“ Birkaç Cenevre görebiliriz”
Deniz ABİDİN
Araştırmacı, Yazar, Akademisyen Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, Cenevre öncesi tarafların pozisyonlarına bakıldığı zaman her iki tarafta da çatlaklar olduğunun görüldüğünü ancak öncelikle bardağın dolu tarafına bakılması gerektiğini kaydetti.
Kızılyürek, zirve öncesi çetin bir pazarlık arifesinde olunduğuna dikkat çekerek, müzakere tarihine bakıldığı zaman, tarafların her zaman çıtayı yukarıya koyduklarını ama daha sonra esneyebildiklerinin görüldüğünü anımsattı.
İç konularda fazla bir sorunun yaşanacağını sanmadığını dile getiren Kızılyürek, “Bir tıkanıklık yaşanacaksa garantiler konusunda olası bir tıkanma yansıması olarak yaşanır” dedi.
Garantiler konusunda ise tam bir bilgi eksikliği ve kafa karışıklığının yaşandığına dikkat çeken Kızılyürek, “iki toplumun da güvenlik endişelerini giderecek formüller üzerinde durulmalıdır. Kuşkusuz, burada öncelikle Türkiye ile Yunanistan’a görev düşüyor. Garantör ülkeler, gerekli esnekliği göstermezlerse, sonuç almak zor olacaktır” şeklinde konuştu.
Araştırmacı, Yazar, Akademisyen Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, 9 Ocak’ta Cenevre’de başlayacak kritik Kıbrıs Zirvesi öncesi Yeni Bakış’ın sorularını yanıtladı. Kızılyürek, Cenevre öncesi tarafların pozisyonlarına bakıldığı zaman her iki tarafta da çatlaklar olduğunun görüldüğünü ancak ilk önce bardağın dolu tarafına bakmamışı gerektiğini kaydetti. Kızılyürek, Kıbrıs müzakere tarihinde tarafların ilk defa birçok konuda anlaştığını ve çözüme ilk defa bu kadar çok yakın olduğunu belirtti.
“Bazı konular ‘müzakere kozu’ olarak açıkta kaldı”
Azımsanmayacak görüş birliklerinin tamamen iki tarafın özgür iradesiyle sağlandığına dikkat çeken Kızılyürek, “Bunun altını çizmekte yarar var” dedi. Kızılyürek, açıkta olan konuların olduğunu, ancak bu konuların garantiler ve güvenlik başlığının görüşüleceği beşli ya da çoklu toplantıda tarafların “müzakere kozu” olarak kullanmak amacıyla açıkta bırakıldığının anlaşılmakta olduğunu vurguladı. Kızılyürek, “Yoksa, görüş birliği sağlanmasının imkansız olduğundan değil” diye konuştu.
“Çıta yukarıda, ancak esneyebilir”
Kızılyürek, Cenevre zirvesi öncesi çetin bir pazarlık arifesinde olunduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs sorununun çözümü için sürdürülen müzakere tarihine bakıldığı zaman, tarafların her zaman çıtayı yukarıya koyduklarını ama daha sonra esneyebildiklerinin görüldüğünü kaydetti. İç konularda fazla bir sorunun yaşanacağını sanmadığını dile getiren Kızılyürek, “Bir tıkanıklık yaşanacaksa garantiler konusunda olası bir tıkanma yansıması olarak yaşanır” dedi.
“Garantiler konusunda kafalar karışık”
Cenevre zirvesinin en kritik nokta olacağına vurgu yapan Kızılyürek, garantiler konusunda tam bir bilgi eksikliği ve kafa karışıklığının yaşandığını belirtti. Kızılyürek, şunları söyledi, “ 1960 Garanti Antlaşması bir “güvenlik” anlaşmasından çok, anayasal düzeni, toprak bütünlüğünü ve ülkenin bağımsızlığını garanti eden bir anlaşmaydı ve esas amacı da, Enosis ve Taksim gibi tehditlerin önünü kesmekti. Bugün, Enosis ve Taksim gibi tehditler söz konusu değildir. AB üyesi federal bir devletin anayasal düzenini bozmak kolay değildir. Bir diğer nokta da şudur: Garanti Antlaşması 1960’lı yıllarda Kıbrıs Türk toplumunun güvenliğini sağlamaya yetmemiştir. 1974’te ise binlerce Kıbrıslı Rum’un ölmesine vesile/neden olmuştur. Dolayısıyla iki toplumun da güvenlik endişelerini giderecek formüller üzerinde durulmalıdır. Kuşkusuz, burada öncelikle Türkiye ile Yunanistan’a görev düşüyor. Garantör ülkeler, gerekli esnekliği göstermezlerse, sonuç almak zor olacaktır. Özellikle popülist siyasetçiler sürece büyük zarar verebilirler”
“Masalara ‘Cyprus’ ibaresi konulabilir”
Çoklu veya 5’li konferansın ve özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin masada olma arzu ve ısrarının bir tıkanma yaratmasının olası olduğunu ifade eden Kızılyürek, bunun oldukça sıkıntılı bir konu olduğunu kaydetti. Kızılyürek, yaratıcı formüllerle bu sorunu aşmak gerekeceğini belirterek, iki Kıbrıslı liderin oturacağı masalara “Cyprus” ibaresinin konulabileceğini belirtti.
“Süreç tamamlanamayabilir ama sona da ermez”
9 Ocak’ta başlayacak olan Cenevre zirvesinde sürecin tamamlanamayabileceğini belirten Kızılyürek, şöyle devam etti, “Süreç tamamlanamayabilir. Ama sona da ermez. Masa yeniden kurulur ve yeniden müzakere edilir. Çözüme bu kadar yaklaşmışken, hiç kimse bu fırsatın heba edilmesini istemeyecektir. Yani, süreç uzayabilir ve birkaç “Cenevre” görebiliriz” diye konuştu.
Kızılyürek, Kıbrıs sorununun çözümü bölgesel gelişmeler bağlamında değerlendirildiğinde çözümde bütün tarafların, hatta bütün dünyanın çıkarı olduğunu belirterek, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların aynı devlet çatısı altında bir araya gelmelerinin, son yıllarda yaşanan etnik ve dinsel çatışmalara bir alternatif sunacağını kaydetti.
“Çözüm olursa Türkiye, AB ile açılım sağlar”
Kızılyürek, Kıbrıs sorununun çözümünün bir medeniyet kazancı olacağını söyleyerek, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de enerji ve ticaret merkezli yeni işbirliği olanaklarına kavuşacağını ve AB ile ilişkilerinde açılım sağlayacağını kaydetti. Kızılyürek, “Yunanistan ise sorunun çözümüyle birlikte sağlanacak Türk-Yunan yakınlaşması sonucunda askeri giderlerinde kısıtlamalara gidebilecek. Buna fazlasıyla ihtiyacı var. Yeter ki, sağduyu galip gelsin” dedi.