‘Vatandaş da sokağa inmeli’
KTÖS Genel Sekreteri Elcil: Ne muhaceret yasasına ne de vatandaşlık yasasına dokunuldu. Ülkeye giren nüfus kontrol edilemiyor. Türk Lirası kullanılmasından dolayı maaş ve ücretlerde yüzde 63 döviz bazında gerileme oldu. Mevduat faizleri artıyor, alınan kredilerin faizleri de arttığından vatandaşın bankalara olan borcu bitmiyor. Sorun küçük para meselesi değil, ortada siyasi bir sorun vardır. Eyleme gitme konusunda kararlıyız. Ancak sendikalar bunu ortaya koymaktan kaçınıyor
TÜRK-SEN Başkanı Bıçaklı: Hükümet edenlerin yaptıkları icraatlardan şikayetçi olması durumunda sadece sendikacıların değil, halkın büyük bir kısmının sokağa çıkması ve tepkisini ortaya koyması gerekir. Hayat pahalılığı, zamlar, enflasyon gibi konularda bir hafta içinde sendikal platform olarak üç kez eylem yaptık. Halktan yeterli katılımı göremedik. Demek ki halk henüz bardağın taşma noktasına gelmedi
TEL-SEN Başkanı Soysan: Sendikalar geçmişte büyük eylem ve grev gerçekleştirdiler. Burada sorgulanması gereken toplumun bunun neresinde olduğudur. Bir eylem olacaksa neden sendikaların öncülüğünde olması gerekir? Halk bunun neresinde olmalıdır? Elbette lokomotif görev gören sendikalarımız vardır. Ancak bir tepki olacaksa kitlelerle birlikte olmalıdır
Deniz ABİDİN
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), hükümetin beklenilen icraatları gösteremediği gerekçesi ve ülkenin içinde bulunduğu siyasi duruma tepki göstermek amacıyla önümüzdeki hafta eylem kararı aldı. Yeni Bakış’a konuşan KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, eylemin kitlesel boyutta gerçekleşmesi için çalışmakta olduklarını, ancak diğer sendika ve sivil toplum örgütlerinin buna yanaşmadıklarını belirterek, “birileri yola çıkar ve yürür, gelen gelir. KTÖS ilk kez yalnız eylem yapmıyor. Çok kez yalnız eylem yaptık. Herkes aynı şeyleri söylüyor ama sokağa çıkmaktan çekiniyor. Böyle sendikacılık olmaz. Bütün sendikalar sokağa çıkacak ki halk da çıksın. Mazeret üretmeyin” diye konuştu.
KTÖS Genel Sekreteri Elcil: Ne muhaceret yasasına ne de vatandaşlık yasasına dokunuldu
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil, ülkeye giren nüfusla ilgili hükümetin somut bir önlem almadığını belirterek, “ne muhaceret yasasına ne de vatandaşlık yasasına dokunuldu” dedi. Elcil, ülkeye giren nüfusun kontrol edilemediğini, yapılan yasa tasarısının kontrol etmekten çok uzak olduğunu kaydetti. Elcil, nüfusun bilinmediği bir ülkede yaşandığına dikkat çekerek, eğitim, sağlık ve diğer sosyal giderlerin kontrol edilmesini mümkün olmadığını belirtti. Elcil, bir diğer konunun Türk Lirası kullanılması olduğunu dile getirerek, maaş ve ücretlerde yüzde 63 oranında döviz bazında gerileme olduğunu belirtti. Elcil, üç yıl önce bir öğretmenin 5 bin 500 lira maaş alırken, bunun 2 bin 300 Euro’ya denk geldiğini, şu anda 8 bin lira alan öğretmenin maaşının bin 300 Euro’ya düştüğünü söyledi. Öğretmenin cebinden bin Euro çalındığını söyleyen Elcil, bu gibi sorunları çözmenin yolunun Türk Lirası kullanılmasından vazgeçmekle mümkün olduğunu belirtti. Şener Elcil, maaş ve ücretlerin dövize endekslenebileceği gibi hayat pahalılığı ödeneğinin her ay maaşlara yansıtılabileceğini kaydetti. Elcil, hükümetin bunların hiçbirini yapmadığını belirterek, bir diğer önemli konunun da faiz konusu olduğunu söyledi.
“Kolorduyu ödemek bizim sorumluluğumuz değil”
Elcil, buradan Türkiye’ye mevduat kaçırıldığını belirterek, bunu önlemek için buradaki bankaların mevduat faizlerini artırdığını kaydetti. Şener Elcil, mevduat faizleri arttığı zaman da alınan kredilerin faizlerinin arttığını söyledi. Elcil, bu nedenle vatandaşın bankalara olan borçlarının bir türlü bitmediğine vurgu yaparak, hükümetin merkez bankası kaynaklarını devreye koyması gerektiğini belirtti. Elcil, hükümetin bu konularla ilgili olarak atması gereken adımları atmadığını ifade ederek, yerel kaynaklarla ödemeleri yapmasının başarı sayıldığını söyledi. Ancak bunun yanında 280 milyon liranın Kolordu Komutanlığının giderleri için harcandığına dikkat çeken Elcil, “bu bizim sorumluluğumuz değil” dedi.
“Besleme değiliz, besleyeniz bile diyemiyorlar”
Elcil, hükümetin çalışanın hayat pahalılığı ödeneğinden ek mesaisinden kesmekte olduğunu söyleyerek, bunun çıkıp kamuoyu ile paylaşılmadığını kaydetti. Elcil, “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan 2011 yılında bizlere besleme demişti. Şimdi biz besleme değiliz, besleyeniz bile diyemiyorlar” diye konuştu. Şener Elcil, bu konuların üstüne gidilmesi gerektiğini belirterek, “hükümet neden vardır? halkın çıkarlarını korumak için değil mi? Yoksa Türkiye’nin çıkarlarını korumak için mi vardır? O nedenle biz tepkiliyiz. Bu nedenle de önümüzdeki hafta eylem yapma konusunda kararlıyız” dedi.
“Sorun para meselesi değil, ortada siyasi bir sorun var”
Şener Elcil, bu konuda sendikalara çağrıda bulunduğunu, ancak kimsenin eylem yapma gibi bir düşüncesinin olmadığını ifade ederek, “bazıları sadece bildiri yayınlayarak bu ülkede sendikacılık yaptığını zannediyor. Sorun buradadır. Halk hazır değil, halk eyleme katılmıyor gibi söylemler mazerettir. Sorumluluktan kaçmaktır. Biz ne zaman istemişsek halk bizim yanımıza gelmiştir. Ancak doğru hedef koymazsanız inandırıcı olmazsınız. Sadece memurun maaşı, işçinin maaşı demek ve bununla yola çıkarsanız başarı elde edemezsiniz. Burada eylemi gerektirecek siyasi bir sorun vardır. Bu sorun da bu ülkenin bağımsızlığıyla ilgilidir. Siyasi iradenin ortaya konmasıyla ilgilidir. Bu mesele küçük para meseleleri değildir. Bunun ortaya konulmasından kaçınıyorlar.”
“Eylem kitlesel boyuta dönüşmeli”
Elcil, eylemle başlayıp greve kadar gidecek bir süreçten bahsetmekte olduğunu ifade ederek, “faizler artıyor hükümet seyrediyor. Yılbaşından sonra daha korkunç bir tabloyla karşı karşıya kalacağız. Elektriğe yüzde 35 zam gelecek. Kolorduyu ödemek yerine elektrik sübvanse edilebilirdi” dedi.
Şener Elcil, eylemin kitlesel bir boyuta dönüşmesi gerektiğini ifade ederek, “birileri yola çıkar ve yürür, gelen gelir. KTÖS ilk kez yalnız eylem yapmıyor. Çok kez yalnız eylem yaptık. Herkes aynı şeyleri söylüyor ama sokağa çıkmakta çekiniyorlar. Böyle sendikacılık olmaz. Bütün sendikalar sokağa çıkacak ki halk da çıksın” diye konuştu.
TÜRK-SEN Başkanı Bıçaklı: Bizlerle sokakta olanlar şimdi hükümettedir
Yeni Bakış’a konuşan TÜRK-SEN Başkanı Arslan Bıçaklı ise, 4’lü koalisyonun bir yılını hemen hemen doldurduğunu belirterek, işçi sınıfı olarak özellikle halkın hükümetten büyük beklenti içinde olduğunu kaydetti. Bıçaklı, geçmiş yıllarda özellikle emek sınıfının neredeyse üçüncü sınıf muamelesi gördüğünü söyleyerek, özellikle özel sektörde sendikasız olarak çalışanların açlığa mahkum edildiğini belirtti.
Bıçaklı, hükümette bulunan siyasi partilerin bir kısmının geçmişte sivil toplumla sokakta olduğuna dikkat çekerek, bu kişilerin hükümete geldiğini, bu nedenle birlikte şikayetçi olduğumuz konular üzerinde düzeltme yapmalarının beklendiğini kaydetti.
Bıçaklı, özel sektörde sendikalaşma konusunun bunun başında geldiğini belirterek, asgari ücretin dört kişilik bir ailenin geçimini sağlayamadığını söyledi.
Arslan Bıçaklı, çalışma hayatıyla ilgili yasalarda düzeltmeler yapılması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti, “vergi vermeyen sermayenin devletin gelirini artırmak için vergi vermesini beklerdik.
Beklerdik ki hükümette bulunan siyasi partilerin bu ülkeyi bu noktaya getiren, KTHY gibi kurumlarımızı batırıp suistimal edenlerden hesap sorsun. Ülkenin kurumlarına sahip çıkılmasını bekliyoruz. Biz kurumlarımızın özelleştirilmesini değil, özerkleştirilmesi için yasalar çıkartılmasını isteriz. Bu ülkede göç yasası dediğimiz yasayla kamuya son zamanlarda giren çocuklarımız dahi açlık sınırının altında kalmıştır. Göç yasasına karşı birlikte eylem yaptığımız insanlar bugün hükümettedir.”
“Hükümet beklentilerin gerisinde kaldı”
Bıçaklı, yasaların düzeltilmesinin beklenmekte olduğunu ifade ederek, ufak tefek hamleler dışında hükümetin bir icraatının olmadığını kaydetti. Hükümetin beklentilerin çok gerisinde olduğunu belirten Bıçaklı, sıkıntılar karşısında hükümet edenlerin mazeret üretemeyeceğini söyledi.
Bıçaklı, hükümet edenlerin sorunlara çare üretmek için orada olduklarını belirterek, “bu ülkenin milletvekili çıkar ve Meclis kürsüsünden milletvekili maaşı bize yetmez diyorsa, 2 bin 200 lira asgari ücret alan insanlar ne desin?” diye sordu. Arslan Bıçaklı, “Muhalefette olan da aynı şekilde benim sorumluluğumda değil diyemez” diyerek, “bu ülke insanının refah içinde yaşamasından 50 milletvekili de sorumludur. Öneriler bularak bu sıkıntılara çare bulacaklar. Eğer ki 17 bin lira maaş alan bir vekil bu ülkede geçinemiyorsa asgari ücretle maaş alanlar nasıl yaşar diye çıksınlar ve anlatsınlar” dedi.
“Halk henüz bardağın taşma noktasına gelmedi”
Bıçaklı, bir ülkede hangi dönemde olursa olsun halkın hükümet edenlerin yaptıkları icraatlardan şikayetçi olması durumunda sadece sendikacıların değil halkın büyük bir kısmının sokağa çıkması ve tepkisini ortaya koyması gerektiğini belirtti. Bıçaklı, hayat pahalılığı, zamlar, enflasyon gibi konularda bir hafta içinde sendikal platform olarak üç kez eylem yaptıklarını anımsatarak, halktan yeterli katılımı görmediklerini söyledi. Bıçaklı, “Demek ki halk henüz o noktaya gelmedi” diyerek, sendikalar olarak iki günde bir eylem yapıyorsunuz denilerek sürekli eleştiri aldıklarını kaydetti. Bıçaklı, halkın henüz bardağın taşma noktasına gelmediğini gözlemlediğini söyledi.
TEL-SEN Başkanı Soysan:Ülke çarpık bir düzen içinde
TEL-SEN Başkanı Tamay Soysan da, hükümetin karnesinin kırık olduğunu belirterek, ekonomik anlamda atılması gereken adımların doğru zamanda yerine getirilmediğini kaydetti. Soysan, ülkenin uzun yıllardan beridir devam eden çarpık bir düzen içinde olduğunu ifade ederek, gerek sendikal haklar gerekse insan hakları, hukukun üstünlüğü ve emeğin acımasızca sömürülmesi karşısında gelen hükümetin gideni arattığını, çok da bir şey ortaya koyamadığını kaydetti. Soysan, hükümetin çalışma bakanlığı anlamında attığı bazı adımların olduğunu belirterek, Çalışma Bakanlığının hakkını vermek gerektiğini söyledi.
“Halk sorgulayıp yargılamalı”
Soysan, Meclis’te de onaylanan hayat pahalılığı oranının durdurulması da değerlendirildiğinde hükümetin özellikle sosyal demokrat olan ve emek en yüce değerdir diyen kanadının maalesef çalışanın hakkıyla ilgili böyle bir karar aldığına işaret etti. Soysan, konunun yargıya taşınmasıyla buradaki mücadelenin devam edeceğini söyledi. Tamay Soysan, büyük bir eylem planlanması durumunda ne kadar bir halk kitlesinin katılıp katılmayacağı konusunda bir saptama yapılamayacağını, ancak halkın mutlaka sorgulayıp yargılaması gerektiğini belirtti. Soysan, bireysel düşüncelerin artık bir kenara bırakılarak önemli olan toplumsal çıkarların değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Soysan, sendikaların geçmişte büyük eylem ve grevler gerçekleştirdiklerini belirterek, “burada sorgulanması gerekenin toplumun bunun neresinde olduğudur. Neden sendikaların öncülüğünde olması gerekir? Halk bunun neresinde olmalıdır? Elbette lokomotif görev gören sendikalarımız vardır. Ancak bir tepki olacaksa kitlelerle birlikte olmalıdır” diye konuştu.