“Ülke mutlu ve mutsuzlar diye ikiye bölündü”
Ülkenin içerisinde bulunduğu kriz ortamında serbest piyasa modelinin oldukça zararlı sonuçlara yol açtığından bahseden Kırdağ, serbest piyasa modelinin Kıbrıs Türkü için uygun olmadığını ifade etti. Denetleme getirilmeyen bu modelin toplumu ikiye böldüğünü söyledi
Ekonomik kalkınmanın uluslararası hukuk kapsamında var olan bir yapıyla gerçekleşeceğine işaret eden Kırdağ, hem Güney hem de Kuzey halklarının iki lidere Kıbrıs sorununun çözümü için baskı uygulayarak, ses yükseltmesi gerektiğini ifade etti
Süreyya ÖZDEMİR
Siyaset dünyasının sempatik yüzü Arif Salih Kırdağ, ülke ekonomisinin geldiği durumu ve çözüm önerilerini Yeni Bakış’a değerlendirdi. Kırdağ, dünyada olduğu gibi Türkiye ve KKTC’de de yaşanan ticaret savaşlarında fillerin tepiştiğini ancak zararı görenin her zaman halk olduğunu söyledi.
“Serbest piyasa modeli büyük tehlike”
Ülkenin içerisinde bulunduğu kriz ortamında serbest piyasa modelinin oldukça zararlı sonuçlara yol açtığından bahseden Kırdağ, serbest piyasa modelinin Kıbrıs Türkü için uygun olmadığını ifade etti. Kırdağ, bu durumun KKTC gibi görünürde söz sahibi olan bir millet için, halkı zor durumda bırakmaktan başka bir anlam ifade edemeyeceğini vurguladı.
“Gelişmiş ülkeler için uygun”
“Serbest piyasa modelinin bize uygun olmadığını düşünüyorum. Bu durumun yıllardır, Kıbrıs Türk’ü için uygun olmadığını vurguluyorum. Serbest piyasa modelinin uygunluğu sadece Amerika, İngiltere, Almanya, İsviçre gibi gelişmiş ülkeler için uygundur. Çünkü bu gibi devletler, ekonomi durumlarını kontrol edebilme alanında gelişmiştir.”
“Toplum mutlu ve mutsuzlar olarak ikiye ayrıldı”
“Bizim gibi devlet olmaya heves eden toplumun, bir anda serbest piyasa modeline geçilmesi halkı zor durumda bırakmaktan öteye gidemez. Bu durum ancak zengin kesim insanlarının sermaye akımı olarak kullanılabilecekleri bir durumdur. Eğer bu yolda devam edilirse, bununla birlikte toplum içinde dengelenme sağlanamayacak. Bu da mutlular ve mutsuzlar olarak toplumu ikiye ayıracaktır.”
“Çözüm için liderlere baskı yapılmalı”
Ekonomik kalkınmanın uluslararası hukuk kapsamında var olan bir yapıyla gerçekleşeceğine işaret eden Kırdağ, hem Güney hem de Kuzey halklarının iki lidere Kıbrıs sorununun çözümü için baskı uygulayarak, ses yükseltmesi gerektiğini söyledi. Kırdağ, “Liderlerin oturup bir kurul toplantısı yapması gerekiyor. İki kesimin halkının teşvik baskısı ile çalışmalarına devam ederek, çözüm yolunda ilerleme kaydetmeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.
“Öteden beri sürüp gelen bir para kaybımız var”
Kırdağ, “Ülkemiz için kullanılan ‘Ya batacağız ya da çıkacağız’ ifadesi, memleketimiz için abartılı bir söylemdir. 1974’ten bu yana, yani 15 yıldır Kıbrıs Türkü’nün eline ekonomik ve sosyal travmalardan başka bir şey geçmedi. Üstümüze kalan Rum milletinin malını ödedik, elimizdekini de tükettik. Bunu yalnız da yapmadık. Kuzey tarafında bırakılan malların yükünü anavatan ile birlikte ödedik. Bununla birlikte Türkiye ve Kıbrıs’ta TL üzerinden para kaybı yaşadı. Bu denli pahalılıkla birlikte, sürekli olarak zarara gidiyoruz. Bu durum ne dar gelirliye ne de orta gelirliye yarıyor. Bu süreç sadece maddi imkânı yerinde olan zengin kesime yarıyor. Bununla birlikte zenginler, süper zengin yapılıyor” şeklinde konuştu.
“Her alana denetim getirilmesi için geç kalındı”
Ülkenin şu anda içinde bulunduğu durumun en temel sorumlusunun gelmiş geçmiş hükümetler olduğuna vurgu yapan Kırdağ, tüm alanlardaki en büyük yanlışın denetim eksikliği olduğunu dile getirdi. Hem sosyal hem ekonomik batışın temelinde denetimsizlik olduğunu ifade eden Kırdağ, “Bu devleti, ekonomi içinde oyun kurucu olarak görüyorum. Şu anda bir takım denetleme memuru alındı. Neden daha evvel alınmadı? Devletin daha önce denetleme memuru almak için herhangi hakkı yok muydu? Hayır, vardı fakat durumun ciddiyetini şu an kavradılar. Denetleme getirmek kontrol altında tutabilmek için çok geç kalınmış bir sistem oldu içinde bulunduğumuz sistem. Denetim ve teftişi daha kuvvetli bir şekle koymak için piyasayı kontrol altında tutabilmek için denetim ayağının sağlam oluşturulması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
“Üretime ağırlık vermeliyiz”
Kırdağ şöyle konuştu: “Bir an evvel kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi oluşturulmalıdır. Bunun en birinci kuralı da üretimdir. Şu anda durma noktasına gelen üretimin ayağa kaldırılması gerekmektedir.
Peşkeş piyasa düzeninden ve serbest piyasa düzeninden vazgeçilmelidir. Halkı korumak için önlemi, bu sayede almalıdırlar. Ben bugüne kadar fabrikalar kuralım, kendi üretimimize geçelim diye bağırırken şu an başkasına el açar duruma geldik. Çeşitli ürün fabrikalarıyla bizler artık ihtiyaçlarımızı gidermeliyiz. Üretimimiz olmadığı için tamamen dövize ve dışarıya bağımlıyız. Şimdi üretim yapabilecek fabrikalarımız olsaydı böyle olmazdı.”