Çarpık yapılaşma felaket getirdi
Özlem ÇİMENDAL/Eniz ORAKCIOĞLU
Girne ve civarını son 48 saat içinde etkileyen aşırı yağışlar büyük maddi zararlara yol açtı. Yeni Bakış muhabirleri dün Karaoğlanoğlu muhtarı Hüdaverdi Tutkun ile bölgeyi ziyaret ederek ev ve iş yerleri zarar gören vatandaşı dinledi, ortaya çıkan acı tabloyu görüntüledi.
Karaoğlanoğlu Muhtarı Hüdaverdi Tutkun:
“Dere yatakları talan edildi”
“Karaoğlanoğlu’ndaki dere yataklarının talan edilmesinin sonucudur bu yaşananlar. Yukarıdaki sinemanın park yerinin düzleştirilmesi için doldurulan dere yatağı ve bu yataklara inşa edilen evlerin ortaya çıkardığı sonuçtur bugün yaşadığımız. Karaoğlanoğlu bölgesinde neredeyse evini su basmayan insan kalmadı. Yağışların başladığı andan itibaren kapı kapı dolaşırım Ben bile insanların evine gitmeye utanırım, ama başka yetkililer asıl sorumlular ne arar ne sorar. Önceden 5 dere yatağıyla denize ulaşan yağmur suları şu anda 3 dere yatağıyla denize ulaşmaya çalışıyor, dere yataklarına evler ve sinemalar yapıldığı için su yolunu bulamıyor. Neşet Sokak’ta hortum çıktı ve bütün evler zarar gördü insanlar hastanelik oldu.”
Bölge sakinleri ne dedi?
Şenay Güncüoğulları:
“Yetkililer görevlerini yapmıyor”
“Eski geniş borular değiştirilerek yerine kapasitesi daha düşük borular monte edildi. Bu borulardan bu çaptaki suyun tahliye olmasına imkan yoktu. Yetkililer hiçbiri görevini yerine getirmiyor. Yaptıkları tek iş TV’lere bağlanıp konuşma. Halkın içine giren hali nedir diye soran yok.”
Firdevs Dener:
“ Ne eşyamız kaldı ne sağlığımız”
“Her yıl her yağmurda aynı sorunları yaşıyoruz. Daha önceleri bu kadar su baskını yaşamadık. Bu yıl ne evimiz ne de eşyalarımız kaldı her taraf çamur içinde. isyanları oynuyoruz. Bu sorunların yaşanacağı önceden belli değil miydi?, bunların önlemi önceden alınamaz mıydı da bize bu rezaletleri yaşattılar.”
Kezban Yek:
“Hükümetin 87 yaşımda bana reva gördüğü bu mu?”
“Yağmur suları evin ön kapısından girip arka kapısından çıktı. Kullanılacak hiçbir eşyam kalmadı. 87 yaşındayım kimsem yok, her yeri çamur bastı, olan iki kırık dökük eşyamı da yağmur suları mahvetti. İnsanlar sağ olsun gelip yardım etti de oturduğum odanın çamurunu biraz temizlediler. Bu hükümetin bize reva gördüğü bu mu? Nedir bize bu yaptıkları?”
Zeki Erekli:
“Ocağımıza incir ağacı dikildi”
“Dükkanım yerle bir oldu. Bu zararımızı nasıl karşılayacağız. Ocağımıza incir ağacı dikildi resmen. İnsanlar restoranda mahsur kaldı. Kadınları çocukları camlardan dışarıya çıkardık. İşçilerim mahsur kaldı. Ne sivil savunma ne de belediye hiçbir yardımda bulunmadı, el uzatmadı. Ambulans bile gelmedi yaralananlar için. Mutfağım çamur içinde kaldı. 8 tane buz dolabım çalışmaz durumda şu an.”
Hüseyin Budak:
“Dükkanım kullanılmaz halde”
“Dükkanım kullanılmaz halde. Hala çamur temizleyip, su boşaltmaya çalışıyoruz. Uykusuz ve yorgun resmen perişan olduk, yemek yemeye bile zamanımız yok durmadan çalışıyoruz. Bu ilk baskın değildi ama artık yeter. Bu yılki gibi bir su baskını yaşamamıştık. İnsanlar artık isyan noktasına geldi. Dere yataklarının hepsi tıkalı kanalları açan yok. Yağmur suları akacak kanal bulamıyor. Neydi olacağı.”
Birgül Kafalı:
“Derelerin ağızlarına inşaat yaptılar”
“Derelerin ağızlarını hep kapattılar. Yağmur suyu akacak kanal bulamdı . Nereye gidecek bu sular? Bütün evimiz yerle bir oldu. Ne eşyamız kaldı ne ağzımızın tadı tuzu, iki gündür çektiğimiz rezillik de cabası. Hemen önümüzdeki sinemanın park alanı için buradaki dere yatağının ağzını kapattılar. Su doğal olarak denize ulaşamadığı için evlerimizi bastı. Bu çarpık düzenin bir an evvel düzeltilmesi gerekli.”
Hüseyin Özgök:
“Milyon TL’lik zararımı kim, nasıl karşılayacak, battım”
“Benim işyerim mahfoldu Milyon TL’lik zararım var. Granit taşlarım çamur doldu. Ben bu ürüleri bu halde kimseye satamam. Granitin metrekaresi 40 TL’dir, bu zararı kim nasıl karşılayacak soruyorum size? Herkes geçmiş olsun diyor ama geçmiyor hiçbir şey, bir geçmiş olsun demeyle. Zararımız büyük, bitip, tükendik. Vatandaşın bu haline sebep olanlar utansın.”
Ersin Günaydın:
“Sinema yaptılar dere yatağını tıkadılar”
“Söyleyecek söz bulamıyorum. Boruları değiştiler her şey daha da kötü oldu. Dere yataklarının ağızlarına yapılaşmaya gittiler, yağmur suları doğal akışını bulup gidemedi. Evlerimiz çamur altında, kullanılacak eşyamız kalmadı. Çoluk çocuk hep perişan olduk iki günden beri. Bu yağmur suyunun nereye gideceğini hiç kimse düşünmedi mi bunları buralara yaparken. Aşağıya yapılan sinema dere yatağını komple tıkadı. Burada dere yatağını tamamen tıkadıkları için biz de su ve çamur altında kaldık.”
Orbay Tataroğlu:
“Sel suyu beni aldı götürdü”
“Evlerimizi, odalarımızı sel aldı götürdü. Her taraf çamur altında. Çocuklarımız perişan oldu selin içinde ezildiler. Ben suyu temizlemek için dışarı çıktığımda sel suyu beni aldı götürdü. 20 metre suların içerisinde sürüklendim. Yaraladım. Belimin ağrısından duramıyorum. Bu işe bir çare bulsunlar. Bu dere yataklarının ağızları açılsın.”
Ayla Tataroğlu:
“Çamurdan kullanılacak bir şeyimiz kalmadı”
“Su içinde yüzüyoruz. Her tarafımız çamur oldu. Kullanılacak eşyamız kalmadı. Kimse uğrayıp halimiz nedir diye sormadı. Bir tek muhtar sağ olsun kapı kapı dolaşıyor. Sinirlerim bozuldu oturup ağlıyorum. Eve mi üzülelim, yorgunluğumuza mı yoksa çocuklarımızın rezilliğine mi?”
Özkan Aykan:
“Ne eşyamız kaldı ne de huzurumuz”
“Yeter artık bıktık usandık. Ne eşya kaldı ne huzur ne de başka bir şey. Hiçbiri uğramasın bu saatten sonra bu vatandaşın kapısına. Lanet olsun yapacakları işe de. Geçen defa sel bastığında bize dilenci gibi 300 TL zarar ziyan parası verdiler. Biz para istemiyoruz. İşlerini düzgün yapsınlar yeter. Biz dilenci değiliz 300 TL ile bu rezillikleri çekelim. Arkada dere var ağzı öndeki ev nedeniyle kapandı. Yağmur suları yolunu bulamadığı için aldı götürdü önüne ne geldiyse. İsyan ediyoruz artık bu düzene de yetkililere de.”
Cemaliye Aykan:
“Eğer yönetemiyorlarsa bıraksınlar”
“Bıraksınlar yönetmeyi bu ülkeyi eğer yapamıyorlarsa. Bu sorunlara felaketlere de bir çözüm bulamıyorlarsa söylesinler biz bu işi yapamıyoruz diye. Öndeki ev dere yatağına yapıldı. Mahalle olarak imza toplayarak, mahkemeye başvuracağız. Dere yataklarının ağızları hep tıkandı. Yağmur suyu doğal yolunu bulamadığı için sular evlerimizin içine doldu. Perişan haldeyiz.”
Sevilay Dalın:
“Vatandaşın şu haline vicdanları hiç mi sızlamıyor?”
“Dükkanımızın içi su doldu. İnsanlar su içinde kaldı. Perişan haldeyiz. Her tarafımız çamur içinde. Yeter artık bıktık usandık. Yetkililer gelsin şu halimizi görsünler. Bir yandan su diğer yandan soğuk hepimiz hasta olduk . Vicdanları hiç mi sızlamıyor?”