FUTBOL YIĞINLARIN AFYONUDUR…!!!

Karl Marksın din, kalpsiz bir dünyanın kalbi, acı çeken kitlelerin afyonudur. sözünden esinlenilmiş ve futbolun kitleler üzerinde ki etkisini dile getiren çarpıcı bir sözdür. Futbol dendiği zaman her şeyi unutan, futbolu her şeyin üzerinde gören, futbol aşkıyla yatıp kalkan, futbol uğruna bir çok şeyi yapabilecek insanları ve yine futbol sayesinde toplumunu uyutan siyasetçileri ve diktatörlerin (franko gibi) 3f formülünü düşününce, kitleleri etkileme ve yönlendirme konusunda futbolun ne kadar etkileyici bir afyon olduğu görülecektir. Bir fenerbahçe ve galatasaray garagözlüğüdür da gider. Sistem ne güzel de herkesi meşgul ediyor değil mi? işte buna toplum mühendisliği deniyor. Amacı da; çökmüş, batmış bir ülkenin insanlarının yüzde 65 nin asgari üçretle çalıştırıldığının saklanması içindir. Çocuk tacizlerinin ve çocuk işçiliğinin tavan yaptığının gizlenmesi içindir. Topraklarının büyük çoğunluğunun ya beleş satıldığının gizlenmesi içindir. Düşüncesinden dolayı milyonlarca insanın suçsuz yere hapse atıldığının gizlenmesi içindir. Sermayenin servetinin devlet tarafından kümülatif olarak zenginleştirildiğinin gizlenmesi için. İçin için için binlercesini sıralayabiliriz. 1980 12 Eylül darbesiyle hem 28 şubat 1980 kararları hayata geçirilmiş hem de tarikatlar hortlatılarak bu günü hazırlamıştır. Herşeyi bilen ama hiçbirşey bilmemesi için yarattıkları eğitim modeli de milyonlarca cehaleti yaratmıştır. Siz hala daha fenerbahçe galatasaray tartışmalarıyla gecelerinizi ve gündüzlerinizi doldurmaya devam edin. Zaten sistem sormayan ve de sorgulamayan eksik birey yetiştirdiği için isteseler de bu gidişatı değiştiremezler. Ama sistemin de hakkını vermek lazım. çünkü dünyanın en iyi toplum mühendisliğinin uygulandığı bir ülkeye sahipsiniz. Ve bu ülke, öyle görünüyor ki, artık sahibi de siz değilsiniz. Peki ne yapmalı? Aynı Türkçe konuşan Kıbrıslılar gibi siz de kaderinize razı olacaksınız. Ülkenize güren yabancı sayısını düşündüğümüzden ters orantı olsa da bize reva gördüğünüz yapıya bayagı yaklaşmışsınız. Bize uyguladığınız nüfus politikalarıyla gerçekleştirdiğiniz soy kırımı ilklerinize kadar siz yaşıyorsunuz. Yabancı sayınızın (istilacının) nüfusunuzun dörte birine ulaşması aslında uzaktaki köyün minarelerini görünmesi gibi sizlere neler olacağının da göstergesidir. Bunlar resmi rakamlar. Acaba resmi olmayan rakamlar nedir? Bilinmez. Zaten ülkenizde her şey bilmemeniz üzerine kurgulanmıştır. Ama ne demişler; alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Ya da ne bileyim, “ne ekersen onu biçersin” gibi. Ülkeniz bu duruma gelirken pek tabi futbolun afyon etkisi yadsınamaz. Ama bunun yanında aşiret geleneğiniz, milliyetçilikle olan hukukunuz, başka etnik yapıları yok sayışınız, dış politikada at pazarlığı anlayışınızdan dolayı komşularınızın topraklarına göz dikişiniz ve de terettütsüz ülkenizin geleceğini güçler ayrılığı da dahil tek adama teslim etmeniz de diğer etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Kendi toplumuna böyle bir yaşamı reva gören bir idare bu ülkeye neler yapmaz ki. İşte en güzel örneklerden bir tanesi de külliye inşaatıdır. Yirmi milyona yaklaşmış yabancılarla sizin arsanızdaki en büyük fark, kendi seçtiğiniz siyasilerin bu insanları ekonomik olarak sizleri defalarca katlayacak duruma getirmesidir. Siz hala Galatasaray fenerbahçe garagözlüğüyle uğraşmaya devam edin. Bölgemizde savaş tamtamlarının sesinin yükseldiği, her an bölgemizin bir kan gölüne dönebilecek durumda olması varsın umurunuzda olmasın. Bir savaşı çıkarmak an meselesidir. Ama onun yıkımını ortadan kaldırmak sonsuz bir zaman dilimiyle alakalıdır. O yüzden farklılıkların birer zenginlik olduğunu düşünerek barış içinde yaşamak en temel prensibimiz olmalı.
Benzer Videolar