Yusuf KISA: Erhürman’ın şahsında CTP’nin federal çözüm ısrarı
Yıllarca Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin genel başkanlığını yapan, bir dönem başbakanlık koltuğunda oturan ve şimdi de KKTC Cumhurbaşkanı olan Tufan Erhürman, Amerika’daki görüşmelerden döndü. Dönüşüyle birlikte bir gerçek daha netleşti: CTP’nin onlarca yıldır savunduğu federal devlet modeli, bir kez daha duvara tosladı.
Erhürman, New York’ta BM Genel Sekreteri ve Kıbrıs özel temsilcisiyle bir araya geldi. Masada yine “siyasi eşitlik”, “dönüşümlü başkanlık”, “güven artırıcı önlemler” konuşuldu. Ama sonuç değişmedi. Rum tarafı yine eski taktiklerini sahaya sürdü. Mağdur rolünü kusursuz oynadı, “çözüm istiyoruz” dedi, ardından da her zamanki gibi Türk tarafını azınlık konumuna itecek, egemen eşitliği yok sayacak formülleri dayatmaya devam etti. Bu tablo yeni değil. Kıbrıs Türk halkı, 50 yıldır aynı oyunu izliyor. Rum yönetimi bir yandan “federasyon” diyerek uluslararası kamuoyunda mağdur imajı çiziyor, diğer yandan arkadan ittifaklar kuruyor, ambargoları sürdürüyor, adadaki Türk varlığını yok saymaya çalışıyor. “İsrail gibi mağdur oynayıp arkadan işlerini yürütme” tarzı, ne yazık ki Kıbrıs’ta da yıllardır başarıyla uygulanıyor. Erhürman’ın şahsında CTP’nin federal çözüm ısrarı, bu gerçekle bir kez daha yüzleşti. Yıllarca “federasyon tek yoldur” denildi. “Siyasi eşitlik sağlanırsa her şey çözülür” denildi. Oysa masaya oturulduğunda Rum tarafının asıl niyeti ortaya çıktı: Eşit ortaklık değil, hâkimiyet. Egemen eşitlik değil, azınlık statüsü. Güvenlik değil, Türkiye’nin garantörlüğünü ve Türk askerini adadan uzaklaştırma hesabı. New York görüşmeleri, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Sonuç odaklı müzakere talebi, hazırlık şartı, güven artırıcı önlemler… Hepsi masada kaldı. Çünkü karşı tarafın niyeti çözüm değil, süreci yönetmek ve Türk tarafını “uzlaşmaz” göstermektir. Kıbrıs Türk halkı artık bu kısır döngüye mahkûm edilemez. Federal hayallerle geçirilen yıllar, kaybedilen zamanlar ve heba edilen fırsatlar yeter. İki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı federasyon fikri, kâğıt üzerinde güzel duruyor olabilir. Ama gerçek hayatta Rum tarafının zihniyeti değişmediği sürece, bu modelin yaşama şansı yoktur. Erhürman’ın Amerika’daki temasları, belki de bu gerçeğin en net görüldüğü anlardan biri oldu. Artık federal devlet hayaliyle vakit kaybetmenin anlamı kalmamıştır. Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği, güvenliği ve geleceği, iki devletli çözümde yatmaktadır. Bunu görmek için daha kaç New York, daha kaç müzakere gerekir? Gerçek, New York’ta bir kez daha kendini gösterdi. Görmek isteyen için yeterince açıktır.