Kalkınmamız için tek yol
Akıncılar Köyü Muhtarı Mustafa Eğmez, köydeki en büyük sorunun eşdeğer mallar olduğunu söyledi. Muhtar Eğmez, bölgede malını eşdeğer yapıp da karşılığını alamayan insanlar oluğunu ifade etti. Mal sahibinin malı devredemediğini belirten Eğmez, devletin bu konuya el atması gerektiğini dile getirdi
“Bu köyün canlanması için bu malın el değişmesi lazım. Eşdeğer yapıp da malını başka yerden alan ve kullanan olduysa, diğer mal devletindir artık. O malı devlet elinde tuttukça ne olacak? Akıncılar’da ne inşaat olacak ne de kalkınma olacak. En büyük sorun budur”
“Köye gelen yolda ışıklandırma yoktur. Bu yola ışıklandırma yapamazlar ama en azından bir reflektör, kedigözü ya da fosforlu direk gibi uyarıcı levha konulabilir. Yol kenarındaki ağaçların dalları yolun içine kadar uzandı. Yol dar ve tek şerit olduğu için bu dallar araçlara çarpıyor. Bunların budanması lazım. Karayollarına gittim fakat içeride adam yok, Orman Dairesi’ne git dediler”
“Köyde muhtarlık binası yok. Bu binanın köyün meydanında olması lazım. Bu yüzden de uygun bir yer ayarlanması lazım. Köyün ilgiye ihtiyacı var. Siyasilerin arada kahveye gelip, halkın sorunlarını dinlemesi lazım. Seçim öncesi geldiler ama seçimden sonra gelen olmadı”
Melin DOBRAN
Akıncılar Köyü Muhtarı Mustafa Eğmez, köydeki en büyük sorunun eşdeğer mallar olduğunu söyledi. Muhtar Eğmez, bölgede malını eşdeğer yapıp da karşılığını alamayan insanlar oluğunu ifade etti. Mal sahibinin malı devredemediğini belirten Eğmez, devletin bu konuya el atması gerektiğini dile getirdi. Köyün canlanması için malların el değiştirmesi gerektiğine vurgu yapan Eğmez, aksi halde köyün kalkınamayacağını söyledi. Köye giden yolda aydınlatma olmadığına dikkat çeken Eğmez, bozuk yolların da tamir edilmesi gerektiğini ifade etti.
“Türk tarafında toprağını eşdeğer yapanlar önemlidir”
Akıncılar Köyü Muhtarı Mustafa Eğmez, “1974 yılından sonra, bir çok insan eşdeğer malını devlete verirken kimisi ise vermedi. Burada bizim için önemli olan, Türk tarafında kalan topraklarını eşdeğer yapanlardır. Kullandığımız toprakların ve köy içi de dâhil, yüzde 80’i belki de eşdeğerdir. Bu mallar üzerinde şimdi inkişaf olmaz. Diyelim ki mal sahibi evini ya da tarlasını kullanımında tutuyor. Bu topraklara karşı da toprak alıp, hakkını kullananlar var. Onlar hem aldığını kullanır, satan da var tabi, Türk malı alan da var. Bu eşdeğer devletindir artık. Bir kesim de vardır ki malını eşdeğer yaptı. İngiltere’de yaşardı karşılığını alamadı. Bu mallar Türk tarafındadır ve kullanımı da kendisindedir ama bu insanlar kendi malına dahi ev yapmaya korkar oldu” ifadelerini kullandı.
“Devlet çözüm bulmalıdır”
“Örneğin mal sahibi devlete gider der ki, ben bu malımı eşdeğere yatırdım ama karşılığını almadım. Bu mal Türk tarafındadır Güney’de değil ve kullanılan bir maldır. Eğer ben eşdeğerimin karşılığını almadıysam, çıkarın bunları eşdeğerden ve bana koçanlarımı verin ki gidip çocuklarıma devredeyim. Çoğu insan var 3-5 senesi kaldı, ister malını devretsin. Onu da devredemez. Devletin bu konuda bir çözüm bulması lazım. Devlet o malı alsın gerek müteahhide versin, gerekse köylüye açık artırmada sunsun.”
“Köy kalkınamayacak”
“Bu köyün canlanması için bu malın el değişmesi lazım. Eşdeğer yapıp da malını başka yerden alan ve kullanan olduysa, diğer mal devletindir artık. O malı devlet elinde tuttukça ne olacak? Akıncılar’da ne inşaat olacak ne de kalkınma olacak. En büyük sorun budur. Bir de malının karşılığını alamayanlar var. Onlar da malını eşdeğerden çıkarmak istiyor. Ne yazıktır ki siyasiler, dönem dönem eşdeğerde olup da karşılığında mal alanların gizlice malını eşdeğerden çıkardı. Hiçbir şey almayana ise hiçbir kolaylık yapmadı. Bir şey almayana neden malı iade edilmedi?”
“Yollarda aydınlatma yok”
“Köye gelen yolda ışıklandırma yoktur. Bu yola ışıklandırma yapamazlar ama en azından bir reflektör, kedigözü ya da fosforlu direk gibi uyarıcı levha konulabilir. Yol kenarındaki ağaçların dalları yolun içine kadar uzandı. Yol dar ve tek şerit olduğu için bu dallar araçlara çarpıyor. Bunların budanması lazım. Karayollarına gittim fakat içeride adam yok, Orman Dairesi’ne git dediler. Orası da beni Karayollarına göndereceği için ben de gitmedim çünkü bu budama işi karayollarının işidir. Ayrıca bozuk olan yolların da tamir edilmesi şarttır. Köye gelen yolda tarihi bir köprü var ve o da çökmek üzeredir. Köprünün tam ortasında asfalt göçtü ve büyük bir çukur oluştu bu son derece tehlikeli bir durumdur. Bu çukurun bir an önce kapatılması lazım.”
“Kırsal kesimin alt yapısı yok”
“Köyde muhtarlık binası yok. Bu binanın köyün meydanında olması lazım. Bu yüzden de uygun bir yer ayarlanması lazım. Köyün ilgiye ihtiyacı var. Siyasilerin arada kahveye gelip, halkın sorunlarını dinlemesi lazım. Seçim öncesi geldiler ama seçimden sonra gelen olmadı. Köyde yıkık dökük ve yıkılmak üzere olan kerpiç binalar var. İçinde yılan ve fare gibi hayvanları barındırıyor. Devletin bu işe bir el atması lazım. Köy dışına yerleşenler var, o yüzden de mal sahipleri ilgilenmiyor. Bölgede kırsal kesim arsaları dağıtıldı fakat alt yapısı yok. Oraya ev yapan bile oldu ama elektrik, su ve asfalt eksiği var.”
“Köyde gelecek yok”
“Köyde gençlerin sosyal bir alanı yok. Bu yüzden merkeze gitmek zorunda kalıyorlar. Bu sebeplerden dolayı köyde göç yaşandı. Maaş garantisi olanlar, köy dışına gidip oraya yerleşiyor.
Bu köyde gelecek yok. Köyde okul, sağlık ocağı ve cami gibi binalarımız var. Bunların ufak tefek eksikleri var. İyileştirme yapılması lazım. Mandıraların birçoğu köy dışına taşınırken, köy içinde yaklaşık 4-5 mandıra vardır. Yetkililerin vatandaşa yer göstermesi ve mandıranın oraya taşınması gerekiyor. Kokudan ve sesten, zaman zaman rahatsız olanlar var.”