Coşkun: “Devlet yönetiminde köklü bir anlayış değişikliğine ihtiyaç vardır”

Bağımsız milletvekili adayı Hüseyin Mert Coşkun, “Bizim savunduğumuz devlet anlayışında ayrıcalık değil eşitlik, dokunulmazlık değil hesap verebilirlik, saltanat değil hizmet vardır.” Diyerek, devlet yönetiminde köklü bir anlayış değişikliğine ihtiyaç olduğu görüşünü ifade etti.

Coşkun’un açıklamaları, MDP basın bürosundan gönderildiği şekliyle aşağıdadır.

(ÖK)

DEVLET MİLLETİN EMRİNDEDİR, HİÇ KİMSENİN ŞAHSİ MALI DEĞİLDİR! Milletvekili, milletin efendisi değil; milletin temsilcisi, hizmetkârı ve hesap vermekle yükümlü olduğu kişidir. Milletin oyuyla o makama gelen hiç kimse, o makamı şahsi çıkarlarının, ayrıcalıklarının veya siyasi menfaatlerinin aracı hâline getiremez. Bizim savunduğumuz devlet anlayışında ayrıcalık değil eşitlik, dokunulmazlık değil hesap verebilirlik, saltanat değil hizmet vardır. Bu nedenle devlet yönetiminde köklü bir anlayış değişikliğine ihtiyaç vardır. 1. Milletvekili maaşları yeniden düzenlenmelidir. Milletvekili maaşları, ülkenin ekonomik koşulları, asgari ücret, emekli maaşları ve vatandaşın yaşam standartları dikkate alınarak belirlenmelidir. Halkın ekonomik sıkıntılar yaşadığı bir ülkede, halkın temsilcileri kendilerini toplumun geri kalanından ayrıcalıklı bir konuma yerleştirmemelidir. Maaş artışları otomatik ayrıcalıklara değil, şeffaf ve objektif kriterlere dayanmalıdır. 2. Milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılmalı, ancak görev güvencesi korunmalıdır. Hiçbir milletvekili hukukun üzerinde değildir. Suç iddiaları karşısında herkes gibi bağımsız yargı önünde hesap verebilmelidir. Meclis kürsüsündeki düşünce ve oy özgürlüğü korunmalı; ancak bu güvence kişisel veya siyasi suçlara kalkan hâline getirilmemelidir. 3. Başbakanın ve bakanların yetkileri denetlenebilir sınırlar içerisinde olmalıdır. Devlet yönetimi tek kişinin iradesine bırakılamaz. Başbakan ve bakanlar, yasaların çizdiği sınırlar içerisinde hareket etmeli; kararları bağımsız denetim mekanizmalarına açık olmalıdır. Güçler ayrılığı ve Meclis denetimi gerçek anlamda işletilmelidir. 4. Bakanlar Kurulu kararlarında mali denetim zorunlu olmalıdır. Kamu kaynaklarını ilgilendiren kararlar alınırken maliyet, bütçe etkisi ve kamu yararı önceden değerlendirilmelidir. Hukuken gerekli mali uygunluk ve denetim süreçleri tamamlanmalı; Sayıştay denetimi güçlendirilmeli ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı vatandaşın bilgisine açık olmalıdır. 5. Vatandaşlık işlemleri siyasi pazarlıkların ve kişisel çıkar ilişkilerinin dışında tutulmalıdır. Vatandaşlık, siyasi iktidarların dağıtabileceği bir ayrıcalık veya ticari bir kazanç kapısı değildir. Vatandaşlık başvuruları, İçişleri Bakanlığından bağımsız, tarafsız ve uzman bir denetim mekanizmasının incelemesine tabi tutulmalıdır. Her başvuru yasal kriterlere, güvenlik incelemelerine ve kamu yararına göre değerlendirilmelidir. Kararlar gerekçeli, kayıtlı ve denetlenebilir olmalıdır. 6. Kamu kaynakları ve devlet imkânları hiçbir siyasi yapının çıkarına kullanılamaz. Devletin bütçesi, makamları, kurumları ve imkânları milletindir. Hiçbir kişi, parti, zümre veya çıkar grubu devleti kendi arka bahçesi olarak göremez. Kamu ihaleleri, atamalar, teşvikler ve devlet kaynaklarının dağıtımı şeffaflık ve liyakat esasına göre yürütülmelidir. Bizim istediğimiz ayrıcalık değil adalettir. İmtiyaz değil eşitliktir. Makam sahibi olmak değil, o makamın sorumluluğunu taşımaktır. Devlet kimsenin kâr bahçesi, usulsüzlük tarlası, siyasi ganimet alanı değildir! Milletin alın teriyle oluşan bütçenin hesabını yine millete vermek zorundasınız. Çünkü devletin sahibi siyasetçiler değil, millettir. Makamlar geçicidir, devlet kalıcıdır, millet ise her şeyin üzerindedir.
Benzer Videolar