mi, yoksa “tek adam” alışkanlığı onları daha da küçültecek mi?