COP31, Antalya’nın akıllı sera teknolojilerindeki hedeflerine ivme kazandıracak

Akdeniz Üniversitesi Sera Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASETAM) Müdürü Doç. Dr. Nuri Çağlayan, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31), Antalya'nın sera teknolojilerindeki birikimini uluslararası alana taşıması için önemli bir fırsat sunacağını belirtti. Çağlayan, AA muhabirine, Antalya'nın Türkiye'nin örtü altı üretiminde önemli paya sahip olduğunu söyledi. Türkiye'deki örtü altı üretim alanlarının yaklaşık yüzde 41'inin, cam sera varlığının ise yüzde 79'unun Antalya'da bulunduğunu aktaran Çağlayan, kentte yaklaşık 320 bin dekar örtü altı üretim alanı olduğunu, bunun 120 bin dekarının modern seralardan oluştuğunu dile getirdi. Çağlayan, yaklaşık 2 bin 800 dekarlık alanda da topraksız tarım yapıldığını kaydetti. İklim değişikliğiyle birlikte su ve enerjinin daha verimli kullanılmasını sağlayan teknolojilerin önem kazandığını vurgulayan Çağlayan, "Hedefimiz COP31 ile birlikte Antalya'yı yalnızca tarımsal üretimde değil, aynı zamanda iklim dostu sera teknolojilerinin de geliştirildiği ve dünyada öne çıkan bir merkez haline getirmek." dedi. - Akıllı sera sistemleri öncelikli çalışma alanı Çağlayan, Türkiye'nin sera teknolojilerinde gelişmesi gereken alanlara değinerek, akıllı sera sistemleri, su ve enerji verimliliği ile iklim koşullarına uygun tasarımların öncelikli konular arasında yer aldığını ifade etti. Sensörler, otomasyon sistemleri ve yapay zeka sayesinde üretimde verimliliğin artırılabileceğine işaret eden Çağlayan, geliştirilecek teknolojilerin farklı ölçeklerdeki üreticilerin de kullanımına uygun olması gerektiğini söyledi. Çağlayan, Türkiye'nin yalnızca sera üretiminde değil, sera teknolojilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasında da söz sahibi olması gerektiğini dile getirerek, "Türkiye'nin hedefi sadece sera üretmek olmamalı. Sera teknolojilerinin de üretildiği, geliştirildiği, uygulandığı bir yere, bir alana, bir laboratuvar haline getirilmesi gerekir." ifadelerini kullandı. - COP31 bilimsel işbirliklerini geliştirebilir İklim değişikliğinin tarımsal üretim, su kaynakları ve gıda güvenliğini doğrudan etkilediğine dikkati çeken Çağlayan, COP31'in bilimsel işbirliklerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini kaydetti. Çağlayan, su yönetimi, enerji tasarruflu sera sistemleri ve dijital tarım teknolojilerinde ortak çalışmaların önemli olduğuna işaret ederek özellikle Akdeniz ülkelerindeki üniversite ve araştırma kurumlarıyla yapılacak işbirliklerinin yeni fırsatlar oluşturabileceğini belirtti. Antalya'nın uluslararası tarım teknolojileri merkezine dönüşmesi için geliştirilen sistemlerin gerçek üretim alanlarında test edilerek çiftçilerin kullanımına sunulması gerektiğini anlatan Çağlayan, üniversiteler, araştırma kurumları, kamu, özel sektör ve üreticilerin birlikte çalışmasının önemini vurguladı. - Bitkilerin ihtiyaçları sensörlerle takip edilecek ASETAM'da iklim koşullarına uyumlu sera sistemleri, su ve enerji verimliliği ile akıllı sera teknolojileri üzerine çalışmalar yürütüldüğünü bildiren Çağlayan, bitkilerin ihtiyaçlarını doğrudan takip etmeye yönelik yeni bir proje geliştirdiklerini söyledi. Çağlayan, Akdeniz Üniversitesi Ziraat ve Mühendislik fakültelerinin işbirliğiyle, İtalya'dan bir şirketin katkısıyla yürütülen projede, bitkilerin fizyolojik durumunu ve elektriksel özelliklerini ölçerek takip eden biyoempedans temelli sensörler geliştirildiğine dikkati çekerek ilk aşamada çilek bitkileri üzerinde denenen sensörlerle bitkinin su ihtiyacına ilişkin verilerin elde edilmesi, ilerleyen süreçte ışık ve diğer ihtiyaçlarının da izlenmesinin hedeflendiğini ifade etti. Projenin yazılım ve altyapı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü belirten Çağlayan, "Amacımız özellikle bitkinin su ihtiyacı, ışık ihtiyacı ve gelecekte diğer ihtiyaçları konusunda doğrudan doğruya bize bilgi verebilecek bir yazılım ve altyapı üzerinde çalışmak." diye konuştu.
Benzer Videolar