“Gribe antibiyotiğin etkisi yok”
Özlem ÇİMENDAL
“Gribe antibiyotiğin etkisi yok, nezle ile karıştırılmamalı”
Gribal enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkisi olmadığını söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Hasan Adataş, nezle de ise durumun daha farklı olduğunu, ifade etti. Adataş, grip ve nezle ayrımının önemli olduğunu vurgulayarak nezlede hastalığa bakteriyel enfeksiyonun neden olduğunu söyledi. Her nezleye de antibiyotik verilemeyeceğine işaret eden Adataş, bunun ayrımının ilgili hekim tarafından yapıldığını ve çıkan sonuca göre hastaya antibiyotik verilip verilmeyeceğine karar verildiğini ifade etti.
“Antibiyotik kullanımı hastadan hastaya farklılık gösterir”
Antibiyotik verilişinde hastadan hastaya görülen farklılıkların da göz önünde bulundurulması gerekliliği üzerinde de duran Adataş, “Hastadan hastaya farklılık gösterir. Bir hastanın akciğer sorunu olabilir, kronik bronşiti veya KOAH, astımı olabilir ya da daha farklı bir akciğer rahatsızlığı olabilir. Bu hastalıklara sahip kişilerde en ufak bir gribal enfeksiyonda fırsatçı mikroplar devreye girerek, akciğerlerde enfeksiyon atağı yapabilirler. Bu gibi durumlarda yine doktorun inisiyatifi ile antibiyotiğine başlanmalıdır” dedi.
“Muayene ve bulgular iyi yapılmalı”
Antibiyotik verilmesi noktasında hastanın muayenesinin iyi yapılması gerektiğini ifade eden Adataş, “Hastanın muayenesi, muayene bulguları, öksürük balgam var mı, rengi nedir şeklinde birçok tetkikin ardından antibiyotiğin verilip verilmeyeceğine karar verilir” şeklinde konuştu.
“Doğru mikroba doğru antibiyotik verilmeli”
Antibiyotik verilirken, mikrobun iyi tespit edilmesi gerektiğine de değinen Adataş, “Mikrobun tespitine göre antibiyotiğine etki dereceleri göz önünde bulundurularak, o mikroba uygun antibiyotiğin verilmesi gerekir” dedi.
“İlk 48 saatte alınmazsa, hastalık daha ileri boyuta taşınabilir”
Bazı hastalıklarda ilk 48 saatte antibiyotik kullanılmasının ise çok önemli olduğunu söyleyen Adataş, bazı hastalıklarda ilk 48 saate antibiyotiğe başlanamaması halinde hastalığın daha ileri boyutlara taşınabileceğine vurgu yaptı. Adataş, “Antibiyotiği başlatıp, başlatmama kararı doktorun yaptığı bulgu ve muayene neticesinde belirlenir” ifadelerini kullandı.
“Mikropların antibiyotiğe direnç kazanması dünyada da sorun”
Vücudun antibiyotiklere karşı direnç kazanmasının nedenlerini ve sakıncalarını da anlatan Adataş, “Önceden her rahatsızlanan eczaneye giderek rahatlıkla antibiyotik alabiliyordu. Bu defa da mikropların antibiyotiklere karşı direnç kazanmasına neden oluyordu. Dünya üzerinde bu büyük bir sorun haline gelmişti” şeklinde konuştu.
“Hekim çaresiz kalıyor, tedavi güçleşiyor”Bilinçsiz ve yanlış antibiyotik kullanılması halinde mikropların antibiyotiğe direnç kazanmasının söz konusu olduğunu bunun da hastalığın tedavisini güçleştirerek imkansız hale getirdiğini ifade eden Adataş, “Hekimlerin zaman zaman karşılaştıkları en büyük sıkıntı ve çaresiz kaldığı noktalardan biri mikropların antibiyotiğe karşı direnç kazanması ve kimi hastaların geniş bir antibiyotik çeşidine karşı alerjisi olmasıdır” dedi.
“Penisilin ve grubu antibiyotiğe alerjisi olanlarda tedavi %30”
Kimi hastaların penisilin grubuna alerjisi olduğu gibi penisilin grubuna akraba antibiyotiklere de alerjisi olabildiğine dikkat çeken Adataş, “Bu gibi durumlarda hekimin tedavide şansı %70 düşmektedir. Geriye kalan %30’luk ilaç oranıyla hasta tedavi edilmeye çalışılır. Bunun üzerine bir de direnç olayı gelişirse hekimin elinde tedavi edebileceği hiçbir silahı kalmaz” açıklamasında bulundu.
“Çocuklarda antibiyotiğin dozuna dikkat edilmeli”
Çocuklarda da antibiyotik kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini, atibiyotiğin dozunun çok önemli olduğunu söyleyen Adataş, “Özellikle çocukluk hastalıklarının büyük çoğunluğu virütiktir. Çocuklardaki hastalıklarda doktorun kontrolü ve antibiyotiği gerekli görmesi halinde vermesi oldukça önemlidir. Ayrıca çocuklarda antibiyotiklerin dozu noktası çok önemlidir. Çocuğun kilosu ve yaşına göre doz ayarlaması yapılır ve oldukça dikkat edilmesi gerekir” dedi.
“Yaşlılar ve çocuklar başta olmak üzere herkes dikkat etmeli”
Soğuk havaların kendini iyiden hissettirdiği bu günlerde herkesin dikkatli olması tavsiyesinde de bulunan ve risk grubunu sıralayan Adataş şunları söyledi: “En başta yaşlıların dikkat etmesi gerekmektedir. Çocuklar ise 2. sırada gelmektedir. Bunu da kronik hastalığı olanlar takip etmektedir. Böbrek hastası da bağırsak hastaları da dikkat etmelidir. Soğuk nedeniyle vücut direnci düşeceği için enfeksiyon, özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanabilirler.”