Türklerin yarısı sağlık için yapay zekâya danışıyor
Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, yapay zekânın en çok belirtilerin yorumlanması, uyku, stres, beslenme ve hayat tarzı gibi konularda tavsiye almak için kullanıldığını gösterdi.
Türkiye’de yapılan yeni bir araştırma, Türk insanının sağlığı ile ilgili konularda karar verirken büyük ölçüde yapay zekâya danıştığını ortaya koydu. 2008 kişi üzerinde yapılan “Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması”nın sonuçlarına göre, araştırmaya katılanların yüzde 49’u sağlığı ile ilgili ihtiyaçları konusunda yapay zekâ ile sohbet ediyor. Araştırma Türklerin yapay zekâyı, yüzde 68 oranında hastalık ve belirti yorumlatma, yüzde 50 oranında uyku, stres, beslenme gibi hayat tarzı önerisi almak, yüzde 49 oranında tedavi tavsiyesi istemek, yüzde 41 oranında ürün karşılaştırması yapmak ve yüzde 29 oranında da dozaj ve etiket değerlendirme maksadıyla kullandığını gösterdi.BAKIYORUZ AMA TAM DA GÜVENMİYORUZ
Tüketici sağlığı firması Haleon’un, Ipsos Türkiye iş birliği ile Prof. Dr. Barkın Berk danışmanlığında yürüttüğü “Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması”nın ortaya koyduğu ilginç verilerden biri de sağlığımızla ilgili attığımız her adımı neredeyse yapay zekâya danıştığımız ancak ona pek de güvenmediğimiz yönünde.
Çünkü araştırmaya katılanlar hâlâ sağlık personelini, yapay zekâ ve internete karşı “güven ve onay filtresi” olarak kullanıyor. Araştırmaya katılanlar arasında sağlıkla ilgili konularda en çok güvenilen bilgi kaynakları doktorlar (%84) ve eczacılar (%79) olurken; sosyal medya (%12) ve fenomenler (%9) en az güvenilen mecralar olarak öne çıkıyor. İnternette sağlık bilgisi arayan tüketicilerin yüzde 57’si, ulaştığı kafa karıştırıcı bilgiyi teyit etmek için doğrudan eczacısına başvuruyor.
ACİL SERVİSLER “HIZLI ÇÖZÜM NOKTASI” OLARAK GÖRÜLÜYOR
Öz bakım farkındalığındaki eksiklik, kamusal sağlık altyapısı üzerinde de doğrudan bir baskı oluşturuyor. Toplumun yüzde 50’si şiddet seviyesi ne olursa olsun, her sağlık sorununda doğrudan acil servise başvurabileceğini belirtiyor. Semptomları birinci basamak sağlık hizmetleri veya doğru öz bakım adımlarıyla yönetmek yerine acil servislerin bir “hızlı çözüm noktası” olarak görülmesi, hastanelerin acil bölümlerinde ciddi bir yoğunluğa yol açıyor. Bu durum, acil servislerin öncelikli amacının dışına çıkmasına neden olurken, sağlık sistemi üzerindeki yükü artıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.