Yusuf KISA: Halk Partisi’nin barajı geçme telaşı
UBP’den Oy Kapma Rüyası
Halk Partisi’nin barajı geçme telaşı, son dönemde ilginç manzaralar ortaya çıkarıyor. Toplama usulü kadrolarla, “kimseyi almayız” dedikleri yerlerden isimler transfer ederek bir yol bulma çabası, artık açıkça görülüyor. Bu çırpınışın en çarpıcı örneklerinden biri de UBP’den ayrılıp HP’ye katılan İzlem Gürçağ üzerinden yürütülen hesaplar.
HP’nin önde gelen isimlerinden Kudret Özersay ve çevresi, sanki UBP seçmeninin oyu cebe konmuş gibi bir iyimserliğe kapılmış durumda. “UBP’den gelen isimler sayesinde oylar da gelir” diye düşünmek, siyasette en sık yapılan ama en pahalıya mal olan yanılgılardan biri. Çünkü UBP seçmeni, uzun yıllardır kişiye değil partiye oy veriyor. Bu, duygusal bir bağlılık değil; yılların getirdiği bir siyasi kültür ve aidiyet meselesidir.
UBP’yi tercih eden vatandaş, partinin tarihini, duruşunu, devletçi kimliğini ve Kuzey Kıbrıs’taki varoluş mücadelesindeki rolünü önemsiyor. Bir ismin partiden ayrılıp başka bir yerde görünmesi, bu seçmende “Aa, o isim gitti, biz de oyumuzu oraya verelim” tepkisi yaratmıyor. Tam tersine, “partiden ayrılanlar” algısı, sadakati daha da pekiştiriyor. Çünkü UBP seçmeni, partisini bir futbol takımı gibi değil, bir davanın taşıyıcısı olarak görüyor.
İzlem Gürçağ’ın HP’ye geçişini “UBP oylarını da getirir” diye pazarlamak, Hayal kırıklığı yaratır. Seçmen aptal değildir. “Transfer” edilen isimlerin peşinden koşmaz. O, kendi partisinin çizgisini, programını ve kadrolarını değerlendirir.
Halk Partisi’nin baraj derdi anlaşılır bir şey. Ama bu derdi, “UBP’den isim kap, oy da gelir” gibi kolaycı bir rüyayla çözmeye çalışmak, sadece kendini kandırmak olur. UBP seçmeni, partisine bağlıdır; kişilere değil. Bu gerçeği unutanlar, seçim gecesi sandıklardan çıkan sonuçlarla birlikte rüyalarından da uyanmak zorunda kalırlar.
Siyaset, rüya ile değil gerçeklerle yapılır. UBP’nin oy tabanı, transferlerle değil, ancak uzun vadeli güven ve tutarlı siyasetle sarsılabilir. Onu da bugüne kadar pek kimse başaramadı. HP’nin son dönemi ise bu gerçeği bir kez daha test etmekten öteye gidemiyor.