Yusuf KISA: Girne Kaymakamlığında “boş boğazlık”ların haddi aşması üzücü.
Bazı yerler vardır, orada konuşmak bedava, hele bir de kürsü niyetine bir masa, bir sandalye ve resmi bir unvan varsa… Konuşmak yetmez, “kural” diye diye ortalığı inletmek gerekir. Girne Kaymakamlığı’nda son dönemde gözlemlediğim manzara tam da bu: Kuraldan çok “kıralcı” olmaya çalışanların, boş boğazlık yarışına girdiği bir sahne.
Kimisi her şeyi kural diye dayatıyor. Kimisi ise o kuralı kendine kalkan yapıp, “Ben buranın kuralıyım” havasına bürünüyor. Aslında ikisi de aynı kapıya çıkıyor: Güç gösterisi. Ama bu gösteri, gerçek bir yetkiyle değil, laf kalabalığıyla yapılıyor. “Şöyle olmaz, böyle olmaz, prosedür gereği…” diye başlayan cümleler, arkasından gelen “ama biz şöyle yaparız” ile bitiyor. Kurallar esnetiliyor, yorumlanıyor, bazen de tamamen yok sayılıyor; yeter ki o anki ego tatmin olsun. Peki bu boş konuşmalar ne kadar sürüyor? Çok değil. Sadece “ortaya aslan çıkana” kadar. O aslan çıktığında, sahne birden değişiyor. Çünkü aslan konuşmaz, icraat yapar. Aslan laf üretmez, sonuç üretir. Aslan “kuralcı” da değildir, “kıralcı” da… O, sadece hakkaniyetin, mantığın ve işin doğrusunun kralıdır. Geldiği anda, boş laf üretenlerin sesi kısılır, kürsüleri boşalır, kalemleri titrer. Çünkü lafla peynir gemisi yürümüyor; hele hele kamu hizmeti hiç yürümüyor. Girne Kaymakamlığı gibi, Kuzey Kıbrıs’ın en önemli ilçelerinden birinin idari merkezinde bu tür “boş boğazlık”ların haddi aşması üzücü. Vatandaş oraya sorun çözmeye gidiyor, prosedürün içinden çıkamıyor; memur oraya hizmet üretmeye geliyor, ama “kural” diye diye kendi kendini bağlıyor ya da “kıralcı” diye diye vatandaşı bezdiriyor. Sonuç? Ne hizmet kalıyor ortada, ne de güven. Aslanlar her yerde vardır. Bazıları uyur, bazıları ise tam zamanında uyanır. O uyanma anı yaklaştığında, kürsüdeki “kıralcı”ların birden “ben sadece kural uyguluyordum” diye mızmızlanmaya başlaması da işin komik yanı. Çünkü aslanın karşısında kural da, kıral da aynı kefeye konur: Ya iş bitirilir, ya da hesap verilir. Kıbrıs’ta, hele Girne gibi turizmle, yatırımla, insan hareketliliğiyle dolu bir ilçede, laf üreten değil, iş üreten insanlara ihtiyacımız var. Boş konuşanların değil, çözüm üretenlerin sesinin gür çıkmasına ihtiyacımız var. “Kuralcı” rolü yapanların değil, adil ve mantıklı kararlar alanların makamda oturmasına ihtiyacımız var. Ortaya aslan çıkana kadar devam edebilir bu tiyatro. Ama çıktığında… Perde iner, Kimler olduğu ortaya çıkar. Ve sahnede sadece gerçekler kalır.