KÜLLİYE VE ÖTESİ…!!!

Son günlerde gerek Lefkoşa ve civarında yaşayan insanlar, gerekse de güneye geçmek için Kıbrıs’ın muhtelif yerlerinden gelen insanlar, külliye inşaatındaki hummalı çalışmaya tanık olmuştur. Yedi yirmi dört. Hem de durmaksızın. İnsan ister istemez kendine şu soruyu mutlaka sorar. Nedir bu aceleniz? Sanırım bir şeyleri oldu bittiye getirme konusunda Türk vatandaşlarının eline kimse su dökemez. Yapılanma ortaya çıktıkça, yapılan doğa katliamının yanında niyeti de net bir şekilde görebiliyorsunuz. Hem de en açık şekliyle. Zaten son dönemde özellikle ydp başkanı Erhan Arıklı’nın başkanlık sistemine atıfta bulunması bunu destekler mahiyettedir. Unutmayın ki aynı yöntem Hatay’da uygulanmış ve Hatay kısa bir süre sonra ilhak edilmişti. Evet, ilhak kokan bir hummalı çalışma var külliye inşaatında. Ama unutulmaması gereken de bir şey var. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasının ve varlığının garantörü olması. Hatta bu garantörlük antlaşmasında başka bir yapılanmanın veya başka bir devlet kurulmasının da yasaklanmış olmasının anayasa hükümlerinde yer almasıdır. O zaman bu neyi telaşı? Bildiğiniz gibi at pazarlığı başta olmak üzere her türlü takkiye politikalarıyla günü kurtarma çabası içinde olan bir siyasal yapının olduğu yerdir Türkiye Cumhuriyeti. Ve işte bu politikalarla , aynı Hatay’da olduğu gibi kıbrıs’ı da bu şekilde topraklarına katacağını zannediyor. Aslında zannetmiyor. Katamayacağını da çok iyi biliyor. Peki, yerin yaklaşık yüz adet okulun yapılabileceği bu saçma sapan yatırım niye. Hem de toplumunun yüzde altmışı asgari ücretle çalışırken. Fakirlik tavan yaparken. Nerdeyse dünyanın bir çok ülkesine milyarlarca ve milyarlarca dolar borcun varken. Aaa tabi bak unutmuştum. “İTİBARDAN TASARRUF OLMAZ” varsın insanın yumruğu soğana vursun ve ekmekle katık etsin. Yani Nasrettin hocanın hikayesi meselesi dersek sanırım yanlış olmasa. “YA TUTARSA” Bu maya bozuk maya, dutmaz be dutmaz. Külliye dediğimiz şey aslında bu memleketin içinde bulunduğu durumun en açık şeklidir. Yani istila ve işgalin tescillenmesidir. Hem de bu ülkenin insanlarının işbirliğiyle. Adamlar dilediği gibi iş yapar. Dilediği ağacı önünde engel diye kökünden dozerlerle söker. Dilediği zaman trafiği keser. Keserken de senin kurumlarının hiçbiri de işin içinde yok. Bir Allahın gulu da çıkıp “be baylar ama nedir ki yaparsınız” demiyor. Rumcadan gecen bir deyim var. Helindi bronzo... Bronzolar tatile çıktı... yok yok komşusunun malını satmakla meşkul... ve bilimum işlerle oğraşır... Bak kıbrıslı Ayşe tatile çıktı ve ülke sahibi oldu... hemde senin ülkenin sahibi... sen 400 yıllık komşunun malını satmakla uğraşmaya dur. Çok yakında sen de bu gabilenin bir üyesi olacan. Hem de eskilerin tabiri ile... Onnuksuz. İşte külliye ve ötesi dediğimiz şey de bu canım gardaçcığım.
Benzer Videolar