“MÜLKİYET SORUNU MÜZAKERE İLE ÇÖZÜLMEZ”sen
CTP Milletvekili Akansoy, mülkiyet sorununun Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüm ile çözülebileceğini belirterek, müzakerenin sadece bir yol çizeceğini ve çözüme doğru gidişte var olan niyetlerin kontrol edilmesine yol açacağınısöyledi
Akansoy, son günlerde mülkiyetle ilgili davalardakipatlamanın sebepleri olduğunu belirterek, en başta inşaatlarda yaşanan patlamanın geldiğini ifade ederek,Tatar’ın iki ayrı devlet politikasının bunda etkisi olduğunu söyledi. Asım Akansoy, bir diğer önemli etkenin nüfus patlaması olduğunu dile getirerek, kuzeyde fiili bir durum yaratılarak aslında adadaki anormalinin göz ardı edilerek eşit ve adil bir çözümü yaratmak yerine statükonun daha da güçlendirilmeye çalışıldığını kaydetti
Akansoy, bunun aniden yaşanan bir gelişme olmadığını,son 3 yıllık açıklamalara bakıldığında durumun göstere göstere gelen bir durum olduğunu belirtti. Tatar’ın ve Üstel’in açıklamalarının kontrolsüz inşaat sektörünü teşvik ettiğini söyleyen Akansoy, bu sektördeki insanların bu şekilde riske atıldığını belirtti
Akansoy, mülkiyet konusunda, Taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden ilgili malın sahiplerinin bulunmasının doğru hamle olması gerekirken, kırsal bölgelerden, deniz kenarlarından pek çok arazinin peşkeş çekilerek inşaat sektörünün patlamasına yol açıldığını belirtti. Güneyden bakıldığında şimdi hukuk ve ceza davalarının söz konusu olduğunu söyleyen Akansoy, hukuk davalarında tazminat istendiğini, ancak son günlerde ceza davalarında artış olduğunu ve bunun da yasada dolandırıcılık ile tanımlanarak 7 yıla kadar varan hapislik cezasını içerdiğini kaydetti
Akansoy, “Uluslararası hukuk diye bir şey vardır. AİHM vardır, bu kararlar göz önüne alınmadan Kıbrıs’ta bir açılım yapmak mümkün değildir” dedi
Yeni Bakış
CTP Milletvekili Asım Akansoy, Mayıs TV’de yayınlanan Mayıs Manşet programında Meltem Sakin’in sorularını yanıtladı. Akansoy, mülkiyet sorununun müzakere ile çözülür dendiğini, ancak kendisinin buna katılmadığını belirtti. Akansoy, mülkiyet sorununun ancak Kıbrıs’ta bir çözüm ile çözülebileceğini belirterek, müzakerenin sadece bir yol çizeceğini ve çözüme doğru gidişte var olan niyetlerin kontrol edilmesine yol açtığını söyledi. Akansoy mülkiyetle ilgili gerek Annan Planı gerekse diğer süreçlerde çok ciddi mekanizmalar geliştirilerek bireysel mülkiyet hakkının da gözardı edilmeden onun da gözetileceği insan hakları çerçevesinde nasıl yol alacağının geçmişten beri gündem olduğunu belirtti. Akansoy, “Mülkiyet mekanizmasının yaratılması çözümle birlikte karşılıklı olarak mallarla ilgili talepte bulunabileceklerdi” diyerek, iki bölgenin korunması kriteri göz önünde bulundurularak üçte bir oranına göre bir mekanizmanın geliştirildiğini hatırlattı. Akansoy, son günlerde bu konunun patlamasının sebepleri olduğunu inşaatlarda yaşanan patlamanın en başta geldiğini ifade ederek Tatar’ın iki ayrı devlet politikasının bunda etkisi olduğunu söyledi. Asım Akansoy, bir diğer önemli etkenin nüfus patlaması olduğunu dile getirerek, kuzeyde fiili bir durum yaratılarak aslında adadaki anormalinin göz ardı edilerek eşit ve adil bir çözümü yaratmak yerine statükonun daha da güçlendirilmeye çalışıldığını kaydetti. Akansoy, Rum tarafının tüm bunlar karşısında önlem almaya çalıştığını, ancak bunun toplumlar arası sıkıntıyı daha da artırdığını belirterek, “Kıbrıslı Türkleri mülkiyet üzerinden bir şekilde cezalandırma hamleleri çok riskli hamlelerdir” dedi. Akansoy, bunun aniden yaşanan bir gelişme olmadığını son 3 yıllık açıklamalara bakıldığında durumun göstere göstere gelen bir durum olduğunu belirtti. Tatar’ın ve Üstel’in açıklamalarıyla kontrolsüz inşaat sektörünü teşvik ettiğini söyleyen Akansoy, bu sektördeki insanların bu şekilde riske atıldığını kaydetti.
“Çok riskli bir durumla karşı karşıyayız”
Akansoy, mülkiyet konusunda, Taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden ilgili malın sahiplerinin bulunmasının doğru hamle olması gerekirken, kırsal bölgelerden, deniz kenarlarından pek çok arazinin peşkeş çekilerek inşaat sektörünün patlamasına yol açıldığını belirtti. Güneyden bakıldığında şimdi hukuk ve ceza davalarının söz konusu olduğunu söyleyen Akansoy, hukuk davalarında tazminat istendiğini ancak son günlerde ceza davalarında artış olduğunu kaydetti. Akansoy, Kıbrıs Cumhuriyeti ceza yasasının, fasıl 154, 303 A ve 281’nci maddelerinin bu alanda uygulandığını ve 303 A maddesinin 2005 yılında yasaya eklendiğini, “Kuzeydeki herhangi bir Kıbrıslı Rum’a ait taşınmazın satılması, kiraya verilmesi, ipotek edilmesi ya da üçüncü kişilere kullandırılması veya reklamının yapılması dolandırıcılık suçudur ve 7 yıla kadar hapis cezası vardır” demek olduğunu belitti. Bu maddeye bakıldığında bu urumun Kıbrıslı Türklerin tamamını kapsadığını ifade eden Akansoy, çok riskli bir durumla karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Akansoy, normal kullanıcılara yani eşdeğer ve tahsisten bir Rum malının kullanımında olanlara bugüne kadar bir müdahalenin söz konusu olmadığını, ancak sorunun ciddi olduğunu ve yönetilerek çözülmesi gerektiğini belirtti. Durumun müzakere masasında diyalogla çözüşecek bir durum olmadığını belirten Akansoy, “bu sorun masada görüşmeyle çözülmez, çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti 2005 yılında yaptığı yasayla elini güçlendirdi. Elindeki bu hukuk gücünü siyasi bir enstrüman olarak kullanıyor” dedi. Akansoy, Mart ayında beş artı bir toplantıda Tatar’ın bu konuyu gündeme getirdiğini, ancak müzakere masasının kurulması için bu mülkiyet konusunu ön sürmenin sağlıklı bir yaklaşım olmadığını belirterek, “Yerlikaya mülkiyet konusunda neler yapılabilir konusunu görüşmek için Kıbrıs’a geldi. Ancak uluslararası hukuk diye bir şey vardır. AİHM vardır, bu kararlar göz önüne alınmadan Kıbrıs’ta bir açılım yapmak mümkün değildir” dedi.