Yayla’da ölümlerin yüzde 72’si kanserden
Dr.Çiğdem DÜRÜST
Son yıllarda, köyde, önemli sayıda insan hayatını kanser nedeniyle kaybetti. Halen köyde pek çok kanser hastası var. Köylü bu durumla mücadele etmek için yardım bekliyor. Nu nedenle biz de köyde kanserle mücadele etmek için kurulan derneğin Asbaşkanı Sayın Mahmut Hamdi ile bir röportaj gerçekleştirdik.
Ç.D.: Merhaba. Yayla köyü, son aylarda gündemi oldukça meşgul etti. Kanser hastalarının sayısının çokluğu ve kanser hastalığından yaşanan ölümler belki de çok uzun zamandan beridir üzerinde en çok konuşulan konudur. Fakat medyada oluşturduğunuz gündem Kıbrıs’ın kuzeyinde, bu köyde neler olup bittiği ile ilgili bir çok insanın kafasının karışmasına neden oldu. Kıbrıs’ın kuzeyinde merak, köy ve civarında ise endişe baş gösterdi. Bununla ilgili sizinle görüşmek istedik. Kırmadınız, kabul ettiniz. Teşekkür ederiz. Son zamanlarda Kıbrıs’ın kuzeyinde sivil ve gönüllü hareketler eskiye oranla çok daha etkisiz görünürken, siz köylüyü bir araya getirerek bir dernek kurma cesaretini gösterdiğiniz. Ve tüm köyün bir amaç uğruna ortak çalışmalar yapılması, köy için adımlar atılmasına önayak oldunuz. Bir grup Yayla köyü sakini olarak, başından beridir, son birkaç aydır sürdürdüğünüz çalışmayı, gazetemiz okurlarıyla da paylaşmanız, onları aydınlatacaktır. Biz de bu vesileyle toplumun kanayan yarası olan sağlık sorunlarına; bunların belki de en korkuncu olan kanseri en acı şekilde yaşayan köyünüzün sesi olmayı başarabileceğiz.
M. H.: Teşekkür ederim. Evet dediğiniz gibi, kısa sürede bir dernek oluşturup bu konuda bir mücadele vermeye karar verdik. Derneğimizin kurulması aşamasında, derneğin yapılandırılmasında çok sorun yaşadık da, amaç insan hayatı olunca insanları bir araya getirmek galiba biraz daha kolay.
Ç.D.: Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım.
M.H.: İsmim Mahmut Hamdi. 1974’ten bu yana Güzelyurt!a bağlı Yayla köyünde yaşamımı sürdürüyorum. Köyde pek çok akrabamız, yakınımız, komşularımız arkadaşlarımız var. Bizler yıllardan beridir köyümüz için bir şeyler yapmaya çalışmanın yanı sıra geçim derdi, çocuklarımızı yetiştirme ve topluma faydalı bireyler haline getirmenin de mücadelesini verdik. Küçük bir köyüz. Ben halen Dernek’in Asbaşkan’ı olarak görev yapıyorum. Derneğimiz, kurucu yönetim kurulu olarak çalışıyor. Sesimizi duyurabilmişsek ne mutlu bize... Ayrıca bizim sesimiz olma, Kıbrıs’ın kuzeyinden derneğimizin ve amaçlarımızın duyurulmasına yardımcı olma konusunda değer verdiğiniz için teşekkür ederiz.
Ç.D.: Derneğinizin adı nedir Mahmut Bey?
M.H.: Yayla Sağlık Ve Araştırma Geliştirme Derneği. 2017 yılında kuruldu. Bundan sonra da, köyümüzde sağlık sorunu yaratabilecek her türlü etkinlikle mücadele etmek; köyümüzün başına dert açan her türlü etkinliği ortadan kaldırmak ve insan gibi yaşam sürmek için çalışmaya kararlıyız.
Ç.D.: Derneğinizin kuruluş sürecinden bize biraz bahsedebilir misiniz?
M.H.: Uzun zamandır Yayla köyünde zamansız ölümler arasındaki kanser vakaları oranındaki artış bizi çok rahatsız ediyordu. Etrafta sağlığı olumsuz etkileyecek çok fazla etken vardı. Odun kömürü yapan ocaklardan, yani gaminilerden çektiğimiz yetmezmiş gibi, baz istasyonları da kaygılarımızın artmasına neden oluyordu. Bu artış köylüde azımsanamayacak kadar önemli bir nüfus oranının taşıdığı kaygının daha da körüklenmesine neden oldu. Köylünün duyduğu kaygıdan dolayı yola çıktık. Bu derneği genel bir isteklilik ve çalışma amacıyla kurduk. Başlangıçta her şey sadece gözle gördüğümüz yaşadığımız acılar kadar geliyordu. İstatistiki bilgileri topladığımız zaman olayın gerçekten endişe duyulacak boyutta olduğunu gördük. Neredeyse her evde en az birer kişi bu dertten mustaripti. Ve bir kısmını kaybetmiştik. Bir kısmı da son günlerini sayıyor adeta. Bütün köylü korku içindedir. İstatistik bilgileri toparladıktan sonra, yasal yollardan neler yapabileceğimizi ve bizi endişeye sürükleyen şüphede bırakan etkenlerden nasıl kurtulacağımızı da araştırmaya devam ediyoruz. Bizim amacımız kimseyle çatışmak değil. Esas amacımız yaşıyor olduğumuz sorunu herkesin duyması, köyümüzün ve köylümüzün sorunlarını özellikle de canımıza mal olan problemleri kamuoyuna yansıtıp çare bulunması için bir çaba göstermekti. Bu derneği kurmadan önce de yetkililerle çok konuştuk. Bize çok sözler verildi. Ama artık söylenenler lafta kalsın istemiyoruz. Bu yola başvurduk ve dernek kurduk. Çünkü daha güçlü birlikte hareket etmenin bizim için daha iyi olacağına karar vermiştik.
Ç.D.: Köy halkı bu derneğin kurulmasına nasıl bakıyor?
M.H.: Köy halkı genel olarak bu derneğin kurulmasını destekliyor. Son on yılda toplam 50 ölümün 36 sının kanser nedeniyle olması, hakikaten köyde bir endişe durumu ortaya çıkarıyor. Bu oran %72 gibi büyük bir orandır. Düşünün, ölümlerin %72’si kanserden olan bir köy… 1997 yılından 2017 yılına kadar geçen 21 yılda, toplam 104 kişi öldü. 42 kişi eceliyle ya da başka nedenlerle ölürken 62 kişi kanserden hayatını kaybetti. Bu durum gösteriyor ki yüzdelik son 21 yıla kıyasla son 10 yılda daha da arttı. Böyle bir ortamda, köylü nasıl ilgisiz kalabilsin? Onlar da canlarından olmamak ve yakınlarını bu sebeple kaybetmemek için bir çare arıyorlar. Bölgemizin özellikle de köyümüzün en büyük sorunu başta odun kömürü üreten ocaklarda. Gaminiler. Ardından baz istasyonları. Yine hiç de küçümseyemeyeceğimiz bilinçsizce kullanılan tarım ilaçları. Biz kimseyi suçlamıyoruz. Uzlaşmak istiyoruz. Anlaşarak ve yardımlaşarak bu sorunlara son vermek istiyoruz. Çünkü eğer sorunlara son verilmezse, yakında on yılda neredeyse %10 artış gösteren kanser vakaları daha da artarak daha çok insanın canını alabilir. Bütün bu sorunlar tartışıldığı zaman köyde çoğunluk bir dernek kurulmasına takdir etti. Bu dernek kurulmadan önce derneğin kurulmasına onaylayan 600 imza toplandı.
Ç.D.: Köyünüzde başka dernek var mı?
M.H.: Yok
Ç.D.: Bize yayla köyünden biraz bahseder misiniz?
M.H.: Köyümüz, Güzelyurt’un kuzey batısında küçük bir köydür. Başta geçim kaynağı olarak narenciye ve devamında da sebze meyve yetiştiriciliği yapılır. Büyük oranda, yaklaşık %80 oranında, narenciye köyün tarım alanındaki ekonomik çalışmalarının önemli bir bölümünü kapsıyor. Kuru tarımda yapılarak arpa ekiliyor. 8800 nüfuslu köyümüz narenciyesiyle ünlü. Yayla köyü için genç ya da yaşlı nüfusa sahip bir köydür diyemeyiz. Genç ve yaşlı olanları hemen hemen eşit bir köydür köyümüzde yetişen gençler genellikle köye yerleştiklerinden gel son 10-15 yıl içinde giderek yenileniyor ne duyuyor. Bu nedenle genç neslin buraya yerleşmesi ve ilçeye bu kadar yakın bir köyden ayrılmamaları için de sağlıklı bir çevre oluşturmak biraz daha önem kazanıyor.
Ç.D.: Köyünüz de eğitime verilen değeri nasıl değerlendirirsiniz?
M.H.: Yaylalılar eğitime çok saygı duyan köylülerdir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin iyi eğitimli olmaları için varımızı yoğu olmasa verebiliriz. Zaten gençlerin çoğu üniversite mezunu... Neredeyse %90’lara varan lise üstü eğitim oranından bahsedebiliriz. Yaylalılar eğitime çok saygı duyan köylülerdir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin iyi eğitimli olmaları için varımızı yoğumuzu verebiliriz. Zaten gençlerin çoğu üniversite mezunu… Neredeyse %90’lara varan lise üstü eğitim oranından bahsedebiliriz.
Ç.D.: Köydeki kanser vakalarının sayıca fazlalığı ilk kez ne zaman dikkatinizi çekmeye başladı?
M.H.: Dediğim gibi neredeyse her evde bir en az bir kanser vakası var. Ben neredeyse her ailede 1-2 kişi kanserden hayatını kaybetmiş durumda. Giderek arttığı da dikkat çekici… Çünkü önceden her ailede bir kişi varsa şimdilerde bu sayı iki veya daha yukarıya çıkabiliyor. Bunun bir nedeni olduğunu biliyoruz. Eğer bir neden varsa önlemini de alınabileceğini biliyoruz. Özellikle son on yıldır köylünün kendi arasında sıklıkla konuştuğu, üzüldüğü ve merak ettiği bir süreçti. 2008’nin başından 30 Mayıs 2017 tarihine kadar, merak edip istatistiklere baktığımızda gördüğümüz sonuç bizi çok üzmüştü. Az önce de söylediğim gibi toplam 50 ölümün içerisinde kanser nedeniyle yaşamını kaydet kaybetmiş olan 36 kişi tespit ettik. Bu ürkütücü sayının yüzdelik oranına baktığımız zaman, ölümlerin sadece %28’nin kanser nedeniyle olmadığını fark etmek köyde üzüntüyle birlikte birden panik havası yaratılmasına neden oldu. O günden beridir köyümüze pek çok yetkiliye davet ettik, siyasilerle temas kurduk, doktorlarla çalıştık, peki ayın bu sorunundan herkesi haberdar etmeye çaba gösterdik.
Ç.D.: Kanser vakalarının özellikle daha yoğun olduğu bir mahalle var mıdır köyünüzde? Ya da böyle bir ayrım fark ettiniz mi?
M.H.: Evet fark ettik. Zaten bu endişenin biraz daha artmasına yol açan bir sebep oluşturdu. Bölgede her iki cep telefonu şebekesinin de baz istasyonları var ve özellikle baz istasyonlarının bulunduğu mahallede ölümlerin ve kanser vakalarının, yani kansere dayalı ölümlerin ve hastalanmaların daha yoğun olduğunu gördük.
Ç.D.: köylüm bu sorunlarıyla pek çok yetkili ile görüştüğümüzde ve onların dikkatini çekebilmek için, köyün bilinçlenmesi için de gerekli çalışmaların yapılması yönünde etkinliklerinizin varlığını biliyoruz. Zaten yaptığınız ziyaretler ve bunun gibi çabalarınızı medyadan takip ettiğimiz gibi, siz de az önceki konuşmalarınızda ifade ettiniz. Sizce köyümüzün sorunlarıyla en çok kim ya da hangi makam ilgilendi?
M.H.: Derneğinizin kurulması aşamasında Güzelyurt bölgesi ve çevresinden seçilmiş tüm milletvekilleri, Güzelyurt belediye başkanı ve kabinede bulunan bölge bakanımız imza koyarak derneğimizin kurulmasına destek beyan ettiler. Güzelyurt’tan bazı derneklerle de görüşerek onların da desteklerini almaya çalıştık destek almak için çaba göstermeye de devam ediyoruz. Ayrıca unutmadan söylemeliyim ki, Mevlevi ve Aydınköy muhtarları ile Güzelyurt muhtarlarından Cahit Çulluoğlu da açık desteklerini bizlere bildirdiler.
Ç.D.: Derneğiniz vasıtasıyla nasıl bir hedefe ulaşmak istiyorsunuz?
M.H.: Gaminiler kapatılsın istiyorduk. Bakanlar Kurulu kararının resmî gazetede yayınlanması ile bu isteğiniz gerçekleşti. Bunların sadece kapatılması, bizim için yeterli değildi. Yıkılması da yeniden kurulmaması için caydırıcı bir etki yaratacağı için bunun da takibini dernek olarak özellikle yapmaya kararlıyız. Bir de baz istasyonlarının köyün dışına çıkarılması için çalışmaya kararlıyız. Sağlıklı olanın insan yaşamının sürdürüldüğü çevrelere hangi uzaklıkta durmasını gerektiriyorsa uzaklıkta durması esas isteğimizdir.
Ç.D.: Bunun için kimlerden yardım istemeyi planlıyorsunuz?
M.H.: Bu öyle bir konudur ki aslında herkesin yani bütün yetkililerin sorumluluk alanlarını içine toplayan oldukça geniş kapsamlı bir konu olarak görülüyor. Başbakandan tutunuz, Başbakan Yardımcısı’na Ulaştırma Bakanlığı’ndan Sağlık Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’ndan Çevre Bakanlığı’na kadar herkesle görüştük. Devamında 11 Eylül’de gaminilerin yıkım kararı ve kapatma kararı alındı. Baz istasyonlarının bir aylığına kapatılması ve köyün dışına çıkarılması için gerekli çalışmaların yapılması için girişimlerimiz var. Gaminilerin kapatılması ile ilgili karar 4 Ekim günü resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Ç.D.: Sizce yaptığınız bu çalışmalar amacına ulaşırsa köylü bu durumdan nasıl etkilenecek?
M.H.: Köyümüz bu çalışmalar sonucunda eğer istekleri gerçekleşirse, birlik ve beraberliğin gücünü görecek. Bu sayede en azından artık aklımızda bunlar yüzünden kanser oluyoruz sorusu kalmayacak. Biz evlerimizde, gerekli önlemleri almaya çalışıyoruz. Sağlık kontrollerimizi yaptırmaya çalışıyoruz. Fakat köyümüzde görülen kanser vakalarının yoğunluğundan dolayı bir sağlık taramasından yapılması da ve bunun sağlık Bakanlığı’nın üstlenmesi de çok önemli. Eğer Sağlık Bakanlığı gereken ilgiyi gösterebilirse içimiz biraz daha rahatlayacak.
Ç.D.: Köyün başka sorunları var mı?
M.H.: Dediğim gibi köylülerimiz, geçimlerin narenciyeden sağlıyorlar. Kurak geçen yılların ardından tuzlanan sular nedeniyle bahçeler verimliliklerini kaybetti. Hatta bir çok bahçe de kurudu. Gaminiler sorunumuz, Bakanlar Kurulu tarafından çözülmüş gibi görünür şimdilik. Baz istasyonları konusunu da çözdükten sonra, Kanser ile mücadele etmenin yöntemlerini öğrenmeye ve uygulamaya devam ederken, bir yanda da diğer sorunlara da çare bulmak için çalışmaya devam edeceğiz.
Ç.D.: Yayla köyü sakinlerinin siyasetçilere bakışı nasıldır?
M.H.: Doğrusunu isterseniz, bu kişiden kişiye değişen bir durumdur. Ama genel bir güvensizlik olduğu da söylenebilir.
Ç.D.: Köyünüzün bir simgesi var mı? Köyünüzü anımsattığını düşündüğünüz bir ürün ya da etkinlik?
M.H.: Narenciyesi vardır. El sanatlarından da köfün ve köfüncülük (köhüncülük), sepeti ve sepetçilik, kalbur ve kalburculuk köyümüzde yaşayan ve aktif olarak ekonomik gelir kaynağı olan el sanatlarımızdandır.
Ç.D.: Sizce köyünüze yeterli ilgi gösterilmiş olsaydı, bugün Yayla nasıl olurdu?
M.H.: Gereken ilgi gösterilseydi, Yayla köyü ve Güzelyurt ilçe merkezi halkı çok yakınımızda bulunan sahili plaj olarak kullanabilirdi. Turizm açısından da desteklenebilirdik. Bu sayede köylü kurumaya yüz tutan su kaynakları nedeniyle sürdürdüğü ekonomik faaliyetlerine son vermek zorunda kalmaz, ekonomik olarak devletten iş aramak zorunda kalmazlardı. Ayrıca köyümüz daha çok uğrak yeri olur, kültürel olarak da farklı bir anlayışa ulaşabilirdi.
Ç.D.: Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son olarak Yeni Bakış gazetesi okurlaırına ne söylemek istersiniz?
M.H.: Asıl biz teşekkür ederiz. Sesimiz oldunuz. Bize kendimizi daha geniş bir alanda ifade etme şansı yarattınız. Tüm okurlarınıza sağlıklı, mutlu ve başarılı yarınlar dilerim.