Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Doğu Akdeniz ve Kıbrıs uyarısı: Cevabımız çok sert olur!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunda sert uyarılarda bulunarak İsrail’in bölgedeki politikalarına tepki gösterdi. Cumhur İttifakı’nın seçim zaferine dikkat çeken Erdoğan, ana muhalefet partisi CHP’ye yönelik eleştirilerde de bulundu. Erdoğan, "Kurultaya ilişkin tartışmalarda, kurultayı yapan da şaibe bulaştığını iddia eden de iddiaları belgeleriyle mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları; Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti grubundaki şu muhteşem kardeşlik tablosunun özellikle de siyaseti marjinalize etmeye çalışanlara örnek olmasını temenni ediyorum.

"CUMHUR İTTİFAKI SEÇİM ZAFERİNE İMZA ATMIŞTIR"

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığına hafta sonu bir kere daha şahitlik ettik. Halkımız pazar günü Gümüşhane, Nevşehir ve Tokat'taki Avrupa'da beldede belediye başkanlarını ve meclis üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. Yapılan ara seçimlerde 6 beldenin 4 'ünde AK Partimizin birinde ise ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi'nin adayı ipi göğüslemiştir.

Cumhur İttifakı çok anlamlı bir seçim zaferine imza atmıştır. Öncelikle hemşerilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen tokat Bağtaşı beldesinde Mustafa Karadağı, Tokat Yolüstü beldesinde Mustafa Altını, Gümüşhane Tekke beldesinde Kemalettin Demirkıranı, Nevşehir Mustafa Paşa beldesinde Mustafa Özer 'i canı gönülden tebrik ediyorum.

""ÜÇ GÜNDÜR SESİ SOLUKLARI ÇIKMIYOR"

Değerli arkadaşlarım, bakınız burada 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tablonun önemli bir yönüne dikkatlerinizi çevirmek istiyorum. Malumunuz bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörleri üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasındaydılar. Otobüslerle o şehirden bu şehre sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor, kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Ama sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortalıktan kayboldular. Daha düne kadar avazı çıktığınca bağıranların üç gündür sesi soluğu çıkmaz oldu. Ne konuşan var ne seçimler hakkında yorum yapan var, ne de galeyana getirdikleri vatandaşlarımızdan çıkıp özür dileyen var. Aslında benzer bir yüzsüzde biz 14 -28 Mayıs seçimleri sonrasında da şahit olduk. O günleri hepimiz dün gibi hatırlıyoruz. Nelerle karşılaşmadık ki? Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde utanmadan çıktılar. Öndeyiz diyerek halkımıza yalan söylediler. kampanya döneminde sipariş anketler vasıtasıyla seçmenlerini manipüle etmeye kalktılar seçim sonuçları kesinleştikten sonra bile yanıldıklarını kabul etmek yerine milleti suçladılar.

"DAHA ÇOK TOKAT YERSİNİZ"

Siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz. Kendinizi düzeltmez, gerçekçi siyaset yapmazsanız daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Siz cuntacıların ve suç örgütlerinin vesayetinden kurtulamazsanız daha çok yenilgi tadar, daha çok hüsrana uğrarsınız. Bakın her zaman ifade ediyorum.

Sorun sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir. Esas sorun bunların zihniyetindedir. Bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun bunların sokakla kurdukları bağın harbi ve hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil. şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir. Çeyrek asra yaklaşan rekabetimiz bütün bunlar boyunca defalarca yenildiler, defalarca yanıldılar. fakat bir kez olsun zihniyetlerini değiştirmeyi denemediler. Kıymetli kardeşlerim son günlerdeki tavırlarına bakılırsa pek değiştirecek gibi de durmuyorlar.

"ŞİKAYET EDEN DE CHP'Lİ DAVA AÇAN DA"

Aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhulet ve sükunetle çözmek yerine kimi zaman bizi kimi zaman mahkemeleri kimi zaman da medyayı suçlayarak yine kendilerine toz kondurmuyorlar. Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik. CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia ediyoruz. Bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal 'in kurduğu partiyi affınıza sığınarak söylüyorum. Pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir. Dün halkın umudu dediklerine bugün hain damgası vuranlar da kendileridir. başkası değildir.

Tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış neticede hükmünü vermiştir. Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştik. Dikkat ederseniz partimize yönelik edep, adap ve siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduk. Hiç elimizi dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık. Medyadaki silahşörlerin tuzaklarına düşmedik.

Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştik. Dikkat ederseniz partimize yönelik edep, adap ve siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduk. Hiç elimizi dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık. Medyadaki silahşörlerin tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik. Aynı tavrımızı koruyoruz.

Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre miskal ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek. asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz. Nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır.

Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla çatışmayla sokaklara ve meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır. Burada şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum. CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

"BİZİM MÜCADELEMİZ..."

Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil CHP'nin halk düşmanı milli irade düşmanı ideolojilerdir. Bizim mücadelemiz başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan Jakoben zihniyetledir. Mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa 'Boşver Araplara paranı kaptırma' diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz batılı patronlarından aferin alabilmek için Türkiye 'yi yurt dışına şikayet eden mandacılarladır. Mücadelemiz ellerine fırsat geçse Türkiye'yi tek parti karanlığına tekrar götürecek olanlardır. Bizim mücadelemiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olanlarla. okullarımızda Ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir.

NATO ZİRVESİ

Geçen hafta sonu İstanbul'umuz çevre diplomasisi alanında çok tarihi bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı. Sıfır Atık forumu 183 ülkeden 120'ye aşkın bakanın 200'ün üzerinde belediye başkanının ve beş binden fazla katılımcının iştirakı ile ülkemizin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirildi.
2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO liderler zirvesine büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması. Sadece müttefikler arasında değil dünya genelinde de Ankara zirvesine dönük yoğun bir ilgi söz konusu.

Ankara zirvesinin NATO'nun tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. NATO dışında biliyorsunuz, Ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi 'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31.sini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP 31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz.

"SOYKIRIM SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR"

Coğrafyamızda ne yazık ki krizler ve savaşların ardı arkası kesilmiyor. Gazze'den Lübnan'a yönümüzü nereye dönsek, mazlumların yüreklerimizi dağlayan feryatlarıyla karşılaşıyoruz. İsrail kurulduğu günden bu yana bölgemizde barışı, huzuru, refahı ve güvenliği mütemadiyen tehdit eden bir fonksiyon icra ediyor. Filistin'e yönelik işgal ve Filistinlilere yönelik soykırım sistematik bir şekilde devam ediyor Bakınız Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir. Bu soykırım halen hem katliam boyutuyla hem de insanlık dışı tecrit boyutuyla sürmektedir. İnsanlık tarihinin en kanlı soykırımını gerçekleştiren İsrail aynı anda İran'a saldırmış, yetmemiş, aynı anda Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır.

Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin tepkilerine rağmen İsrail Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte, buradaki kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. 2 Mart'tan bu yana Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3700'e, yaralıların sayısı ise 17.000'dir.

İsrail'in bu kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına maalesef dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. İsrail mevcut hükümetin yönetiminde şımardıkça şımarmış sadece bölge için değil insanlık içinde bir tehdit kaynağı haline gelmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan 'a yönelik saldırıları bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır. Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Suriye ve Lübnan müstakil, bağımsız iki devlettir. Ancak bu iki devlet yani Suriye ve Lübnan aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil Halep'ten başlar, Şam'dan başlar, Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz. Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız. Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar.

"CEVABIMIZ ÇOK SERT OLUR"

Sağda solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı, hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz. Biz sizin neyin peşinden koştuğunuzu çok iyi görüyoruz. Arz -ı Mevhud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah 'ın izniyle. buna asla müsaade etmeyeceğiz.

Şimdi Akdeniz'de özellikle de Kıbrıs adasında bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz ve gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar İsrail'in fitne kayığına binmişler, Siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler, güya Doğu Akdeniz'de bir takım ham hayallerin peşine düşmüşler. Çok açık söylüyorum. Kimse macera peşinde koşmasın. Kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur.

İsrail uluslararası toplumun sessizliğinden cesaret alarak son derece şımarıkça bölgemizin topyekül huzura, barışa ve güvenliğe ulaşmasına engel olmaktadır. İsrail 'i hukuk çizgisinin içine çekmek. İran'a ve Lübnan'a yönelik saldırılar sadece bölge ülkeleri üzerinde değil, küresel ölçekte de olumsuz bir etki oluşturmuştur. Dolayısıyla İsrail'in saldırgan tutumu bölgemizle birlikte insanlığa yönelik bir tehdittir. Bundan 85 sene önce Hitler karşısındaki sessizlik ve tepkisizlik dünya genelinde 80 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştı. Gözü dönmüş bir caninin çılgınlığın faturasını tüm insanlık ödemişti. Bugün aynı hata tekrarlanmaktadır. Gazze kasabı Netanyahu ve kabinesinin soykırımları da tıpkı Hitler'e yapıldığı gibi büyük bir sessizlik ve tepkisizlikle izlenmektedir. Şunu kimse unutmasın ki ateş büyüdüğünde sadece bölgeyi yakmakla kalmaz kıvılcımlar dünyanın her yerine düşer. Nasıl bugün Hürmüz'deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir. Avrupa'da İspanya 'nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihi bir sorumluluktur. Bugün Gazze'de devam eden soykırımın kanı buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır. İran'da, Lübnan'da başlayan Suriye 'yi, Akdeniz 'i, Afrika 'yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır.

İsrail durdurulmalıdır. Bu insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir. Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir. Türkiye, İsrail'in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır. yenibakış gazetesi-kktc son dakika
Benzer Videolar