İNSANIN ZERRE KADAR DEĞERİNİN OLMADIĞI DİLLERE DESTAN DİYAR

06.ŞUBAT.2023 PAZAR CITY HOTEL SELANİK SAAT 04.45. Tatilimizin son günü ve ısrarla çalan cep telefonu, eşim manolya cevap vermişti telefona, Altar oğlumuz arıyordu Kuzey Kıbrıs’tan. Deprem olduğunu ve evin adeta salıncak gibi sallandığının bilgisini veriyordu. Uyandık. Uyku artık ne gezer. Hemen sosyal medyaya bakmaya başladık ve bir de ne görelim, Türkiye’de 11 şehir resmen yerle bir olmuştu. Evet yanlış duymadınız on bir şehir. İçimiz burkuldu. Üzüldük... hem de çok üzüldük... derken haberler peşin sıra gelmeye devam ediyor. Bu arada saatler de ilerliyor. Eşyalarımızı toparlayıp resepsiyonun önüne indik ve son kahvaltımızı yapmak üzere otelin restoran kısmına geçtik. Ama bir yandan da haberleri takip ediyoruz. Çaresiz insan çığlıkları, dünyanın dört bir yanından ülkeler bilgi almaya ve bilgi vermeye çalışırken TC havuz medyasından çıt yok. Bilgi almaya devam ediyoruz. Özellikle gün aydınlanmasıyla ortaya çıkan fotoğraflar dehşet vericiydi. Adeta bir kum yığını gibi olduğu yere çöken apartmanlar facianın boyutu müjdeler içimdeydi. Derken dehşet verici bir haber daha alarak adeta eşimle birlikte tıpkı o binalar gibi biz de yıkıldık. Kıbrıs’tan Mağusa Türk Maarif koleji öğrencilerinin Aydın da bulunan İsias otelde konakladıklarını ve binanın adeta bir kum yığını gibi çöktüğü haberiydi. AK PARTİ hükümeti her zaman olduğu gibi basın kuruluşlarına ve sosyal medyaya yayın yasağı getirerek olaya müdahalet etmek istediyse de bunu pek başardığı söylenemez. Düşünün deprem oluyor ve depreme müdahale tam 72 saat sonra gerçekleşebiliyor. Fakat Kıbrıslıların duyarlılığı ve kararlılığıyla Kıbrıs’tan giden ekipler hemen ertesi günü enkaza ulaşarak çalışmalara başladı. Ama diğer mağdurlar, ki bunlar yüzbinlerce bina demek, tam üç gün sonra kendilerine ulaşıldı. Ama ne çare ki hem mevsimin soğuk olması hem de yeterli ekiplerin olmaması insanların çığlıklar içinde göz göre göre ölmesine neden oldu. Bu arada uluslararası müdahaleyi önlemek için de TC yetkilileri ölü sayısını gizledi. Boşuna dememişler “bir ülkenin insanına verdiği değeri ögrenmek isterseniz, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakacaksınız.” İŞTE SİZİN O YERE GÖGE SIĞDIRAMADIĞINIZ ÜLKENİZ BURASI Yani insan biraz ders çıkarır en azından. Ama ne gezer.... Türkiyenin Adıyaman şehrinde yer alan İsias Otel (tam adıyla Grand İsias Hotel), 6 Şubat 2023 günü sabah 04.17de gerçekleşen deprem sırasında çöktü. Otelin çökmesi sonucu 35i KKTCden gelen çocuk voleybol takımlarından olmak üzere toplamda 72 kişi öldü. 72 can dile kolay... Gelelim 21 0cak 2025’e bolunun turistik otellerinden bir tanesi. Otele yerleşmiş kayıtlı insan sayısı 238 kişi. Bu insanların şu an itibarıyla 79 tanesi vefat etmiş, 51 yaralı ve yoğun bakımda bulunan kişiler. Dehşet bir durum. Bunu nasıl tarif ederseniz edin bu dehşeti yaşamayan kimse anlayamaz. Otele ilgili verilere baktığımızda, ne doğru dürüst bir yangın merdiveni, ne duman dedektörü, ne de yangın tüpleri yeterli olmadığı ortaya çıkıyor. Böyle bir tesisin söyle ya da böyle işler durumda olması o ülkenin insanına verdiği değeri de gösterir. Ve bu ülke sizin ANANIZ YANİ GARANTÖRÜNÜZ. Kendi insanının güvenliğini zerre kadar önemsemeyen bir memleketin size böyle bir durumda neler yapabileceğini hiç düşünmek bile istemem. Adeta yeşil çamın ÜVEY ANALARI GİBİ. İŞTE SİZE BU DEHŞETİ ADETA İSYAN EDEREK ANLATAN BİR TÜRKİYE VATANDAŞININ SÖZLERİ SERA KADIGİL EN AZ 66 CAN. Kimi çocuğunu tatile götüren anne baba, kimi üç ay çalışıp rızkını çıkarmaya çalışan turizm emekçisi, kimi 3 gün olsun nefes almaya kaçan genç ve hala bilmiyoruz kim bilir kaçı “karne hediyesi” diye koşa koşa tatile giden el kadar çocuk! Ülkenin sözde en gözde kayak merkezinde tıklım tıklım doldurdukları otellerde ölüyoruz! Bir otel patronundan otelleri, bir hastane patronundan hastaneleri, bir özel okul patronundan okulları “denetlemesini” beklerken ölüyoruz! Depremde una dönen otellerde, evlerde, hastanelerde ölüyoruz! Çalışırken ölüyoruz. Tatildeyken ölüyoruz! Trene biniyoruz, ölüyoruz. Okurken okullarda, araba sürerken yollarda ölüyoruz. Sırf kadın olduğumuz için ölüyoruz. Mahkum bıraktığınız cemaat yurtlarında yanarak, bakımsızlıktan çürüttüğünüz devlet yurtlarında asansörlerden düşerek ölüyoruz. Daha doğar doğmaz yenidoğan çeteleri elinde ölüyoruz! Zehirli tarım ilacından, sahte içkiden, bakımsızlıktan, yokluktan, denetimsizlikten, yolsuzluktan bu iğrenç rüşvet ve torpil kaosunda ölüyoruz be ÖLÜYORUZ! Bu paraya tapan leş düzende, “kutsal kutsal” diye diye yiyip bitirdiğiniz ülkede, bu halka ait bir devlet olmadığı için, DEVLETSİZLİKTEN ölüyoruz. Öldürülüyoruz! Bu dehşet verici yangında hayatlarını kaybedenlere başsağlığı dileklerimi iletirken, yoğun bakımda tedavi görenler ve yaralılara da acil şifalar dilerim. Bu arada Türk insanının içinde bulunduğu bu dehşet durumu hiçbir abartıya kaçmadan sade bir dille anlatan SERA KADIGİL’in kalemine sağlık diyorum.
Benzer Videolar