“Devlet cinayetlerin üzerini örtüyor”
Kadın aktivistler, hem cinslerine yönelik şiddet ve cinayetler hakkında farkındalık eğitimleri ve yasaların hayata geçirilmediği sürece ne şiddetin ne de cinayetlerin önüne geçilmeyeceğini savundu
YKP-FEM aktivisti Münevver Özakalın, devletin kadın cinayetlerinin intihar adı altında üzerini kapamaya çalıştığını savunarak, kadına yönelik şiddet ve cinayetler hakkında farkındalık çalışmaları yapılmadığı ve erkeklerin kadınların hem bedenen hem de zihnen kendilerine ait olduğu algısı değiştirilmediği sürece kadına şiddet ve cinayetlerin önüne geçilemeyeceğini vurguladı
Feminist Atölye Aktivisti ve Öğretim Üyesi Fezel Nizam ise, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi yasasının onaylanmış olmasına rağmen hayata geçirilmemiş olmasının yanı sıra, hükümetin kadına yönelik şiddet çalıştayı yaparak rapor yayımlamasına rağmen hiçbir adım atılmamış olduğunun altını çizdı.
Nizam, polisin olaylara aile içi mesele dediği, boşanma aşamasında yargıçların ikinci şans tanıdığı bir ortamda kadınların öğrenilmiş çaresizliğe itilmesine tepki gösterdi
Özlem ÇİMENDAL
Ülkede hızla artan kadına şiddet ve kadın cinayetleri konusunda aktivistler isyan etti. Aktivistler, KKTC’de kadınların sadece 8 Mart’larda hatırlanmaktan öteye geçmediği ve her zaman ikinci planda tutulduğunu vurgulayarak yetkilileri suçladı.
YKP-FEM aktivisti Münevver Özakalın:
“Kadının hem beden hem zihni üzerinde egemenlik anlayışı var”
KKTC’de kadınların devlet tarafından sadece 8 Martlarda hatırlanmaktan öteye geçemediğini belirten YKP-FEM aktivisti Münevver Özakalın, “Ülkede eril biz düzen var, erkeler kadının hem bedeni hem de zihni üzerinde bir egemenliği anlayışı var” dedi.
“İntihar diyerek, devlet cinayetin üzerini örtmeye çalıştı”
Geçtiğimiz aylarda yaşanan bir başka kadın cinayetini hatırlatan Özakalın, “4 ay önce yaşanan Akile cinayetini hatırlayalım ailesi tarafından öldürüldüğüne dair ifadeleri olmasına rağmen, kocası tarafından bariz bir şekilde hayatı elinden alınmıştır. İntihar etti şeklinde devlet bunun üzerini öretmeye çalışsa da gerçekler bu yönde değil” dedi.
“Farkındalık artmadıkça ne kadına şiddetin ne de cinayetlerin önüne geçilemeyecek”
Mağusa’da karısının hayatına son vererek kendisini de yaralayan bir kişinin neden olduğu olay hakkında da değerlendirmelerde bulunan Özakalın, “Ülkedeki farkındalığın yeterli olmadığı ve kadının erkeğe ait olduğu yanılgısından vazgeçilmediği sürece ne erkeklerin hoşlarına gitmeyen bir şey nedeniyle kadınların hayatlarını sonlandırmalarının ne de bu ölümlerin önüne geçilemeyecek. Erkekler kendilerine ait olarak gördükleri kadını her zaman öldürme eğilimi içerisinde olacak” ifadelerini kullandı.
“Kadın Sığınma Evleri önleyici bir girişim olacak”
Kadın cinayetlerinin önüne geçmede en önemli girişimin Kadın Sığınma Evleri olduğuna vurgu yapan Özakalın, “Kadınların şiddet gördükleri ya da tehdit edildikleri zaman başlarını sokacakları bir yer olsaydı kadın sığınma evi gibi belki de birçok kadın şiddet görmeyecek ve cinayete kurban gitmeyecekti. Şu an dışarda yüzlerce aynı durumda kadın olduğuna eminim. Belki küçük bir önlem gibi görülüyor ancak bu adım atılmalı. Bu farkındalık okullara kadar inilerek eğitimler verilmelidir” şeklinde konuştu.
Polis aile içi diye karışmıyor, Yargıçlar bir şans daha veriyor
Şiddete uğrayarak ölümle tehdit edilen kadınların, güvenlik güçlerini aradığında “Aile içi mesele biz müdahale edemeyiz” yanıtı ile karşılaşacağını bildiğini, bir sonuç alamayacağı için öğrenilmiş çaresizlik yaşadığını dile getiren Özakalın, “Boşanma sürecine girilse, Yargıç tekrar denemeleri yönünde karar verecek. Bu ortamda da kadının gittiği bütün kapılar ve çare aradığı bütün yollar bir çıkmaza girecek” diye konuştu.
Feminist Atölye Aktivisti Fezel Nizam:
“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin yasası hazır, onaylı ama beklemede”
Kadın cinayetlerinin en büyük sorunun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın haklarının hiçbir zaman öncelikli konu olarak görülmemesi olduğunu vurgulayan Feminist Atölye Aktivisti ve Öğretim Üyesi Fezel Nizam da, “Hükümetler bütçe çalışmalarında dahi cinsiyet eşitliği konularında herhangi bir bütçe ayırmamaktadır. Dolayısıyla bu yönde hem farkındalık yaratacak hem kadınları koruyucu hem de şiddeti önleyici mekanizmalar geliştirilmemektedir. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin yasası hazırlanmış, onaylanmış olmasına rağmen hayata geçirilmemiş olması başka bir sorun. Hükümetin kadına yönelik şiddet çalıştayı yapıp rapor yayınlamasına rağmen herhangi bir sığınma evinin ya da şiddet önleme merkezinin henüz daha hayata geçirilmemiş olması da başka bir konudur” dedi.
“Kadınlar hep ikinci plana atılıyor”
Nizam, KKTC’de kadına şiddetin ve kadın ölümlerinin ikinci plana atıldığı ve ciddi politikalar üretilmediği sürece hiçbir şeyin önüne geçilmeyeceği gibi artacağının da korkutucu olduğunu ifade etti. Nizam ayrıca, ülkede bulunan eril zihniyetin de ortadan kaldırılarak, kadın hakları ve şiddeti hakkında farkındalık oluşturulması gerekliliğinin önemine işaret etti.
“Polis ve hastanelerde farkındalık çalışmaları yapılmalı”
Kadına şiddet ve cinayetleri ile sonuçlanan olayların yaşandığı ya da başladığı safhada aile içi meselelerin özel hayat kavramı içerisinde görüldüğü için güvenlik güçlerinin ya da ilgili çevrelerin özel alana müdahil olunmayacağı şeklinde algı da oluşturulduğunu belirten Nizam, “Polis ve hastanelerde farkındalık çalışmaları yapılmalı. Bu gibi durumlarda nasıl davranacağını bilen eğitimli kişiler de gerekmektedir. Bu aşamada şiddete uğrayan kadınlar defalarca aynı travmaya maruz kalabilmektedir. Hastaneler ve polislerde bu iş ile eğitilmiş uzman kadroların varlığı gerekmektedir” şeklinde konuştu.